Kongra Star: İran’da ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sokağın sesi oldu

İran’da kadınlar, zorunlu başörtüsü ve hak gasplarına karşı sokaklarda ve hapishanelerde direnmeye devam ediyor. Kongra Star, kadınların direnişini destekleyerek, özgürlüğün kazanılmasının yalnızca mücadeleyle mümkün olacağını vurguladı.

Halep - İran’daki kadınların durumu, kişisel ve kamusal özgürlüklere yönelik baskıların sürmesiyle birlikte benzeri görülmemiş bir şekilde artan bir zulüm ve hak ihlalleri dalgasına sahne oluyor. Yetkililer, kadınları doğrudan hedef alarak tutuklamalar, idamlar ve ayrımcı yasalarla baskı uygulamaya devam ediyor.

Suriye’nin Halep şehrinde bulunan Kongra Star Diplomatik İlişkiler Komitesi, basın açıklaması yaparak, özgürlükleri kısıtlayan ve kadınları temel haklarından mahrum bırakan baskıcı rejimleri kınadı. Açıklamada özellikle İran’daki kadınların yaşadığı sıkıntılara değinildi ve Kürt halkının özgürlük ve hak talebiyle devam eden direnişine rağmen artan baskı ve adaletsizlikle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

‘Uçurum derinleşiyor’

Açıklamada, baskıcı ve diktatoryal rejimlerin, halklarına mutlak yetki dayatması ve bireysel ile toplumsal özgürlükleri susturması yoluyla yaratıcılığı boğduğu, siyasi katılımı zayıflattığı ve toplumun geniş kesimlerini çeşitli ihlallere maruz bıraktığı belirtildi. Bu politikaların en çok etkilediği grupların başında kadınlar geliyor. Açıklamada, “Bu ülkeler idamlar, keyfi tutuklamalar ve sıkı denetim gibi uygulamalarda benzerlik gösteriyor; yasaları adalet aracı yerine kontrol aracı olarak kullanıyorlar. İran rejimi, bu anlamda çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Halkın üzerindeki idamlar devam ediyor, kadınlara yönelik zorunlu başörtüsü ve sivil-siyasi hakları kısıtlayan yasalar uygulanıyor. Kadınların bedeni ve hayatı kontrol aracı haline getiriliyor. Bu yönetim tarzı, sadece sosyal ve siyasi reformları durdurmakla kalmıyor, devlet ile toplum arasındaki uçurumu derinleştiriyor ve kadınların ve halkların direnişini insan onurunu ve özgürlüğü korumak için zorunlu bir devrim haline getiriyor” denildi.

‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganı sahaya damgasını vuruyor

Açıklamada, bu baskıcı tabloya karşı 2022 yılında İran sokaklarında yükselen “Jin, Jiyan, Azadî” sloganının özgürlük çığlığı haline geldiği, kadınların devrimin kalbi ve ruhu olarak ön saflarda yer aldıkları belirtildi. Kadınlar zorunlu başörtüsüne karşı duruşlarını kişisel bir meseleden siyasi bir simgeye dönüştürerek rejimin baskıcı doğasını gözler önüne serdiler. Bu öncülük rolü, kadınları doğrudan iktidarın hedefi haline getirdi ve karşılığında kitlesel tutuklamalar, cinsel şiddet, medya itibarsızlaştırması ve sahada öldürmelerle karşılaştılar.

Açıklamada, bu acımasız baskının katlettiklerinden biri olarak genç Sagar İtimadi örneği verildi. Sagar İtimadi, İran devleti güçleri tarafından açılan ateş sonucu yaralanmış ve hayatını kaybetmişti. Açıklamada, “Onun ölümü izole bir olay değil, İranlı kadınların özgürlük için her gün ödediği bedelin canlı bir göstergesidir” denildi.

Kadın mücadelesi hapishanelerde sürüyor

Açıklamada, İran’da kadınların hedef alınmasının istisna olmadığı, aksine otoriter rejimlerin halkları zorla yönetme kalıbının bir parçası olduğu vurgulandı: Kadın bedeni, kısıtlayıcı dini ve yasal düzenlemeler, doğrudan şiddet ve ideolojik semboller aracılığıyla kontrol alanı haline getiriliyor. Bu durum, İranlı kadınların mücadelesini Suriye ve dünya kadınlarının mücadeleleriyle bağdaştırıyor. Tüm bu baskılara rağmen İranlı kadınlar, hapishaneler içinde bile direnmeye devam ediyor ve yaşadıkları sıkıntıları özgürlüğün kazanılması için bir tanıklığa dönüştürüyor.

Açıklama, son olarak İran, Suriye ve dünya kadınlarına, sınırları aşan dayanışmayı güçlendirme ve mücadelelerini kolektif bir güç haline getirerek baskıya karşı direnme ve haklarını savunma çağrısı yaptı. Bu dayanışmanın, baskı ve ayrımcılıkla mücadele eden toplumlarda adalet ve eşitliği tesis etmede kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.