İran-İsrail savaşı Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratıyor

Bölgesel gerilim tırmanırken Gazze, insani bir kriz alanından jeopolitik bir hesaplaşma sahasına dönüştü. Ateşkesin ikinci aşaması belirsizliğe sürüklenirken, en ağır bedeli yine Filistin halkı ödüyor.

RAFIF ESLEEM

Gazze - Son bölgesel gerilim, Gazze’deki ateşkes anlaşmasında kaydedilen ilerlemeyi dondurdu. Uluslararası gündemin başka alanlara kayması ve artan gerilimler nedeniyle, bölgedeki siyasi ve askeri çıkarların iç içe geçtiği bu süreçte Gazze, ikinci aşamaya geçilmesine dair hiçbir somut işaret olmaksızın bir belirsizlik içinde kalmaya devam ediyor.

Gazze’de ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi beklenirken, bölgesel gelişmeler süreci daha da karmaşık hale getirdi. Askeri tırmanış ve uluslararası ilginin azalması, özellikle insani ve siyasi dosyaların geri plana itilmesine yol açtı.

İran ile İsrail arasında son dönemde başlayan askeri çatışma, Gazze’yi güvenlik ve ekonomi açısından daha da karmaşık bir sürece soktu. Bu durum, Ekim 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilip geçilemeyeceği konusundaki belirsizliği artırdı.

Bu gelişmeler, ABD’nin saldırının sonuçlarıyla meşgul olduğu bir dönemde yaşanıyor. Gazze ise artık yalnızca insani ve güvenlik boyutuyla değil, bölgesel güç dengelerinin ve caydırıcılık hesaplarının bir parçası haline gelmiş durumda. Bu noktada şu soru öne çıkıyor: İsrail gerçekten anlaşma yükümlülüklerinden geri mi adım atacak?

Bu soruya yanıt veren siyaset araştırmacısı Cevhara Taha, İran-İsrail geriliminin Lübnan, Suriye ve Gazze dahil olmak üzere birçok cepheyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Gazze, Lübnan kadar aktif bir cephe olmasa da İran tarafından direnişin bir üssü olarak görülüyor ve bu nedenle gelişmelerden doğrudan etkileniyor.

Bölgesel bir siyasi kart

Cevhara Taha, daha önce insani bir dosya olarak ele alınan Gazze’nin artık birçok ülkenin çıkarlarının kesiştiği bölgesel bir siyasi kart haline geldiğini ifade etti. İran, Gazze’yi direnişin sembolü olarak görürken; ABD, sürecin ilerleyebilmesi için burada istikrar sağlanmasını hedefliyor. Arap ülkeleri ise Gazze’yi Filistin davasının savunma hattı olarak değerlendiriyor ve daha çok insani destek ile Refah Sınır Kapısı üzerinden yaklaşım geliştiriyor.

Cevhara Taha’ya göre bu süreçte en büyük kaybeden Filistin halkı. İki yıl süren yıkıcı savaşın bedelini ödemeye devam eden halk, Gazze’nin bölgesel ve uluslararası güçlerin rekabet alanına dönüşmesiyle daha da ağır bir tabloyla karşı karşıya kalıyor. Ayrıca İsrail’in, “sarı hat” olarak bilinen bölgede askeri operasyonlarını genişleterek ve siyasi kontrolünü artırarak sahadaki etkisini güçlendirmeye çalıştığına dikkat çekti.

Cevhara Taha, Gazze üzerinde yürütülen güç mücadelesinin nedenlerinden birinin de bölgenin sahip olduğu zengin balıkçılık kaynakları ve doğal gaz rezervleri olduğunu vurguladı. Bu durum, Gazze’yi hem bölgesel hem de uluslararası güçler açısından stratejik ve ekonomik açıdan önemli bir merkez haline getiriyor.

Her devlet, bu coğrafyada kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu nedenle hem rakip hem de müttefik güçler Gazze’yi zengin kaynaklara sahip bir alan olarak değerlendiriyor.

Cevhara Taha, savaşın başından itibaren çözüm sürecini ilerletmeye çalışan ABD’nin bugün Orta Doğu’daki gelişmelere odaklandığını belirterek, Gazze’de gerilimin düşürülmesini şimdiye kadarki en önemli kazanım olarak gördüğünü, ancak iç sorunların hala çözülmediğini ifade etti.

Çıkarlar doğrultusunda anlaşmadan geri adım

Cevhara Taha’ya göre, ABD’nin meşguliyeti ve bölgedeki çatışmanın genişlemesi nedeniyle ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş kolay olmayacak. İran-İsrail çatışmasının uzun sürmeyeceğini, ancak Gazze ve tüm bölge üzerinde olumsuz etkiler bırakacağını vurguladı.

Yaşananların geçici bir gelişme olmadığını belirten Cevhara Taha, bu sürecin başka ülkelerde yeni cepheler açabileceğini, bunun da tabloyu daha da karmaşık hale getirerek anlaşmanın uygulanmasını geciktireceğini söyledi. Bu tırmanışın bir noktada sona ereceğini ancak Gazze ve bölgenin bu süreçten en fazla zarar gören taraf olacağını ifade etti.

Ayrıca, teknokrat hükümet tartışmaları, Gazze’nin siyasi geleceği, insani yardım, yeniden inşa ve diğer temel dosyaların saldırıların başlamasından bu yana tamamen durduğunu belirtti. Mevcut durumda ise durgunluğun süreceğini ve kentin uzun yıllar boyunca yıkımın etkisi altında kalacağını vurguladı.

Mevcut aşamada Cevhara Taha, bazı siyasi aktörler ve gruplar arasında yeniden düzenlemeler yapılacağını, Filistin kamuoyunun ise ikincil gündemlerle meşgul tutulacağını öngörüyor. Buna karşın siyasi ve güvenlik dosyalarının kapalı kalmaya devam edeceğini ifade ediyor.

Cevhara Taha’ya göre İsrail, kendi çıkarları doğrultusunda anlaşmadan geri adım atacak; suikast operasyonlarını sürdürecek, sınır kapıları üzerindeki kontrolünü koruyacak ve medya savaşını dikkatli bir şekilde yönetmeye devam edecek.