Rabia El-Hacli’nin arşivi Süveyda’nın tarihine ışık tutuyor
Süveyda’nın tarihine ilişkin kitap, gazete ve belgeleri ailesinden kalan mirasla koruyan 80 yaşındaki Rabia El-Hacli, aile hafızasının gelecek nesillere aktarılması için müze veya özel bir merkez kurulmasını talep ediyor.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Suriye’nin Süveyda kentinden 80 yaşındaki Rabia El-Hacli, büyüklerinden kendisine miras kalan kitap, gazete, belge ve çeşitli eşyaları yıllardır koruyor. Bu materyalleri ailesinin hafızasının yanı sıra Süveyda’nın tarihinin de bir parçası olarak gören Rabia El-Hacli, gelecek nesillere aktarılmadığı takdirde bu mirasın zamanla yok olmasından endişe ediyor.
Ailesinden kalan anılarla birlikte bölgenin tarihini de koruyor
Emekli olmadan önce yaklaşık 30 yıl öğretmenlik yapan Rabia El-Hacli, ondan öncekilerden kalan belgeleri ve anıları korumayı da nesillere karşı sorumluluğunun bir parçası olarak görüyor. Bu mirasa bağlılığında babasının önemli bir rolü olduğunu dile getiren Rabia El-Hacli, babasının çocukluğundan itibaren kendisini aile büyüklerinin anlattıklarını dinlemeye teşvik ettiğini ve sık sık yanına çağırdığını söyledi. Babasının kendisine “Anılarımı benim için sakla” dediğini aktaran Rabia El-Hacli, bu sözün yıllar boyunca hafızasında kaldığını ve kendisine bırakılanları korumasında yol gösterici olduğunu kaydetti.
Rabia El-Hacli’nin muhafaza ettiği koleksiyonda, Süveyda’nın tarihindeki olayları ve kişileri ele alan kitap, gazete ve belgeler bulunuyor. Koleksiyonda, babasının Fransız mandası döneminde yaşadıklarına ilişkin belgelerin yanı sıra kılıç ve baston gibi kişisel eşyalar da yer alıyor. Rabia El-Hacli, bu eşyaların kullanılmasına veya kurcalanmasına izin vermediğini söyledi. Koleksiyonda yer alan kitaplar arasında, babasının hayatını ele alan “Kan ve Kurtuluş” adlı kitap da bulunuyor. Ayrıca o dönemde bölge halkının çeşitli çatışmalara ve askeri olaylara katılımına ilişkin haber ve yazışmaların yer aldığı eski gazeteler de koleksiyonda yer alıyor. Rabia El-Hacli, bu materyalleri yalnızca aile yadigarı olarak görmüyor. Ona göre bu belgeler, özellikle nesilden nesile korunarak aktarılan kişi isimleri, olaylar ve basın yazışmaları sayesinde bölgenin tarihinin bir bölümünün okunmasına olanak sağlıyor.
Beleğeler aynı zamanda birer delil
Rabia El-Hacli, belgelere sahip çıkmasının nedenlerinden birinin, özellikle Temmuz 2025’te Süveyda’da yaşanan olayların ardından Dürzilerin “ihanetle suçlanmasına” karşı çıkmak olduğunu belirtti. Bölge halkının geçmişinin genel suçlamalarla değerlendirilmesini kabul etmediğini sözlerine ekleyen Rabia El-Hacli, “Bu belgelerde bölge halkının yaşadığı olaylar, katıldığı çatışmalar ve aldığı tutumlar kayıtlı. Bunlar, toprağımızı savunduğumuzun da birer tanığı. Bu nedenle belgelerin korunması ve araştırmacılarla yeni nesillerin erişimine açılması gerektiğine inanıyorum. Böylece yaşananlar yalnızca dolaşımdaki anlatılarla değil, bu belgeler üzerinden de okunabilir” dedi.
Rabia El-Hacli, Fransız mandası döneminde Şam’da yaşanan olaylara ilişkin belgelerin de koleksiyonunda bulunduğuna dikkat çekerek, “Bu belgelerde yer alan bilgilere göre Süveyda halkından bir grup, Çerkeslerle yaşanan çatışmalar sırasında Şam halkını savunmak için bölgeye gitti. Babam da bu olaylara katılanlar arasındaydı” diye konuştu.
Hafıza annelerden çocuklara aktarılıyor
Rabia El-Hacli, bölgedeki erkeklerin ve kadınların direniş tarihinin yaşatılmasını birbirinden ayrı görmüyor. Kadınların bölgede yaşanan olayların bir parçası olduğunu ve hafızanın annelerden ve büyükannelerden çocuklara ve torunlara aktarılmasında önemli rol oynadığını belirten Rabia El-Hacli, Temmuz 2025’te Süveyda’da yaşanan olaylar ve katliamlar sırasında topraklarını savunan kadınlara ilişkin anlatıları da aktardı.
“Yaşanan olaylar sırasında bir kadın silah taşıdı ve saldırganlardan altısını öldürmeyi başardı. Başka bir kadın ise araba kullanarak bölgenin savunmasına katıldı” diyen Rabia El-Hacli, bu hikayelerin hafızada canlı tutulması gerektiğini aktardı. Kadınların yaşanan olayların dışında olmadığını vurgulayan Rabia El-Hacli, kadınların hem olayların bir parçası hem de ailelerini ve topraklarını koruma sürecinin ortakları olduğunu, aynı zamanda birçok anlatıyı sonraki nesillere taşıdığının altını çizdi.
Rabia El-Hacli, dedesinin Osmanlı dönemindeki çatışmalara katılımını ve bu konuda aileden aktarılanları da şöyle anlattı:
“Dedem, Osmanlı döneminde yaşanan çatışmalardan birine 38 süvariyle birlikte katılmış ve 68 esirle geri dönmüş. Biz bunları ailemizden aktarılanlarla biliyoruz. Sözlü hafıza ile yazılı belgelerin birbirini tamamladığına inanıyorum. Bu nedenle kitapları, gazeteleri ve belgeleri, sahipleri ve yaşadıkları dönemle bağlantılı değer taşıyan kişisel eşyaların yanında özenle muhafaza ediyorum. Yeni nesiller anne ve babalarının, dedelerinin ve ninelerinin tarihini bilmekten uzaklaşabilir. Belgelerin kaybolması, daha sonra yeniden elde edilemeyecek ayrıntıların bir bölümünün de kaybolması anlamına gelir.”
Belgeleri onun ardından torunu koruyacak
Kendisinden sonra bu materyalleri koruyacak birilerinin bulunmamasından endişe eden Rabia El-Hacli, kendisi ve diğer ailelerin elindeki belgeleri, gazeteleri ve eski eşyaları korumak ve belgelemek için bir müze veya uzmanlaşmış merkezin kalıcı bir alan sağlayabileceğini düşünüyor. Rabia El-Hacli, dedesinin anılarını korumaya ilgi gösteren torunundan da söz ederek, mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda onu desteklediğini belirtti. Rabia El-Hacli, torununun bu ilgisini, hafızanın devam etmesi ve yok olmaktan korunması açısından bir umut olarak gördüğünü sözlerine ekledi.