Tunuslu kadınlar: Kültür mekanlarına yönelik baskılar mücadelemizi büyütüyor

Tunus'ta bağımsız kültür mekanlarına yönelik baskılara tepki gösteren aktivist Duha Kallali ve gazeteci Rabab Serrayiri, korku ve sindirme politikalarının mücadeleyi daha da büyüttüğünü söyledi.

NEZİHA BOUSSAİDİ

Tunus - Düşünce ve ifade özgürlüğü savunucusu Tunuslu kadın ve erkekler, son dönemde baskılara maruz kalan kültür mekanlarına destek amacıyla geniş kapsamlı bir dayanışma kampanyası başlattı.

Kampanyanın merkezinde, gelecek yıl 100’üncü yılını kutlamaya hazırlanan başkentteki Rio Kültür Merkezi ile benzer baskı girişimlerinin hedefi olan Bizerte Sinema Derneği bulunuyor. Tepki gösterenler, meselenin yalnızca kültür kurumlarıyla sınırlı olmadığını, bu mekanların kamusal tartışmalara, fikir alışverişine, sivil toplum girişimlerine, düşünsel ve hak temelli etkinliklere ev sahipliği yaparak toplumda üstlendiği hayati rolle ilgili olduğunu belirtiyor.

Kültür merkezleri baskı altında

Müsavat Örgütü aktivisti Duha Kallali, yaşananların yalnızca Rio Kültür Merkezi'ni hedef almadığını, daha geniş kapsamlı bir baskı politikasının parçası olduğunu belirterek, “Rio saygın bir kültür mekanı. Bugün baskı ve tacize maruz kalıyor. Rio'ya ve aynı baskılarla karşı karşıya kalan tüm bağımsız kültür mekanlarına destek mesajımı iletiyorum. Bu, insanları ve ülkeyi boğmaya dayalı daha geniş bir politikanın parçasıdır” dedi.

Duha Kallali, merkezin kamu finansmanından mahrum bırakılmasını, bünyesindeki kafenin kapatılmasını, büyük festival ve etkinliklere ev sahipliği yapmasının engellenmesini ve sivil toplumla ilişkilerini hedef alan denetim ziyaretlerini kınadı. Bu uygulamaların “son derece tehlikeli” olduğunu belirten Duha Kallali, merkezin her zaman herkese açık olduğunu, nitelikli ve özgür kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yaptığını ve siyasi nitelikli etkinlikler de dahil olmak üzere sivil toplum faaliyetlerini desteklediğini söyledi.

‘Bağımsız kültür mekanlarının korunması çoğulculuğu güvence altına alır’

Duha Kallali, kamu ve düşünce özgürlüğüne yönelik tüm baskı biçimlerini reddettiklerini vurguladı. Tunus'taki kültürel yaşamın, herkes üzerinde hissedilen baskı ve baskıcı uygulamalar sona erdirilmeden gelişemeyeceğini belirten Duha Kallali, bağımsız kültür mekanlarının korunmasının çoğulculuğun güvence altına alınması ve kültürel yaşamın devamlılığının sağlanması için temel bir koşul olduğunu ifade etti.

Duha Kallali, bu durumun kalıcı olmayacağına inandığını belirterek, geçmişte kültür mekanlarına, aydınlara ve kültür alanında mücadele edenlere yönelik baskıların da sona erdiğini hatırlattı. Bugün yaşananların da bir gün sona ereceğini belirten Duha Kallali, bu inancın kendilerini özgürlüğün her biçimini savunmaya, baskıcı uygulamaları ve taciz girişimlerini kınamaya devam etmeye yönelttiğini söyledi. Duha Kallali, insanları korkutmayı ve sindirmeyi amaçlayan bu uygulamaların aksine, kendilerini mücadelelerini sürdürme konusunda daha da kararlı hale getirdiğine dikkat çekti.

‘Özgür ve yaratıcılığın önünü açan önemli bir merkez’

Gazeteci Rabab Serrayiri ise Rio Kültür Merkezi'nin onlarca yıl boyunca genç ve yaşlı sanatçıların ve aydınların buluşma noktası olduğunu söyledi. Rabab Serrayiri, merkezin kültürel, düşünsel, siyasi ve ideolojik farklılıkları ne olursa olsun herkesi kabul eden “büyük bir ev” niteliğinde olduğunu belirterek, merkezin çoğulculuk anlayışının güçlenmesinde ve özgür yaratıcılığın önünün açılmasında önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Rabab Serrayiri, “Uzun bir geçmişe sahip köklü bir kültür mekanının, özel kültür alanlarına yönelik baskıların yaşandığı bir dönemde tehdit altında olması gerçekten üzücü” dedi. Özel kültür mekanlarının Tunus'ta düşünce ve yaratıcılık özgürlüğünün temel destekçilerinden biri olduğunu kaydeden Rabab Serrayiri, bu mekanlara yönelik müdahalelerin toplumun özgür ve çeşitli bir kültür üretme kapasitesini doğrudan etkilediğini ve bağımsız kültürel yaşamın temel dayanaklarından birini zayıflattığını söyledi.