İki sürgün, bir hafıza: 77 yıllık Katra özlemi
1948’de Katra kasabasından sürgün edilen 90 yaşındaki Fatıma Ebu Fenune, yanında getirdiği işlemeli elbiseleri 77 yıldır koruyor. Nekbe’nin tanığı olan Fatıma, hatıralarını saklarken, bir gün yeniden toprağına dönmenin hayalini kuruyor.
RAFIF ESLEEM
Gazze- Filistinli Fatıma Ebu Fenune, 1948’deki Nekbe sırasında zorla göç ettirildiği Ramle’nin güneybatısındaki Katra kasabasından yanında getirdiği işlemeli geleneksel elbiseleri hâlâ saklıyor. Bu elbiseler, Filistinli kadınların Nekbe öncesi yaşamına tanıklık ederken, Fatıma da o günlerin hatıralarını çocuklarına ve torunlarına anlatarak yaşatıyor.
Bugün 90’lı yaşlarında olan Fatıma Ebu Fenune, Katra’dan ayrıldığında henüz 15 yaşlarında olduğunu söylüyor. O dönem kırsal bölgelerde yaşayan birçok kız çocuğu gibi okula gitmediği için yaşını tam olarak bilmiyor. Ancak silah sesleri arasında annesinin elinden tutup kardeşleriyle birlikte kasabadan ayrıldığı günü hiç unutmadığını belirtiyor. O gün, Katra’yı son görüşü olmuş.
Fatıma Ebu Fenune, bu acı hatıranın İsrail ordusunun Ekim 2023’te Gazze’nin güneyindeki Nuseyrat Mülteci Kampı için tahliye emri vermesiyle yeniden canlandığını anlatıyor. Kamp sakinlerine yalnızca bir saat süre tanındığını, etraflarının bombardıman ve kurşunlarla çevrildiğini belirten Fatıma Ebu Fenune, “Katra’da yaşananların yeniden tekrarlanacağından korktum. Bir daha evimi göremeyeceğimi düşündüm” diyor. Ancak bugün çocukları ve torunlarıyla birlikte evinde olmanın mutluluğunu yaşadığını ekliyor.
Katra’nın gelenekleri ve kadınların yaşamı
Fatıma Ebu Fenune’ye göre Katra’da yaşam güzeldi ve halk refah içindeydi. Ancak kız çocuklarının eğitimi hoş karşılanmıyordu. Buna karşın Nekbe sonrasında Gazze’ye yerleşen aileler, kızlarını okullara ve üniversitelere göndermeye başladı.
Kadınların sabah erken saatlerde ev işlerini tamamladıktan sonra tarlalara veya hayvan otlatmaya gittiklerini anlatan Fatıma Ebu Fenune, kasabadaki hemen her ailenin toprağı olduğunu söylüyor. Kadınlar aynı zamanda gün boyunca nakış işliyor, yeni desenler geliştiriyor ve bu sanatı çevre köylerdeki kadınlara öğretiyordu.
Katra’da kıyafetlerle ilgili özel gelenekler de bulunuyordu. Tam işlemeli elbiseleri yalnızca evli kadınlar giyerken, genç kızlar daha sade kıyafetler tercih ediyordu. Beyaz başörtüsü ve altın liralardan oluşan takılar ise geleneksel kıyafetin önemli parçalarıydı.
Bir haftalık düğünler
Fatıma Ebu Fenune’nin en çok özlediği şeylerden biri de Katra’daki düğünler. Fatıma Ebu Fenune’nin anlatımına göre bir hafta boyunca süren kutlamalarda genç kızlar her gün gelinin evinde toplanır, türküler ve halk şarkıları söylerdi.
Gelinin farklı renk ve işlemelerde birçok elbise giydiğini anlatan Fatıma Ebu Fenune, altın liralardan yapılan başlıkların da gelini kalabalık içinde özel kıldığını ifade ediyor.
‘Hasret mucizeler yaratır’
Fatıma Ebu Fenune, annesinin kendisi için hazırladığı çeyizin parçası olan 20 işlemeli elbiseyi Katra’dan ayrılırken yanında getirmiş. Aradan geçen 77 yıla rağmen bu elbiselerin bir kısmını hâlâ saklıyor. Bazıları zamanla yıpranmış olsa da onlardan vazgeçmeyi düşünmüyor. Bir kısmını ise kızlarına vererek aile hafızasını gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.
Katra’ya dönmeyi hayal ettiğini söyleyen Fatıma Ebu Fenune, bunun nasıl olacağını sorduğumuzda gülümseyerek şu yanıtı veriyor:
“Bugün hareket ettiremediğim ayaklarımla koşacağım. Çünkü Katra’ya duyduğum özlem tek başına mucizeler yaratmaya yeter.”
Filistinlilere de topraklarını terk etmemeleri çağrısında bulunan Fatıma Ebu Fenune, 77 yıl geçmesine rağmen memleketinin en küçük ayrıntılarını bile hatırladığını ve hayatını kaybetmeden önce bir günlüğüne de olsa toprağına dönmeyi hayal ettiğini söylüyor.