Ekranlarda Mêrdîn, görünmez kılınan Kürt kimliği
Mêrdîn’de çekilen diziler kentin tarihi dokusunu ekranlara taşırken Kürt dili, kültürü ve toplumsal hafızasını görünmez kılıyor. Bölgenin gerçekliğinden uzak temsiller, kültürel asimilasyon tartışmalarını gündeme getiriyor.
EKİN STÊRK
Mêrdîn – Binlerce yıllık tarihi ve çok dilli kültürel dokusuyla öne çıkan Mêrdîn ve ilçeleri, son yıllarda televizyon dizilerinin çekim merkezlerinden biri haline geldi. Ancak kentin tarihi mekânları ve doğal güzellikleri ekranlara taşınırken, bu toprakların asli unsurlarından biri olan Kürt halkının dili, kültürü ve yaşam biçimi çoğu zaman anlatının dışında bırakılıyor. Kürtçenin görünmez kılındığı, kültürel değerlerin farklı kimlikler üzerinden yeniden kurgulandığı yapımlar, bölgenin gerçekliğinin ne ölçüde yansıtıldığı sorusunu gündeme getiriyor. Dizi sektörü aracılığıyla üretilen bu temsiller, kültürel hafızanın silikleştirilmesi ve asimilasyon politikalarının yeniden üretimi açısından da tartışılıyor.
Mêrdîn’in özellikle Midyat, Stewrê (Savur) ve Artuklu ilçeleri, bugüne kadar çok sayıda dizi ve film çekimine ev sahipliği yaptı. Sıla, Hercai, Bir Bulut Olsam, Berivan, Aşka Sürgün ve son dönemde geniş izleyici kitlesine ulaşan Uzak Şehir dizisi, kentte çekilen yapımlar arasında yer aldı. Midyat’ın tarihi sokakları ve taş konakları ile Stewrê’nin Dereiçi Mahallesi gibi mekânlar, bu yapımların önemli çekim alanlarına dönüştü. Ancak söz konusu yapımlarda bölgenin tarihi ve mimari dokusu ön plana çıkarılırken, Kürt halkının dili, toplumsal belleği ve kültürel yaşamının ne ölçüde temsil edildiği tartışma konusu oluyor.
Qoser’de bulunan Mezopotamya Kültür Sanat Derneği çalışanı Berivan Sakın, konuya dair konuştu.
Kürdistan’da kültür, dil ve toplumsal yaşam üzerindeki baskıların sistem politikaları eliyle sürdürüldüğünü belirten Berivan Sakın, Mêrdîn’de düzenlenen Kültür Yolu Festivali’nin içeriğinde Kürt kültürüne ve kimliğine yer verilmemesine dikkat çekti. Mêrdîn’in çok dilli ve çok kültürlü yapısına rağmen festivalde Kürt halkının tarihinin, kültürünün ve değerlerinin görünmez kılındığını ifade eden Berivan Sakın, halkın yüzyıllardır yaşattığı kültürel değerlerin sistem tarafından sahiplenilerek farklı biçimde sunulduğunu söyledi.
‘Festival sadece eğlenmekten ibaret değildir’

Mêrdîn’de pekmez festivali gibi etkinliklerin düzenlendiğini, ancak bu kültürün Kürtler ve Süryaniler tarafından kuşaklar boyunca yaşatıldığını kaydeden Berivan Sakın, kültürel değerlerin gerçek sahiplerinin görünmez kılındığını belirtti. Festival anlayışının yalnızca eğlenceye indirgenmesine de tepki gösteren Berivan Sakın, şöyle konuştu: “Festival, sadece gidip coşkuyla eğlenmekten ibaret değildir. Bu coğrafyada çok kadim medeniyetler inşa edildi. Festival dediğimiz şey, o derin hafızayı ortaya çıkarmak ve halkın önünü açmaktır. Ancak bugün düzenlenen festivallerin içinin tamamen boşaltıldığını görüyoruz. Kürt kültürü ve kimliği adına ortada hiçbir şey yok.”
‘Kürtler dizilerde yanlış tanıtılıyor’

