Şirnexli kadınlardan ‘Kök Yasa’ çağrısı: Barış yasal güvenceye kavuşmalı
Şirnexli kadınlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin kalıcılaşması için hukuki güvence sağlayacak “Kök Yasa”nın çıkarılmasını istedi. Kadınlar, demokratikleşme adımları ve Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün barışın ön koşulu olduğunu ifade etti.
EKİN STÊRK
Şirnex – Barış ve Demokratik Toplum Süreci ikinci yılına girerken somut yasal adımların hala atılmamış olmasına tepki gösteren Şirnexli kadınlar, sürecin kalıcı ve hukuki bir zemine kavuşması için “Kök Yasa”nın bir an önce Meclis'ten geçirilmesini istedi. Kadınlar, kalıcı barışın ancak demokratikleşme adımlarıyla ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasıyla mümkün olacağını vurguladı.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci ikinci yılına girerken, kamuoyunda somut yasal ve siyasal adımların atılmamasına yönelik eleştiriler giderek artıyor. Sürecin kalıcı bir zemine oturtulması açısından en kritik başlıklardan biri olarak görülen “Kök Yasa” düzenlemesi yeniden Meclis gündeminin odağına yerleşti.
Kürt sorununun demokratik ve hukuki yöntemlerle çözümünü güvence altına alacak yasal düzenleme talebi uzun yıllardır dile getiriliyor. Bu talep, bugün de Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin en temel başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Demokratik siyaset çevreleri ise hazırlanacak düzenlemenin yalnızca teknik bir yasal değişiklikle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor.
Söz konusu düzenlemenin, çatışmalı sürecin yarattığı hukuksuzlukları giderecek, eşit yurttaşlık ilkesini güçlendirecek, demokratik siyasetin önünü açacak ve temel hak ile özgürlükleri güvence altına alacak kapsamlı bir demokratik dönüşümün başlangıcı olması gerektiği ifade ediliyor.
Siyasi partiler arasındaki temaslar sürerken, kamuoyunda “Kök Yasa” olarak adlandırılan düzenlemenin kapsamı ve içeriğine ilişkin tartışmalar da devam ediyor.
Bu kapsamda Şirnexli kadınlar süreç ve Kök Yasa’ya dair ajansımıza konuştu.
İki yıldır Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin başladığını hatırlatan DEM Parti Cizîr İlçe Eşbaşkanı Filiz Acu, “Ama bugün baktığımızda ne süreç için ne de yasalar için somut hiçbir adım atılmış değil. Bu nedenle iki yıldır başlayan bu süreçle birlikte Kürt halkı demokratik toplum ve barış için dünyanın her yerinde ayağa kalkmış ve taleplerini dile getiriyor. Kürt halkı olarak ilk talebimiz Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasıdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlandığında demokratik toplum süreci başarıyla inşa edilir. Bugün cezaevlerindeki tüm tutsakların ve dağlarda olan herkes burada olmasını isteriz. Onlarla birlikte Kürdistan’da siyaset yürütmek isteriz. Ama bunun olabilmesi için gerekli yasanın bir an önce yürürlüğe girmesi gerekiyor” dedi.
‘Örgütlenen halk her zaman kazanır’
Bu süreç için Kürtlerin omuzuna düşen sorumluluğun eksiksiz yapıldığını söyleyen Filiz Acu, “Ama bugün devlete baktığımızda somut hiçbir adım atmıyor. Süreci gittikçe daha da uzatıyorlar. Kürt halkını oyalıyorlar. Bu hiçbir zaman kabul edilemez. Kürt halkı bu yaklaşımlarla kandırılamaz. Çünkü onlar her şeyin farkında. Bizlerde iktidarın bu sessizliğine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Devlet bugünden sonra artık somut adımlar atması gerekiyor. Atılacak somut adımlarla birlikte Kürt halkında ancak inanç oluşur. Özgür bir Kürdistan inşa etmek için Kürt halkı her dakika ve her saniye kendini örgütlemeli. Örgütlenen halk her zaman kazanır. Diğer ülke devletlerine baktığımızda bunun örnekleri var” şeklinde konuştu.
