Qedemxêra’nın diyarında özgürlük çığlığı
Îlam, kadim savaşçı Qedemxêra’nın atının sesiyle özgürlük marşını duyuyor ve sokaklara yayılıyor. Binlerce kadının umudu, bu kadim ve tarihi şehirlerde saklı. İşte bu umut yeniden canlanıyor ve yol gösteriyor. Kadınlar İran’ı değiştirecek ve değiştiriyor.
GELAWÊJ EWRÎN
“Jin, Jiyan, Azadî” devriminin üzerinden üç yıl geçti; kadınlar İslam Cumhuriyeti’ne bir darbe vurdu ve bunun geri dönüşü yok. Önder Apo’nun bu sihirli sloganı, bir söz olmanın ötesine geçerek zamanın ruhu haline geldi.
İran rejimi, kadınlar öncülüğündeki ayaklanmayı her defasında durdurmaya çalıştı. Ancak kadınlar buna izin vermeyerek, yoğun bir çaba gösteriyor. İşte tam da burada “Jin, Jiyan, Azadî”, bin yıllık baskılara karşı kadınların ve toplumların çığlığıyla bir şifa olarak ortaya çıktı. Tanrıçalarının izinden giden İranlı kadınlar, bir kez daha hak ve adalet sözünü buldu ve ısrarla onun izinden yürümeye devam ediyor. Onlar yalnızca kendi yollarında ilerlemekle kalmıyor, aynı zamanda tüm İran mozaiklerini ölümün gölgesinden çıkarıp yaşama doğru yönlendiriyorlar.
Kadınların belirleyici rolü
İran’da protestolar sekiz gündür Rojhilat da dahil olmak üzere birçok kentte devam ediyor. Başlangıçta pazar ve esnaf eylemleriyle ortaya çıkan gösterilerde, kadınlar hala öncülüğü elinde tutuyor. Halkın taleplerinin yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı olmadığı açıkça görülüyor. Kadınların öncülüğündeki İran toplumu, her fırsatta özgürlük ve demokrasi talebini dile getiriyor. Bu nedenle, her küçük hareket, yıllarca erkek egemen, cinsiyetçi ve otoriter bir zihniyetin halkı boğan ve nefessiz bırakan İslam Cumhuriyeti’ne karşı bir muhalefet dalgasına dönüşüyor. Kadınların “Jin, Jiyan, Azadî” devrimi, ölü bedenlere hayat veren bir özgürlük ve umut nefesi oldu. Uzun gecelerde bir kıvılcım kadar küçük bir umut, özgürlüğün tohumlarını, cellatların sırrında ve karanlığında saklı tutuyor.
Bu protestolarda kadınların rolü belirleyici ve halkın kaderini şekillendirecek nitelikte. Başından beri giderek daha fazla kadın katılıyor ve başlangıçta sadece esnaflarla sınırlı olan protestolar, artık toplumun her kesimine yayılmış durumda. Rejim, farklı ve proaktif açıklamalarla sorunun yalnızca ekonomik olduğunu ve esnafla birlikte çözüleceğini iddia ediyor, ancak artık kimse bu yalanlara ve bahanelere kulak asmıyor.
Jin, Jiyan, Azadî devriminin bir devamı
Kadınlar bir yerde isyan ettiğinde, tüm toplum oradadır ve herkesin sesi duyulur. Bazıları bu meseleyi toplumun sadece belirli kesimleriyle sınırlamak ve bunun sadece bazı insanların talebi olduğunu iddia etmek istiyor. Oysa bu gösterilerde kadınların büyük ve görünür katılımı, bu isyanın “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin bir devamı olduğunu açıkça gösteriyor. Bazı Kürt milliyetçileri ise Kürtleri sınamaya çalışıyor, protestoların onları ilgilendirmediğini ve sadece diğer şehirlerde gerçekleştiğini iddia ediyor. Oysa milliyetçilik, kadınların ve halkların düşmanıdır. Bugün rejim karşıtı protestoların merkezi yalnızca İran şehirleri değil, Rojhilat Kürdistan şehirleri de var: İlam, Kirmaşan ve Loristan. Bugün Lolistan’ın isyankar ve devrimci kadını Qedemxêr’in memleketinde özgürlük çığlıkları yükseliyor. Tanrıça Anahitia'nın memleketinde ise bu kez ataerkil sistem kınanıyor. Kirmaşan, Yari’nin memleketi, adaletin ve hakikatin vatanıdır, burada tanrıça kültürünün tohumları yeniden filizleniyor.
Kadınlar bu faaliyetlere katıldıkları sürece, Kürt ve İranlı milliyetçilerin tereddütleri ve kışkırtıcı girişimleri sonuçsuz kalacaktır. Kadınlar, tüm ulusları ve inançları temsil eder. Bu ayaklanmalarda kadınların radikal varlığı, tüm tartışmalara son verecek ve isyanların tonunu kesinlikle değiştirecektir. Bu nedenle kadınlar, devrimlerinin sorumluluğunu durmadan ve zaman kaybetmeden üstlenmelidir. Bu devrimi kadınlar başlattı, bunun için büyük bedeller ödediler, kan döktüler ve hala birçok kadın hapiste tutuluyor.
Bu devrimdir: Jin, Jiyan, Azadî’dir…
Kadınların katılımı, kapitalist güçlerin desteğiyle İran’da monarşiyi yeniden kurmaya çalışan Şah’ın oğlunun aşırı iştahını da engelleyecektir. Çoğu kişi, kadınların bu ataerkil sisteme karşı durduğunu ve durmaya devam ettiğini fark etmiyor. Aynı zamanda bu ayaklanmaları “Jin, Jiyan, Azadî” devriminden ayrı gören ve toplumu bölmeye çalışanlara da güçlü bir cevap olacaktır. Kadınların aktif rolü sayesinde, herkes bu ayaklanmanın halkın iradesiyle mi yoksa dış güçler tarafından mı yönlendirildiği sorusuna yanıt bulacaktır. Kadınlar, bu hareketin İran halkının özgür bir yaşam özlemi olduğunu açıkça gösterecektir. Hiç kimse, bu ayaklanmayı özünden uzaklaştıramaz. Bu devrimdir: Jin, Jiyan, Azadî’dir…
Evet, Kirmanşah halkı, Şirîn ve Ferhad’ın aşkıyla önlerindeki tüm engelleri ortadan kaldırıyor. Îlam, kadim savaşçı Qedemxêra Qelawendî’nin atının sesiyle özgürlük marşını duyuyor ve sokaklara akıyor. Binlerce kadının umudu, bu kadim ve tarihi şehirlerde gizli kalıyor. İşte bu umut yeniden canlanıyor ve öncülüğü üstleniyor. Kadınlar İran’ı değiştiriyor ve değiştirecekler…
