Ekonomik kriz kadınları göçe zorluyor
İran’da derinleşen ekonomik kriz, binlerce kadını geçim için ülke dışına göçe zorluyor. Komşu ülkelere çalışmaya giden İranlı kadınlar, güvencesiz iş koşulları, toplumsal baskı ve ahlaki damgalamayla mücadele ediyor.
SAYEH MOHABBİ
Urmiye - İran’da derinleşen ekonomik kriz, binlerce kadını geçim mücadelesi uğruna ülke dışına göçe zorluyor. Komşu ülkelere çalışmak için giden İranlı kadınlar, yoksullukla birlikte ağır toplumsal baskı, ahlaki damgalama ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Göç, birçok kadın için hayatta kalmanın tek yolu olurken, beraberinde yalnızlık, dışlanma ve onur mücadelesini de getiriyor.
Ekonomik sorunlar, İran’dan işçi göçünün yapısını da değiştirmiş durumda. Kadın göçüne dair kesin veriler bulunmasa da, resmi istatistikler sefalet endeksindeki her yüzde 1’lik artışın kadın göçünü yüzde 5 oranında yükselttiğini ortaya koyuyor. Son on yılda Irak ve Federal Kürdistan Bölgesi, İranlı kadınlar için başlıca göç destinasyonları arasında yer aldı. Yoksulluk, iş olanaklarının yokluğu, adaletsiz ücretler, ekonomik istikrarsızlık ve boşanma gibi nedenler, kadınların göç kararlarında belirleyici rol oynuyor.
Göç eden kadınların büyük bölümü, yaşamlarını tabu, baskı ve kadın düşmanlığı arasında bir mücadele olarak tanımlıyor. İş bulmakta zorlanan ve çoğu zaman bir destekçiden yoksun olan kadınlar, özellikle hizmet sektöründe etik ihlaller ve ekonomik adaletsizliklerle karşılaşıyor; bir kısmı güzellik salonlarında ya da kuaförlerde çalışıyor. Ortalama 500 dolar civarında kazanan bu kadınlar, gelirlerinin neredeyse tamamını kira, ulaşım ve temel ihtiyaçlara harcıyor. Öte yandan Federal Kürdistan Bölgesi, BAE ve Türkiye gibi ülkelere çalışmaya giden birçok İranlı kadın, ahlaki etiketlemelerle karşı karşıya kalırken, bölgedeki yaygın metalaştırıcı bakış nedeniyle hem ekonomik hem de toplumsal açıdan iki kat mağdur ediliyor.
Toplumsal baskı yaşıyorlar
Federal Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan 32 yaşındaki İranlı Laleh K., yedi yıldır kuaför olarak çalıştığını ancak toplumsal baskıların hayatını zorlaştırmaya devam ettiğini söylüyor. Laleh K., “Bu baskılar, beni ve yüzlerce İranlı kadını birçok sorunla karşı karşıya bırakıyor, pek çok kadının hem ilerlemesini hem de ülkesine geri dönmesini engelliyor” diyor.
Çalışma koşulları göçe zorluyor
Federal Kürdistan’ın Hewler kentinde yaşayan İranlı Sima K., İran’daki çalışma koşullarının kendisini göçe zorladığını söylüyor. “İran’da günde 12 saat çalışıp 3–4 milyon tümen maaş almak mümkün değildi. Sadece kargo firmalarında, sekreterlik ya da satış gibi işler vardı, bu işlerin zorluğu ve uzun çalışma saatleri aldığımız ücretle uyuşmuyordu” diyen Sima K., ailesinin karşı çıkmasına rağmen bağımsız olma isteğiyle bu kararı aldığını belirtiyor. Sima K., “Israr ettim, Başur’a geldim ve büyük zorluklarla bir iş bulabildim” sözleriyle göç sürecinin kolay olmadığını vurguluyor.
Emek sömürüsü
Sima K. sözlerinin devamında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “İlk işim günde 13 saat, haftanın tamamında, neredeyse hiç ara vermeden çalışmaktı. Gerçekten çok zordu. Yöneticim kadın olduğu için iki yıl boyunca bu koşullara katlandım. Ama birçok kadın, bağımsız kalabilmek için sadece ekonomik zorunluluklar ve düşük maaşlar yüzünden istemeden bu işlere giriyor. Bu da İranlı kadınlar hakkında çok kötü bir algı yaratıyor. İran’a döndüğümüzde de durum değişmiyor; herkese aynı gözle bakılıyor. Hayatımız öyle bir noktaya geldi ki ne geçmişe dönebiliyoruz ne de geleceğe dair bir yol görebiliyoruz.”
Hizmet sektöründe çalışan Senor M. ise ikamet sorunlarının kadın göçmenler için ciddi bir stres kaynağına dönüştüğünü söylüyor. “Son birkaç yıldır ikamet iznimizi uzatamama endişesini defalarca yaşadık. İkamet iznini yenilemenin yıllık maliyeti bin dolara kadar çıktı” diyen Senor M., bu belirsizliğin yaşamlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Buna rağmen Senor M., bazı kadınların becerileri sayesinde yıllar içinde kendi işlerini kurmayı başardığını ve göçü bir başarı aracına dönüştürdüğünü de vurguluyor. Ancak bu noktaya ulaşmanın kolay olmadığını kaydeden Senor M., uzun süreli emek, fedakarlık ve ciddi zorluklara katlanmayı gerektirdiğini ifade ediyor.