‘Barışı birlikte inşa edelim’

DBP Cizîr İlçe Eşbaşkanı Aynur Elçioğlu da başlayan süreç ile birlikte Kürt halkının gerekli tüm adımları attığını belirterek, sürecin iki yıldır başlamasına rağmen somut bir şeylerin olmadığını belirtti. Özellikle annelerin barış istediklerini söyleyen Aynur Elçioğlu, “Çünkü yıllardır annelerin yüreği yanıyor. Evlatları yaşamlarını yitirdi. Anneler artık kan dökülsün istemiyor. Savaşın durmasını istiyorlar. Annelerin yüreği bu kadar yanmasına rağmen barış talebinden asla vazgeçmediler. Bir diğer yandan baktığımızda Türk annelerinin bir gün televizyonlara çıkıp da barış istediklerini duymadık ve sürece cevap olmuyorlar. Buradan onlara da çağrımızdır, sürece sahip çıkın ve gelin barışı birlikte inşa edelim” çağrısında bulundu.
‘Fiziki özgürlük sağlansın’
Kürt Halk Önderi’nin hala İmralı Adası’nda tutsak olduğunu ve tecrit altında olduğunu söyleyen Aynur Elçioğlu, “İki yıldır başlayan bu süreçte Önderlik hala tutsak, fiziki özgürlüğü sağlanmadı. Cezaevindeki tutsaklar hala bırakılmadı. Anadil talebimiz ve eşit yurttaşlık hala uygulanmadı. Bir diğer yandan yaptığımız halk toplantılarında halkın talebi fiziki özgürlük. Çünkü fiziki özgürlük sağlanırsa diğer taleplerimiz ancak gerçekleşir. Bu nedenle Kürtler bu kadar adım atarken, iktidar hala somut bir adım atmış değil. Kürt halkı olarak biz kimliğimiz, dilimiz, varlığımız tanınsın istiyoruz. Biz barış ve birlikte özgürce bir yaşam istiyoruz. Her şeyden önce Önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanması gerekiyor” diye belirtti.
‘Terörist değil, Kürd’üz’
Kök Yasa’ya da dikkat çeken Aynur Elçioğlu, yasanın bir an önce yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade etti. Kök Yasa’nın sağlanmasıyla birçok şeyin gerçekleşeceğini kaydeden Aynur Elçioğlu, “Doğru ve gerekli bir yasa çıkarılırsa süreç açısından önemli bir şey. Çünkü Kürt halkı bir umutla bu yasanın çıkarılmasını bekliyor. Ama sürekli bir erteleme içindeler. Kürt olduğumuz için ‘terörist’ olarak lanse ediliyoruz. Biz bunu da kabul etmiyoruz. ‘Terör’ kavramının artık Meclis’te ve hiçbir yerde kullanılmasını istemiyoruz. Çünkü biz terörist değiliz, Kürd’üz. Kürt halkına çağrımdır; Önderliğin başlattığı bu sürece sahip çıkalım ve sürece cevap olalım” dedi.
‘Annelerin yüreği yanmasın’

40 yıl hapis cezası alan ve 16 yıldır tutsak olan Lokman Daneri’nin annesi Saniye Daneri, başlayan süreçle birlikte içlerinde bir umudun doğduğunu söyleyerek, “İçimizde bir umut var ama devlete karşı değil. Çünkü devlet bu süreç için hiçbir adım atmadı. Bizimle oynuyor gibi. Ama bizim Kürt halkı tarafında umudumuz var. Biz artık barışın sağlanmasını ve cezaevi kapılarının açılmasını istiyoruz. Annelerin yüreği yanmasın artık. Biz kendimize inanıyoruz, iktidara inanmıyoruz. Biz annelerin gözleri umutla cezaevi kapılarında. Bu yasa Meclis’ten geçsin. Bu süreç sadece Kürt halkı için değil, tüm halklar için. Dolayısıyla herkes elini taşın altına koymalı. İki yıldır barış sağlansın diye bekliyoruz, ama iktidar adım atmıyor. Bu da kabul edilmez. Özgür bir Kürdistan’ın kurulmasını istiyoruz. Bunun içinde omuz omuza vermek gerekiyor” sözlerine yer verdi.