Bêrîvanlar koçer kültürünü yaşatıyor: Yok olmasını istemiyoruz
Şirnex'in Elkê ilçesindeki Kato Dağı eteklerinde üretimini sürdüren bêrîvan kadınlar, ekonomik kriz ve genç kuşakların uzaklaşması nedeniyle koçer yaşam kültürünün giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
EKİN STÊRK
Şirnex – Doğayla kurdukları yaşamı kuşaklar boyunca sürdüren bêrîvan kadınlar, Kato Dağı eteklerinde görünmeyen emekleriyle üretmeye devam ediyor. Koçer kültürünün giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken kadınlar, ekonomik kriz nedeniyle yaşamlarını sürdürmekte zorlandıklarını ifade etti.
Dağların eteklerinde yankılanan çan sesleri, günün ilk ışıklarıyla birlikte yola koyulan bêrîvanların izini taşıyor. Şirnex'in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinde bulunan Kato Dağı eteklerinde her yaz yüksek yaylalarda yeniden kurulan yaşamın merkezinde yer alan kadınlar, hayvan sürülerine olduğu kadar hafızaya, üretime ve doğayla kurulan kadim ilişkiye de sahip çıkıyor. Binlerce yıllık koçer yaşam kültürünü omuzlayan bêrîvanlar, tüm zorluklara rağmen kadın emeğini kuşaktan kuşağa aktarmayı sürdürüyor. Bêrîvanlık, kadınlar için yalnızca bir geçim biçimi değil; emeğin, direncin ve yaşamı yeniden kurmanın ifadesi olurken, görünmeyen emekleri de Kürt coğrafyasının kültürel hafızasını canlı tutuyor.
Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinde bulunan Kato Dağı’nda bêrîvanlık yapan kadınlar, koçer kültürünü tüm zorluklara rağmen yaşatmayı sürdürdüklerini söylüyor.
‘Yaylalarımız çok güzel’

27 yıldır bêrivanlık yapan Hemayil Cin, çocukluğunda ailesinin de bêrivanlık yaptığı söyledi. Hemayil Cin, “Bizim yaylalarımız çok güzel ve burada nefes alıyoruz. Koyunlarımızı sağıyoruz, sütünden de peynir ve yoğurt yapıyoruz. Biz her yıl ilçeden yaylaya geliyoruz ve bêrivanlık yapıyoruz. Karlar eridikten sonra Mêrgê Sotî’de karlar eridikten sonra artık gidip çadırlarımızı orada kuruyoruz. Son bahara kadar.”
Ekonomik krizin gölgesinde bêrîvanlık
Bêrîvanlık kültürünün eskiden çok yaygın olduğu hatırlatan Hemayil Cin, “Eskiden kadınlar zorluklara rağmen bêrîvanlık kültürünü yaşatıyorlardı. Ama şimdiki gençler buna pek ilgili değil. Bu işi yapmak istemiyorlar. Eskiden bêrîvanlık yapan kadınlar hala bu işi yapıyor. Ama gittikçe bu azalmaya başladı. Yaylanın her bir bölgesinde eskiden çok fazla aileler gelirdi. Ama bugün elle sayılacak kadar çok az aileler geliyor. Bêrîvanlığı yaparken bir yandan da ekonomik krizin etkisinde de kalıyoruz. Her şey çok pahalı bir şey alamıyoruz. Hayvanlarımıza bakabilmek için yeminden, samanından tutalım diğer her şey çok pahalı. Dolayısıyla hayvancılık yapmakta zorlaştı” dedi.
Görünmeyen emeğin karşılığı
Sabah saat 8.00’da yaylaya geldiklerini söyleyen Hemayil Cin, “Akşam 19.00’da da ilçeye dönüyoruz. Sabah ilk iş saat 10’da koyunlarımızı sağıyoruz. Sütünden ise peynir ve yoğurdumuzu yapıyoruz. Saat 16.00’da da ikinci kez koyunlarımızı sağıyoruz ve o sütle de yine süt ürünlerini yapıyoruz. Daha sonra eve dönüyoruz. Her günümüz böyle geçiyor. Biz yaptığımız peynir ve sütü satıyoruz. Araba sahibine ve koyunlara bakan çobanlara veriyoruz. Ama bize bir şey kalmıyor. Çünkü emeğimizin karşılığını alamıyoruz” diyerek kadın emeğinin görünmediği söyledi.
‘Kato Dağı’na bakarken huzur buluyorum’
Bêrîvanlığın annesinden kendisine miras kaldığını ve bu kültürü sürdürmek için yaptığını ifade eden Hemayil Cin, “Yaylalarımıza geldiğimizde nefes alıyoruz. Çünkü tek alanımız burası. Bu kültürün yok olmasını istemiyorum. Bundan dolayı hala bêrîvanlığı yapıyorum. Ölene kadar da bu işi yapacağım. Bugün Kato Dağı’na bakarken huzur buluyorum” dedi.
‘Barış sağlansın’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de dikkat çeken Hemayil Cin, şunları söyledi: “Barış sağlanmasını istiyorum. Artık bu ülkeye huzur gelsin. Artık hiçbir anne ağlamasın. Bu sürecin bir an önce barışla sonuçlanmasını istiyorum.”
‘Çok zor ve zahmetli bir iş’

Yaklaşık 15 gündür yaylaya geldiğini söyleyen Devlet Yiğit, karlar eridikten sonra Mêrgên Soti bölgesine gideceklerini ve çadırlarını orada kuracaklarını söyledi. Yaşamlarının sadece koyunlara bakmak ve bêrîvanlıkla geçtiğini aktaran Devlet Yiğit, “Yaklaşık 7 yıldır ben bêrîvanlık yapıyorum. Bêrîvanlık çok zor ve zahmetli bir iş. Ama bir diğer yandan da bêrîvanlığı yaptığımız için mutluyuz. Çünkü bu bizim kültürümüz. Buradaki tüm insanların geçim kaynağı hayvancılık. Şimdiki gençlerin bêrîvanlık yapmıyor. Bizler yapıyoruz sadece. Kimse bu işi yapmadığı içinde ondan gittikçe azalıyor. Bêrîvanlık ve koçerlik kültürünün yok olmasını istemiyoruz. Herkesin bu kültüre sahip çıkması gerekiyor. Kimse artık koçerlik yapmayı istemiyor. Ondan kaynaklı onlara bu iş zor geliyor. Ben yarın bir gün ölsem bile çocuklarımdan biri gelip bu işi yapmaz” şeklinde konuştu.
‘Geçimimiz zor sağlıyoruz’
Sabah erkenden yaylaya geldiklerini akşam saat 19.00’a kadar burada kaldıklarını ifade eden Devlet Yiğit, “Sağdığımız sütten peynir ve yoğurt yapıyoruz. Fazla olanı satıyoruz ve birazını da kendimize alıyoruz. Geçimimizi ancak böyle yapabiliyoruz. Zar zor geçimimiz yapıyoruz bir şekilde” dedi.