Kuşatma ve yıkımın ortasında üretimle ayakta kalıyorlar
Lübnan’ın güneyindeki Şekra beldesinde yaşayan Rana El-Emin ve kızı Rim, örgü ve resim çalışmalarıyla saldırılara ve ağır yaşam koşullarına karşı direniyor. Atölyeleri zarar görse de üretimden vazgeçmeyen anne-kız, emekleriyle hayata tutunuyor.
RANA CUNİ
Lübnan- Güneydeki Şekra beldesi, sınır hattında yeni bir gerçekle karşı karşıya ve giderek derinleşen insani ve ekonomik krizlerin doğrudan etkilediği bir bölgede bulunuyor. Bu tablonun ortasında Rana El-Emin ve kızı Rim, savaşın yıkıcı gücüne ve geçim sıkıntısına karşı Güney Lübnanlı kadınların direniş hikayesini temsil ederken, çevre dostu ve sanatsal projeler olarak başlayan el sanatlarına tutunarak mücadele ve hayatta kalma yolları geliştiriyorlar.
Yıllar önce çevre dostu bir çözüm geliştiren ve gelir kaynağını oluşturan Rana El-Emin, doğada çözünmesi uzun yıllar alan naylon poşetleri toplamaya, bunları kesip tığla örerek halılara ve ev eşyalarına dönüştürmeye başladı. Lübnan’da çözülemeyen atık sorununa çözüm bulmak amacıyla başlayan bu proje, bugün hem barışta hem de saldırılar sırasında kendisine eşlik ediyor. Beldesinin yakınlarına düzenlenen hava saldırılarına ve bombardımana rağmen tığını elinden bırakmayan Rana El-Emin, zanaatını “savaşın gürültüsü ortasında bir ışık noktası” olarak görüyor.
Atölyesi saldırılardan zarar gördü

Rana El-Emin’in hikayesi, Lübnan’ın güneyine yönelik son saldırıların yol açtığı ekonomik kayıpların milyarlarca doları aştığı, fabrikaların, atölyelerin ve el sanatlarının yıkılarak enkaza dönüştüğü bir dönemde yaşanıyor. Rana El-Emin de bu zararlardan etkilendi; atölyesi ağır hasar gördü ve aylar süren emeğiyle hazırladığı örgü ürünleri ve halıları zarar gördü.
Saldırıların her şeyi elinden aldığını ve insanların artık başka önceliklerinin bulunduğunu üzüntüyle dile getiren Rana El-Emin, Lübnan’da zanaatkarları koruyacak herhangi bir sendikanın ya da resmi desteğin bulunmadığına dikkat çekerek, bu durumun kendisini yolculuğuna yeniden sıfırdan başlamak zorunda bıraktığını aktarıyor.
‘Ölmeyen savaş sanatı’

Komşu beldelere bakan evin balkonunda 20 yaşındaki Rim El-Emin, annesinin yanında oturarak sessiz seramik parçalarını hayaller ve umutlarla dolu tablolara dönüştürüyor. Savaş öncesinde geçimini sağlamak için küçük atölyesine güvenen Rim El-Emin, bugün yaptığı işi “ölmeyen savaş sanatı” olarak tanımlıyor.
Resim yapmanın hava saldırılarının seslerini ve aralıksız bombardımanı unutabilmesi için tek sığınağı haline geldiğini söyleyen Rim El-Emin, şunları dile getiriyor:
“Yaşadığım toplumun gerçeklerini ve umutlarını yansıtan karikatürler de çiziyorum. Tekrarlanan yerinden edilme ve bilinmezlik korkusuyla yaşıyoruz. Her an yeniden yerinden edilme ihtimaline karşı kıyafetlerimiz çantalarımızda hazır bekliyor. Ülkedeki naylon atık sorununa yönelik çevreci çözümler sekteye uğrasa, güvenlik tehditleri ve ağır geçim koşulları sürse de kararlılığımızı koruyoruz. Geçim koşulları çok zor ama yıkılmıyoruz, çalışmaya devam ediyoruz.”