Mêrdîn ve çevresinde çekilen dizilerin Kürt halkının yaşamını, tarihini ve kültürünü gerçekliğinden uzak bir biçimde yansıttığını belirten Berivan Sakın, bu yapımlar aracılığıyla Kürtlere yönelik kalıplaşmış algıların yeniden üretildiğini ifade etti. Dizilerde Kürt ailelerinin yalnızca aşiret ilişkileri, “namus cinayetleri” ve kadınlara yönelik şiddet üzerinden ele alındığını kaydeden Berivan Sakın, bu anlatının Kürt toplumunun gerçekliğini yansıtmadığını dile getirdi.
Söz konusu yapımları hazırlayanların Kürt halkını ve yaşadığı tarihsel süreçleri tanımadan hareket ettiğini söyleyen Berivan Sakın, “Bu dizileri çekenler bu halkı tanıyor mu? Bizim insanlarımızın duygularını, acılarını ve yaşadıklarını biliyorlar mı? Bunları hesaba katarak mı hareket ediyorlar? Hayır, böyle düşündüklerini sanmıyorum. Dizilerde Kürt kültürüne dair gerçek bir bağ göremiyoruz. Güzel bir kadın ve eşi arasındaki çatışmalar, sözde ‘töre cinayetleri’ sürekli işleniyor. Bu klişeler artık tekrar tekrar karşımıza çıkarılıyor. Oysa hiçbir Kürt kadını dizilerde gösterildiği gibi yapay bir kültürün içinde yaşamıyor” dedi.
Dizilerde kadın katliamlarının ve şiddetin Mêrdîn’in gündelik yaşamının olağan bir parçasıymış gibi gösterilmesine de tepki gösteren Berivan Sakın, kadınların yaşadığı sorunların bu şekilde kurgulanmasının hem kadınların gerçekliğine hem de kentin toplumsal hafızasına zarar verdiğini belirtti.

‘Bu projelerde yer alanlar çekilmeli’
Dizi ve film projelerinde çalışan bazı kişilerin kendi çevrelerinden olduğunu belirten Berivan Sakın, bu durumun kendisini ayrıca üzdüğünü ifade etti. Kürt kültürünü ve kimliğini çarpıtan projelerde yer alan kişilere çağrıda bulunan Berivan Sakın, “Bu projelerin içinde yer alan, setlerde çalışan bazı oyuncular bizim arkadaşlarımızdır. Aralarında hâlâ bu işi yapanlar var. İsimlerini tek tek söylemeye gerek yok. Ancak ellerinden geliyorsa bu tür projelerden ellerini çekmelidirler. Beni asıl üzen ve yaralayan durum budur” ifadelerini kullandı.
Gençlere çağrı
Bu yapımların izlenmesinin ve reyting almasının devamlılıkları açısından belirleyici olduğunu vurgulayan Berivan Sakın, halkın da bu konuda sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Dizilerin izlenmemesi ve bu tür projelere toplumsal destek verilmemesi gerektiğini belirten Berivan Sakın, özellikle gençlere ve üniversite öğrencilerine çağrıda bulundu.

Berivan Sakın, “Bu diziler yayınlandığında halkımız bunları izlememelidir. Eğer bu yapımlar reyting almasa, yani izlenmese, biliyoruz ki devam etmeyecekler. Buna karşı durabilecek güç yine Kürt halkının kendi elindedir. Gençlerimizin bu konuda duyarlı olması, bu festivallere ve bu tür yapımlara prim vermemesi gerekiyor” diye konuştu.
‘Kendi alternatifimizi oluşturmalıyız’
Kültürel asimilasyon politikalarına karşı yalnızca tepki göstermenin yeterli olmayacağını, bunun yanında alternatif kültür ve sanat çalışmalarının geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Berivan Sakın, Kürt halkının kendi festivallerini, tiyatrolarını ve müzik etkinliklerini güçlendirmesi gerektiğini kaydetti.
Mêrdîn’de bu yıl ikinci kez düzenlenen Kültür Yolu Festivali’ne işaret eden Berivan Sakın, Kürt kültürünün kendi değerleri ve tarihsel birikimi üzerinden yaşatılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Onların festivallerine karşı durmak yerine, kendi alternatif kültür ve sanat festivallerimizi, tiyatrolarımızı ve müzik etkinliklerimizi güçlendirmeliyiz. Çünkü bizim kültürümüz son derece kadimdir ve çok uzun bir tarihe sahiptir. Bir kültür çalışanı olarak yapmamız gereken en önemli şey budur. Bir araya gelerek kültürümüzü çok daha ileri taşımalıyız.”
‘Hepimize büyük sorumluluklar düşüyor’
Kültürel aktarımın aile içinde başlaması gerektiğini vurgulayan Berivan Sakın, çocukların anadilleriyle büyümesinin önemine dikkat çekti. Annelerin dahi çocuklarıyla Kürtçe konuşmamasının dil açısından ciddi bir kayıp olduğunu belirten Berivan Sakın, son olarak şunları söyledi: “Yapılan son araştırmalar, annelerin bile artık çocuklarıyla Kürtçe konuşmadığını gösteriyor. Bu çok büyük bir eksikliktir. Tarihimizi ve değerlerimizi iyi bilirsek, bu tür tehlikelerin ve asimilasyon politikalarının üstesinden gelebiliriz. Evlerimizde, ailelerimiz içinde kendi dilimizle konuşmalı, sanatımızı ve kültürümüzü yaşatmalı, yeni nesillere aktarmalıyız. Kültür çalışanları olarak hepimize büyük görevler düşüyor.”