40 günlük savaşın ekonomik faturası kadınlara kesildi

İran’da 40 günlük savaşın ardından ortaya çıkan ekonomik tablo, kadınların krizden en fazla etkilenen kesimlerden biri olduğunu gösteriyor. Artan işten çıkarmalar özellikle kadınları ve haneyi geçindiren kadınlarını hedef alıyor.

Haber Merkezi- 40 günlük savaşın sona ermesinin üzerinden haftalar geçmesine rağmen, çatışmaların ekonomik etkileri toplumun farklı kesimlerinde hissedilmeye devam ediyor. İşten çıkarmalar, işletmelerin faaliyetlerini azaltması veya tamamen durdurması ve ekonomik durgunluk nedeniyle binlerce kişi işini kaybederken, kadınlar bu süreçten en fazla etkilenen grupların başında geliyor.

İran Cumhurbaşkanlığı Kadın ve Aile İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Zehra Behruz Azer, son 40 gün içerisinde işsiz kalan kadınların sayısında dikkat çekici bir artış yaşandığını açıkladı. Behruz Azer’in verdiği bilgilere göre, bu dönemde yapılan işsizlik sigortası başvurularının yaklaşık üçte biri kadınlara ait.

Kadınların resmi istihdamdaki payının erkeklere kıyasla zaten düşük olduğu düşünüldüğünde, söz konusu veriler kadınların iş gücü piyasasından çok daha hızlı biçimde dışlandığını ortaya koyuyor.

Kadınlar işten çıkarmaların ilk hedefi

Sosyologlar, kriz dönemlerinde kadınların işten çıkarılmasının yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını, bunun aynı zamanda toplumsal cinsiyet temelli ayrımcı yaklaşımların bir sonucu olduğunu belirtiyor.

Birçok iş yerinde erkeklerin ailenin temel geçim kaynağı olduğu yönündeki geleneksel anlayışın hala etkisini sürdürdüğünü ifade eden uzmanlar, bu nedenle ekonomik daralma dönemlerinde kadın çalışanların ilk gözden çıkarılan kesim haline geldiğini vurguluyor.

Sosyolog Simin Kazımi, ekonomik krizlerde en kırılgan kesimlerin ilk olarak etkilendiğini belirterek, kadınların iş gücü piyasasındaki eşitsiz konumları nedeniyle daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Simin Kazımi’ye göre ülkedeki hanelerin yüzde 22’den fazlası kadınlar tarafından yönetilmesine rağmen, ekonomik karar alma süreçlerinde kadın istihdamı hala ikincil bir konu olarak görülüyor.

Yoksulluğa sürüklenme riski

Uzmanlar, kadınlar açısından işsizliğin yalnızca gelir kaybı anlamına gelmediğini, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın ve toplumsal konumun da zayıflamasına yol açtığını belirtiyor.

Özellikle düşük gelirli kadınlar için iş kaybı, temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanamaması anlamına gelebiliyor. Son yıllarda artan gıda, konut, sağlık ve eğitim maliyetleri göz önüne alındığında, düzenli gelirden mahrum kalmanın birçok aileyi mutlak yoksulluk riskiyle karşı karşıya bıraktığı ifade ediliyor.

Hanenin geçimini üstlenen kadınların ise bu süreçten çok daha ağır etkilendiği belirtiliyor. Uzmanlara göre işini kaybeden kadınlar evsizlik, çocuklarda yetersiz beslenme, eğitimden kopuş ve çeşitli sosyal sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor.

Orta sınıf kadınlar da etkileniyor

İşsizliğin etkileri yalnızca düşük gelirli kesimlerle sınırlı değil. Orta sınıf kadınlar açısından da iş kaybı, ekonomik bağımsızlığın azalması ve aile içindeki karar alma süreçlerinde etkilerinin zayıflaması anlamına geliyor.

Uzmanlar, uzun süreli işsizliğin kadınları sosyal yaşamdan uzaklaştırdığını, yalnızlık ve değersizlik hissini artırdığını belirtiyor. Kadınların iş bulma olanaklarının erkeklere göre daha sınırlı olması ise iş piyasasına yeniden dönüşü daha da zorlaştırıyor.

Krizlerin değişmeyen mağduru

Resmi verilere göre İran’da kadınların iş gücüne katılım oranı hala oldukça düşük seviyelerde bulunuyor ve kadınların yalnızca yaklaşık yüzde 11’i çalışma hayatında yer alıyor.

Ancak uzmanlar, bu sınırlı istihdamın bile her ekonomik veya siyasi krizde ciddi tehdit altında kaldığını belirtiyor. Geçmiş yıllarda ekonomik yaptırımlar, Covid-19 salgını ve çeşitli güvenlik krizlerinde yaşanan deneyimler, kadınların işlerini kaybeden ilk gruplar arasında yer aldığını gösteriyor.

Birçok uzmana göre 40 günlük savaş sonrasında yaşanan gelişmeler de bu eşitsiz tablonun yeniden ortaya çıktığını gösteriyor.

‘Yoksulluğun kadınlaşması’ tehlikesi

Toplum bilimciler, mevcut eğilimin devam etmesi halinde “yoksulluğun kadınlaşması” olarak tanımlanan sürecin hızlanabileceği uyarısında bulunuyor.

Kadınların çalışma hayatından dışlanmasının yalnızca bireysel veya ailevi bir sorun olmadığına dikkat çeken uzmanlar, bunun toplumun tamamını etkileyen sonuçlar doğuracağını vurguluyor. Artan yoksulluk, evsizlik, güvencesiz ve kayıt dışı işlere yönelim, ev içi şiddetin yaygınlaşması ve sosyal sorunların derinleşmesi bu sonuçlar arasında gösteriliyor.

Uzmanlar ayrıca kadınların istihdamdan uzaklaştırılmasının, toplumun önemli bir insan kaynağının ve üretim kapasitesinin kaybedilmesi anlamına geldiğini belirtiyor. Kadınların ekonomik hayata eşit katılımının engellenmesinin yalnızca sosyal adalet açısından değil, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah açısından da ciddi riskler taşıdığı ifade ediliyor.