TJA’lı Ayşe Gökkan hakkındaki davada gerekçeli karar açıklandı

TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan'ın fikir ve düşüncelerini hedef alan Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararını açıkladı.

Amed- Tevgera Jinên Azad (Özgür Kadın Hareketi-TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan hakkında, Diyarbakır 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, Mêrdîn'in Nisêbîn Belediyesi Başkanı olduğu 16 Mart 2011'de Mitanni Kültür Merkezi bahçesinde "Demokratik Çözüm Çadırı" kurulması nedeniyle "örgüte bilerek isteyerek yardım” iddiasıyla verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasının gerekçeli kararını açıkladı.

 Ayşe Gökkan’a daha önce verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının "orantısızlık" nedeniyle bozulmasının ardından yeniden görülen davada verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasının gerekçeli kararında, kurulan çadırda "örgütün propagandası yapıldığı" savunularak, bu nedenle Ayşe Gökkan'ın "örgütü bilerek isteyerek yardım etmek" iddiasıyla cezalandırılması istendiği hatırlatıldı.

 Gerekçeli kararda, Kongreya Jinên Azad'ın kısaltması olan KJA'nın açılımı "Karker jinen azad", "CPT" olan Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin kısaltılması "CPJ" olarak yer aldı, sosyalist kadın hareketlerinin öncülerinden Rosa Luxemburg'un adına atfen Amed'de kurulan Rosa Kadın Derneği'nin ismindeki "Rosa” İngilizcedeki "gül" olarak görüldü.

 Gerekçeli kararda, ilk kez antik Yunan'da Milattan Önce (M.Ö.) 5 bin yıllarında Sokrates çevresi tarafından kullanıldığı tahmin edilen ve Platon'un Gorgias adlı eserinde geçen hitabet/belagat kavramlarından türetilen, etkileyici ve ikna edici konuşma sanatı anlamına gelen "retorik"; tıp alanında "sürekli bakıma muhtaç olanlar" için kullanılan ve Güney Kore doğumlu İsviçre ve Almanya vatandaşı yazar, filozof ve kültür eleştirmeni Byung-Chul Han'ın tarafından sosyoloji-felsefe-kültür çalışmalarına kazandırılan "palyatif" kavramıyla kadın mücadelesine karşı argüman oluşturulmaya çalışıldı.

 57 ajanda üzerinden yapılan "retorik" ve "palyatif" niteleme

 Rosa Kadın Derneği’nde yapılan aramada el konulan 57 ajanda üzerinden yapılan "retorik" ve "palyatif" niteleme, gerekçeli kararda şu şekilde yer aldı: "… bahse konu ajandanın basımı yapılarak; zayıflayan kadın yapılanmasının tekrardan işlevsel hale getirilmek istenildiği, kadının örgüt içerisindeki yerinin güçlendirilmek istenildiği, kadının örgüt içerisindeki yeri retorik betimleyici bir şekilde anlatılarak bölgede bulunan kadınların örgüt kadın yapılanmasına katılımlarının palyatif olarak teşvik edildiği, örgütün geçmişten bu güne gelen kadın yapılanmalarının tüm eylem ve etkinliklerine ajandada yer verilerek örgütün ideolojisinin aktarılmasının sağlandığı yukarıda belirtilen doküman içeriğinden anlaşılmaktadır."

 Rosa Kadın Derneği ve Amed'de birçok kadın örgütünün bileşenleri arasında bulunduğu Dicle Amed Kadın Platformu faaliyetlerinin "örgüt" faaliyeti olduğu savunulan gerekçeli kararda, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra "terör" örgütü olarak kabul edilen Gülen Cemaati yapılanmasının yargıda etkin olduğu ve "KCK" operasyonlarını dayandırdığı "paralel devlet yapılanması" nitelemesinin yer aldığı gerekçeli kararda, DTK başlata olmak üzere, kadın derneklerinin de aralarında olduğu birçok derneğin isimleri anılarak bu “KCK Sözleşmesi” doğrultusunda kurulduğu savunuldu.

Leyla Güven kararına atıf

 İmralı tecridine karşı başlatılan açlık grevi eylemlerine ilişkin açıklamalar, cenaze ve yas törenlerine katılımların dijital medyada paylaşmanın suç olduğu savunulan gerekçeli kararda, mahkeme kendi yargıladığı ve 22 yıl 3 ay, başka bir dosyadan ise 11 yıl 7 ay hapis cezası verdiği DTK Eşbaşkanı Leyla Güven kararına da atıfta bulundu.

 Ayşe Gökkan'ın Leyla Güven için düzenlenen 2 eyleme katılması, bir cenaze törenine katılması, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına karşı bir eylemlere “örgüt çağrısı” ile katıldığı savunulan gerekçeli kararda, Ayşe Gökkan'ın mahkemede yaptığı savunmaya da suçlayıcı atıflar yapıldı.

 Gerekçeli karar

 Ayşe Gökkan'ın kişiliğinin ve kadın mücadelesinin doğrudan hedef alındığı gerekçeli kararda, Ayşe Gökkan'ın düşünceleri, "yalan", "ırkçı", "faşizan", "arkaik bozuk miras", Yunan mitolojisinde, yeraltı dünyasında sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilmiş bir kral Sisifos'a atfen "Sisifos'un lüzumsuz işini gönüllü olarak sürekli tekrar eden", ütopyanın karşıtı olan, otoriter, baskıcı ve kötü bir geleceği ifade eden "distopya", içki içmiş ya da uyuşturucu almış olan veya herhangi bir nedenle kendinden geçmiş olan anlamını içeren "esrik", birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılma anlamına gelen "erginleme senaryosu" nitelemeleriyle hedef alındı.

 Gerekçeli kararda, Ayşe Gökkan'ın fikirleri ve kişiliği şu ifadelerle hedef alındı: "Söylem ve yazıları, örgütsel savunma içerikleri, elde edilen örgütsel dokümanlar ve yasaklı yayınlar incelendiğinde; eylemlerinin distopya hayalli, esrik esinle elde edilen, arkaik bozuk mirasın sayısız biçim ve çeşitlemesi içerir ters arketiplerden oluştuğu, mütemadi şekilde 'kadın erginleme senaryoları' izlekleri taşıdığı, genel olarak söylemlerinin; insanlığın aynı kök atadan gelme tespiti inkarı içerikli, anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sistematik şekilde ırkçı hitap tarzına dayalı olduğu, söylemlerin insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratan içeriği olduğu, 'Sisifos'un lüzumsuz işini gönüllü olarak sürekli tekrar edip, ayrılıkçı, faşizan söylemleri ile terör örgütüne gönülden üst bağını ortaya koyduğu tespit edilip anlaşılmıştır."

 Gerekçeli kararda, Ayşe Gökkan'ın örgütsel amaçlarla kullanılmak üzere çadıra yer tahsisi şeklinde gerçekleşen olaya "örgüte yardım” suçunu işlediği kabul edilerek, cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu belirtildi.