‘Onlar Yaşamdır’ Müzesi: Kadınların tarihteki rolünü yeniden yorumlayan proje

Irak’ta “Onlar Yaşamdır” Müzesi, kadınların tarihsel rolünü görünür kılmayı amaçlayan bir kültürel girişim olarak kuruldu. Iraklı araştırmacı Zainab Al-Nu'mani’nin projesi, kadınların üretimini küresel ölçekte görünür hale getiriyor.

RAJA HAMİD RASHİD

Irak - Irak’ta, tarih katmanlarının iç içe geçtiği ve medeniyetlerin kesiştiği bir coğrafyada, kadınların toplumsal ve tarihsel rolünü yeniden görünür kılmayı amaçlayan “Onlar Yaşamdır” Müzesi adlı kültürel bir girişim hayata geçirildi.

Iraklı araştırmacı Zainab Al-Nu'mani tarafından kurulan ve yürütülen bu proje, yalnızca bir müze çalışması değil, aynı zamanda kadınların insanlık tarihindeki yerini yeniden değerlendiren kapsamlı bir farkındalık ve araştırma sürecinin ürünü olarak tanımlanıyor. Girişim, kadınları güçlendirmeyi ve onların insan gelişimine katkılarını merkeze almayı hedefliyor.

Projenin amacı

Projenin temel amacı, Iraklı kadınların Mezopotamya uygarlığından günümüze kadar medeniyetin oluşumunda marjinal değil, aksine etkin ve belirleyici aktörler olduğunu ortaya koymak. Zainab Al-Nu'mani, yıllar süren araştırmaları sonucunda Iraklı kadınların tarih boyunca çoğu zaman karar alma süreçlerinin içinde yer aldığını ve önemli dönüşümlere yön verdiğini vurguluyor. Bu bağlamda öne çıkan tarihi figürlerden biri de, insanlık tarihinde bir devleti yöneten ilk kadınlardan biri olarak kabul edilen Kraliçe Kubaba. Kubaba’nın kraliyet bağı nedeniyle değil, bilgelik ve liderlik yetenekleri sayesinde iktidara geldiği, ülkesinde güvenlik, istikrar ve barışın sağlanmasında etkili olduğu belirtiliyor.

‘Babil, kadını yaşamın devamlılığını taşıyan bir öz olarak konumlandırıyordu’

Zainab Al-Nu'mani, projesinin başlangıç noktası olarak Babil şehrini seçtiğini belirterek, bu kentin “yaratılış ve yaşamı simgeleyen” güçlü bir tarihsel anlam taşıdığını ifade ediyor. Zainab Al-Nu'mani’ye göre Babil, antik düşüncede kadını yalnızca yaşamın bir parçası değil, yaşamın devamlılığını taşıyan bir öz olarak konumlandırıyordu. Bu nedenle “Onlar Yaşamdır” adının, kadının yalnızca hayatın içinde değil, hayatın kendisi olduğunu kaydediyor.

Babil’in, Mezopotamya uygarlığının kalbinde, Fırat Nehri kıyısında kurulmuş en eski ve en etkili merkezlerden biri olduğunu hatırlatan Zainab Al-Nu'mani, şehrin özellikle MÖ 18. yüzyılda geliştiğini ve MÖ 6. yüzyılda bilim, sanat ve mimaride zirveye ulaştığını aktarıyor. Zainab Al-Nu'mani, bu dönemde inşa edilen Babil’in Asma Bahçeleri ve turkuaz süslemeleriyle ünlü İştar Kapısı gibi yapılarla Babil’in insanlık tarihinde derin izler bıraktığını da vurguluyor.

‘Irak kadınlarının sesini, imajını ve yaratıcılığını görünür kılacak bir platform’

Zainab Al-Nu'mani, binlerce yıl önce kadınları yaşamın kaynağı olarak gören Babil’in bugün yeniden bir anlam kazandığını belirterek, bu mirasın Irak kadınlarının sesini, imajını ve yaratıcılığını görünür kılacak bir platforma dönüştüğünü ifade ediyor. Zainab Al-Nu'mani’ye göre proje, hem ülke içindeki hem de diasporadaki Iraklı kadınların üretimlerine adanmış belgesel, sanatsal ve kültürel bir alan olarak şekilleniyor. Zainab Al-Nu'mani, bu girişimle kadınları yalnızca klişe temsillere indirgemek yerine, sanat, edebiyat, el sanatları ve sosyal alanlarda topluma gerçek katkı sunmuş kadın rol modellerini öne çıkarmayı hedeflediğini vurguluyor. Ona göre amaç, kadınların tarih boyunca taşıdığı aktif ve dönüştürücü rolü yeniden hatırlatmak ve bu görünürlüğü kalıcı bir kültürel anlatıya dönüştürmek.

