İran’da ekonomik kriz: Gıda fiyatları fırladı

Yüksek enflasyon ve değer kaybeden para birimi İran’da temel gıda ürünlerini ulaşılamaz hale getirdi. Gıda fiyatlarındaki artış yüzde 200’e yaklaşırken, milyonlarca aile geçim kriziyle karşı karşıya.

Haber Merkezi- Yıllardır yaptırımlar, yapısal yolsuzluk, kronik kötü yönetim ve güvenlik ile bölgesel politikaların ağır maliyeti altında yıpranan İran ekonomisi, bölgede son yaklaşık iki buçuk ayda artan askeri gerilimlerin ardından yeni bir kaos evresine girdi. Bu yeni dönemin en belirgin göstergesi ise gıda fiyatlarındaki patlama ve İranlı ailelerin sofralarının benzeri görülmemiş şekilde küçülmesi oldu.

Ekonomik tahminler, son aylarda gıda enflasyonunun olağanüstü bir hızla arttığını ve bazı ürün gruplarında yüzde 100 ila yüzde 200’ü aştığını gösteriyor. İran yönetimi resmi ve manipüle edilmiş verilerle enflasyonu yaklaşık yüzde 53 olarak açıklamayı sürdürürken, bağımsız raporlar ve uluslararası ekonomik medya gerçek enflasyonun yüzde 70 seviyesine yaklaştığını ortaya koyuyor. Bu durum, halkın yaşadığı gerçeklik ile hükümetin resmi söylemi arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor.

Gıda enflasyonu hızla yükseliyor

Ekonomik veriler, zaten kritik seviyede olan gıda enflasyonunun son gelişmelerle birlikte yüzde 140 ila yüzde 200 bandına yükseldiğini gösteriyor. Bu da temel gıda maddelerinin, daha önce de toplumun büyük kısmı için yarı lüks hale gelmişken, artık milyonlarca aile için tamamen ulaşılamaz hale geldiği anlamına geliyor.

Riyal değer kaybediyor

Krizin merkezinde İran para birimi riyalin sürekli değer kaybı yer alıyor. Riyal yalnızca yaptırımların değil, aynı zamanda siyasi istikrarsızlığın, toplumsal güven kaybının, sermaye kaçışının ve ekonomik yönetim zafiyetinin de kurbanı olmuş durumda. Son dört ayda riyal yüzde 16’dan fazla değer kaybetti ve bu durum ithalat maliyetlerini, yem hammaddelerini ve temel ürünleri ciddi şekilde artırdı. Uzun yıllardır ithalata bağımlı hale getirilen ekonomi, her siyasi sarsıntıyı doğrudan halka yansıtıyor.

Kriz doğrudan yaşamı etkiliyor

Piyasa verileri, krizin artık yalnızca ekonomik tablolarla sınırlı olmadığını, doğrudan halkın günlük yaşamına yansıdığını gösteriyor. Şeker fiyatı 40 bin toman’dan 120 bin toman’a yükseldi, bir koli yumurta 90 bin toman’dan 300 bin toman’a çıktı, 5 litrelik yağ ise 900 bin toman’dan 3 milyon toman’a fırladı. Bu rakamlar yalnızca birer fiyat artışı değil; düşük gelirli ve orta sınıf ailelerin temel gıda ürünlerinden giderek dışlanmasının somut göstergesi olarak görülüyor.

Hayvansal gıda piyasasında ise tablo daha da ağır. Kırmızı et kilogramı 700 bin toman’dan 1 milyon 500 bin toman’a yükselirken, bir dönem en ucuz protein kaynağı olan tavuk eti 80 bin toman’dan yaklaşık 400 bin toman’a çıktı. Tahıl grubunda da 10 kiloluk Pakistan pirinci 1 milyon toman’dan 3 milyon 400 bin toman’a ulaştı. Bu artışlar, daha ucuz alternatiflerin bile artık geniş kesimler için erişilemez hale geldiğini gösteriyor.

Öncelik savaş ekonomisine veriliyor

Ekonomistlere bugün İran piyasasında yaşananlar yalnızca dış baskıların ya da bölgesel gerilimlerin sonucu değil; inkara dayalı yönetim anlayışı, güvenlik merkezli karar mekanizması ve ekonomik plansızlığın doğrudan sonucu. Bütçenin büyük kısmı askeri ve güvenlik projelerine ayrılırken, halkın geçimi ve piyasa istikrarı geri planda bırakılıyor. Bu nedenle her bölgesel kriz, ülke içinde doğrudan bir geçim krizine dönüşüyor.

Mevcut koşullarda hükümet ne piyasayı kontrol edecek etkili bir program sunuyor ne de kırılgan kesimleri koruyacak şeffaf bir mekanizma işletiyor. Resmi söylemde krizin boyutları da kabul edilmiyor. Bu siyasi inkar, tüm maliyetin zaten enflasyon, işsizlik ve alım gücü kaybı altında ezilen topluma yüklenmesine neden oluyor.

Çöküşün göstergesi

Gıda fiyatlarındaki kontrolsüz artış artık yalnızca bir ekonomik gösterge değil; “dirençli ekonomi” söylemiyle yıllardır yönetilen bir ülkede, geçim güvenliğinin sistematik olarak çöktüğünün açık bir işareti. Bugün milyonlarca İranlı için savaş sadece sınır bölgelerinde değil, mutfaklarında da yaşanıyor; her gün sofradan yeni bir ürün eksilirken, yönetim hatalarının bedelini halk açlık ve yoksullukla ödüyor.