Rojava raporu: Çok sayıda hak ihlali belgelendi

Demokrasi ve Uluslararası Hukuk Derneği’nin Bağımsız Hakikatleri Araştırma Misyonu, Kuzey ve Doğu Suriye’de Ocak 2026’dan bu yana yaşanan saldırılara ilişkin 108 sayfalık rapor hazırladı.

Haber Merkezi- Demokrasi ve Uluslararası Hukuk Derneği’nin (MAF-DAD) oluşturduğu Bağımsız Hakikatleri Araştırma Misyonu, Ocak 2026’dan itibaren Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan saldırılara ilişkin hazırladığı 108 sayfalık raporu açıkladı. Saha görüşmeleri, tanıklıklar, tıbbi kayıtlar ve görsel belgelerin incelendiği raporda sivillerin ve sağlık kuruluşlarının hedef alınmasından keyfî gözaltı ve işkenceye, yağma ve zorla yerinden edilmeden toplumsal cinsiyete dayalı ihlallere kadar çok sayıda hak ihlali belgelendi. Heyet, elde edilen bulguların savaş suçları ve insanlığa karşı suçların işlendiğine dair makul gerekçeler sunduğunu belirterek bağımsız uluslararası soruşturma çağrısında bulundu.

Demokrasi ve Uluslararası Hukuk Derneği’nin (MAF-DAD) oluşturduğu Bağımsız Hakikatleri Araştırma Misyonu, Ocak 2026’dan itibaren Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan saldırılarda insan hakları ihlallerini belgelemek için bölgeyi ziyaret etti. Heyet, bu ziyaretler sonucunda 108 sayfadan oluşan kapsamlı bir rapor hazırladı. Raporda yedi ihlal başlığı yer aldı.

Siviller hedef alındı

Rapora göre 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırıların ardından siviller hedef alındı. Raporda insansız hava araçları ve topların yanı sıra keskin nişancıların sivilleri hedef almasına ilişkin tanıklıkları da yer aldı. Reqa ve Tebqa’dan çıkmaya çalışan sivillerin kullandığı yollarda ise araçlara ateş açıldığı, kontrol noktalarında insanların durdurulup etnik kimliklerinin sorulduğu, darbedildiği ve katledildiği de belgelendi.

Kürt kimliği nedeniyle hedef alındılar

Raporda, Reqa’dan çıkan sivillerin kontrol noktalarında etnik kimliklerinin sorulduğu, Kürt oldukları anlaşılan kişilerin ırkçılığa maruz kaldığı belirtildi. Aynı zamanda 18 Ocak’ta El Kerame kontrol noktasından geçen bir tanık, yanlarındaki bir kişinin araçtan çıkarılıp gözaltındaki iki kişiyle birlikte katledildiğini hayatta kalanların yere yatırıldığını, üzerlerine basılarak dövüldüğünü ve “Kürt domuzları” diye aşağılandığını anlattı. 

Hastaneler vuruldu, yaralıların tedavisi engellendi

Reqa’dan ailesiyle çıkan başka bir kadının tanıklığına da yer verildi. Kadın yolculuk sırasında konvoylarına ateş açıldığını anlattı. Raporda, aynı güzergâhta yaşanan benzer olaylara ilişkin birden fazla bağımsız tanıklık bulunduğu belirtildi.

Şêxmeqsûd’daki Halid Fecir Hastanesi ile Eşrefiyê’deki Osman Hastanesi’nin bombardımana maruz kaldığı da belgelendi. Raporda sağlık çalışanlarının yaralandığı, gözaltına alındığı, kaybedildiği ve katledildiği bulgular da yer aldı. Halid Fecir Hastanesi’ne sığınan bir tanık, içerinin yaralılar ve katledilenlerle dolu olduğunu, su depolarının vurulmasının ardından çocukların su istediğini, ancak hastanede su bulunmadığını söyledi. Heyetin raporuna göre 8 Ocak’ta hastaneye isabet eden bir patlamayı gösteren güvenlik kamerası görüntülerinde iki sağlık çalışanının katledildiği tespit edildi. 

Gözaltında işkence

Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’nin kontrolünün el değiştirmesinin ardından bazı erkekler kadınlardan ve çocuklardan ayrılarak gözaltına alındı. Ailelere yakınlarının nerede tutulduğuna dair bilgi de verilmedi. Görüşülen kişiler şiddet ve işkence gördüklerini, zorla ifade tutanaklarının imzalatılmaya çalışıldığını, su ve yemek ile tedaviden yoksun bırakıldıklarını anlattı.

Bir tanık, kontrol noktasında katledilen yakınlarının cenazelerinin, aile üyeleri ölümlerden SDG’yi sorumlu tutan gerçeğe aykırı bir ifadeyi imzalayana kadar teslim edilmediğini anlattı. Bir başka tanık, Ebu Heşeb köyü yakınlarında durdurulan 12 kişilik ailesine Kürt olduklarının anlaşılmasının ardından ateş açıldığını dile getirdi. 

Katledilenlerin bedenlerine yönelik saldırılar

Heyet, saldırılarda katledilen kişilerin bedenlerinin parçalandığına, aşağılayıcı görüntülerinin çekilip yayıldığına ve ailelerin cenazelerine ulaşmasının engellendiğine ilişkin tanıklıkları ve görsel materyalleri de inceleyerek rapora ekledi. Rapor aynı zamanda, çatışmaya artık katılmayan Asayiş ve SDG mensuplarına yönelik saldırıları da ayrı bir bölümde inceledi.

Bir kez daha yerinden edilme

Raporda, Şêxmeqsûd, Eşrefiyê, Reqa ve Tebqa’dan geniş çaplı yerinden edilme yaşandığını kaydetti. Rapor saldırılar, kuşatma, tehditler, gözaltılar ve katledilme tehdidi nedeniyle bu kişilerin zorla göç ettirildiğini ortaya koydu.

Belgelenen ihlallerin toplumsal cinsiyete dayalı bir boyutu olduğunun ise altını çizdi. Kadınların bedenlerine yönelik saldırıların yanında kadın merkezlerinin, kütüphanelerinin, heykellerinin ve siyasete katıldıkları kurumların hedef alınması birlikte değerlendirildi. Kadın savaşçılardan birine ait olduğu söylenen kesilmiş saç örgüsünün bir silahlı çete üyesi tarafından kameraya gösterildiği görüntü de raporda yer aldı. 

Soruşturma ve hesap verme çağrısı

Raporun sonuç bölümünde, Suriye’deki mevcut yargı mekanizmalarının mağdurlar için etkili bir hesap verme yolu sunmadığını belirterek bağımsız uluslararası soruşturma çağrısı yapıldı. Yalnızca doğrudan faillerin değil, suçları emreden, kolaylaştıran, önlemeyen veya cezalandırmayan komuta ve karar alma kademelerinin olası bireysel sorumluluğunun da araştırılması istendi. Aynı zamanda Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’ndan Ocak ve Şubat 2026’daki olayları soruşturmalarına dahil etmesi talep edildi.

Türkiye’ye çağrı

Türkiye’ye yönelik çağrıda ise Türkiye ordusunun, silahlarının ve yetkililerinin ihlallerde olası rolüne ilişkin iddiaların bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılması talep edildi. Heyet ayrıca Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, diğer Avrupa Birliği ülkeleri ve Birleşik Krallık da dahil Suriye geçiş yönetimine destek sağlayan devletlerden, verdikleri desteğin uluslararası insancıl hukuk ihlallerinde kullanılmasını önlemek için etkili önlemler almalarını istedi.