Müze sadece eserlerin sergilendiği salonlardan oluşan bir koleksiyon değil, kültürü soluyan canlı bir mekandı. Müze, nadir kitaplar, gazeteler ve dergilerin yanı sıra, Iraklı kadınların yaşamlarının farklı aşamalarını somutlaştıran görsel sanat eserleri ile folklorik ve tarihi kostümlerden oluşan geniş bir arşive ev sahipliği yapıyordu. Ayrıca tarih boyunca kadınlar tarafından uygulanan geleneksel el sanatlarına ve mesleklere adanmış özel bir bölüm de içeriyordu. Zainab Al-Nu'mani’nin de belirttiği gibi, bu eserlerin çoğu, Irak içinden ve dışından sanatçı ve araştırmacıların katkılarıyla birlikte, kendisinin kişisel çabalarıyla elde edildi.

‘150 eserle geniş bir portre’

Müzenin farklı boyutlarda ve dönemlerde yaklaşık 150 eser barındırdığını, bunların birlikte Iraklı kadınların tarih boyunca uzanan yaratıcılığının geniş bir portresini oluşturduğuna dikkat çeken Zainab Al-Nu'mani, bu eserler arasında derin sembolik anlamlar taşıyan sekiz heykelin de bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bunlar arasında, suyun kutsallığını, yaratılış ve yaşamdaki rolünü somutlaştıran büyük ölçekli bir eser olan ‘Çeşme Tanrıçası’ veya ‘Su Tanrıçası’ olarak bilinen Babil tanrıçasının heykeli ile tarih boyunca Irak kadınlarının gücünü ve direncini simgeleyen ‘Gururlu Kadın’ heykeli yer alıyor. Ayrıca günlük yaşamı ve mirasın korunmasını hatırlatan, kil fırında ekmek pişiren bir kadın heykeli, ailesini geçindirmek için çalışan kadınların emeğini ve azmini temsil eden bir kadın heykeli, güney Irak’ta kadınlar ile doğa ve su arasındaki bağı yansıtan, bataklıklarda geleneksel maşuf kullanan bir Mezopotamya kadını heykeli de bulunuyor. Bunların yanı sıra biri beyaz, diğeri kahverengi iki heykel, toplumdaki ten rengi çeşitliliğini ve kültürel çoğulculuğu temsil ediyor. Bir peygamber yetiştiren kadını simgeleyen Meryem Ana heykeli anneliğin gücünü ve manevi değerleri şekillendirmedeki rolünü anlatırken, gerçeği savunan ve kamusal alanda sesini yükselten ilk kadın figürlerinden biri olarak kabul edilen Hz. Zeynep heykeli de cesareti ve Kerbela olaylarını görünür kılmadaki rolünü vurguluyor.”

‘Irak sınırlarını aşan girişim İsveç, Avustralya ve Ürdün’e kadar uzanıyor’

Zainab Al-Nu'mani, “Onlar Yaşamdır” projesini geliştirirken arşivin hem basılı hem de dijital formatlarda korunmasına, eser konservasyonu üzerine uluslararası atölye çalışmalarına katılıma ve müzenin küresel erişiminin genişletilmesine odaklandığını belirtiyor. Zainab Al-Nu'mani’ye göre bu çaba, Mezopotamya kraliçelerinin tarihsel mirasını çağdaş kadınların yaratıcılığıyla buluşturan bir köprü niteliği taşıyor. Irak sınırlarını aşan bu girişimin İsveç, Avustralya ve Ürdün’e kadar uzandığını ifade eden Zainab Al-Nu'mani, projenin Iraklı kadınların üretimlerini bulundukları her yerde görünür kılan küresel bir platforma dönüştüğünü vurguluyor. Zainab Al-Nu'mani, müzenin yalnızca kadınların hikayelerini değil, aynı zamanda giyim, meslekler ve kültürel miras öğeleri üzerinden günlük yaşam pratiklerini de yansıtmasını hedeflediğini de özellikle kaydediyor.

‘Kadının öz güveni, çok yönlü bireyler ve uyumlu bir toplum yetiştirmenin temelini oluşturur’

Yolculuğun kolay olmadığını belirten Zainab Al-Nu’mani, “Özellikle müze için kalıcı bir yer bulamamak ve mali desteğin yetersizliği gibi ciddi zorluklar yaşandı. Ancak misyonuma inandım; Iraklı kadınların tarihinin belgelenmeyi ve gelecek nesiller için korunmayı hak ettiğine inanıyorum. Bu inanç, müzenin küresel çapta tanınan bir projeye dönüşmesine kadar karşıma çıkan engelleri aşmamı sağladı. Bu çabaların toplumsal gelişime katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Özellikle kız çocuklarının müzeyi ziyaret ederek ya da kültürel etkinliklere katılarak yaratıcı kadınların deneyimlerinden öğrenmesini, farkındalık ve bilgi edinmesini çok önemsiyorum” diyor.

Tüm kadınlara seslenen Zainab Al-Nu'mani, “Bir kadının kendi değerinin ve rolünün farkında olması, sağlıklı bir toplum inşa etmenin ilk adımıdır. Kadının öz farkındalığı ve öz güveni, çok yönlü bireyler ve uyumlu bir toplum yetiştirmenin temelini oluşturur. Benim inancım odur ki kadınlar hayatta sadece yardımcı bir unsur değil, hayatın kendisinin temelidir” diyerek sözlerini tamamlıyor.