Ürdün’de sanat ve direnişin kesişiminde bir kadın: Dima Abu Sharikh

Sanatı ifade, direniş ve iyileşme alanı haline getiren Ürdünlü sanatçı Dima Abu Sharikh, kadınların eğitim ve sanat yoluyla güçlenmesi gerektiğini belirterek, “Kendiniz olun ve hayallerinize hak ettikleri alanı tanıyın” sözleriyle kadınlara seslendi.

BARA’A AKRAM

Ürdün- Ürdün’de kültür ve eğitim alanında, geleneksel rolleri ve toplumsal kısıtlamaları aşarak kendi yolunu çizen istisnai figürler öne çıkıyor. Bu isimler arasında, sanatı yalnızca estetik bir ifade biçimi olmaktan çıkararak sosyal savunuculuk, psikolojik iyileşme ve toplumsal hafızayı koruma aracına dönüştüren Ürdünlü görsel sanatçı ve eğitim araştırmacısı Dima Abu Sharikh de yer alıyor.

Beş çocuk annesi, Ortodoks bir okulda öğretmenlik yapan ve kadın meseleleri üzerine çalışan bir araştırmacı olan Dima Abu Sharikh, resmin yalnızca renklerden ibaret bir alan olmadığını, aynı zamanda hikayelerin, acıların ve umutların da taşıyıcısı olduğunu vurguladı. Dima Abu Sharikh, sanatın, toplumun deneyimlerini belgeleyebildiğini ve kelimelerle ifade edilemeyen yaraları iyileştirebilecek bir güce sahip olduğunu belirtti.

Hayatındaki kırılma noktası

Dima Abu Sharikh’in sanatla ilişkisi, çocukluk döneminde okul sergilerinde dikkat çeken çizimleriyle başladı ve erken yaşta yeteneğini ortaya koydu. Ancak birçok kadın gibi yaşamı, aile sorumlulukları ve toplumsal beklentiler nedeniyle farklı bir yöne evrildi; bu süreçte hayallerini erteleyen ve her alanda başarılı olması beklenen “süper kadın” rolüne sıkıştı.

Hayatındaki kırılma noktasını anlatan Dima Abu Sharikh, “Birden Dima’nın kaybolduğunu, ruhumun sorumluluklar arasında solduğunu hissettim. Bu farkındalıkla yeniden yazmaya ve çizmeye yöneldim. Fırçayı tekrar elime aldım; deneme yanılmayla, resimleri yıkıp yeniden kurarak ve yalnızca iç sesime güvenerek zorlu bir öz-öğrenme sürecine başladım” diye kaydetti.

Sanatı kimliğinin bir parçası

Yolun zorluklardan yoksun olmadığını belirten Dima Abu Sharikh, ilk yıllarında kültürel ve dini gerekçelerle ailesinin heykel yapmasına izin vermediğini söyledi. Buna rağmen sanatını sürdürmekte ısrar ettiğini ifade eden Dima Abu Sharikh, “Bu benim ve bu benim ruhum” diyerek sanatın kendi kimliğinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Resmi bir sanat eğitimi almadan kendi kendine öğrenen bir sanatçı olarak özgün bir görsel dil geliştirdiğini kaydeden Dima Abu Sharikh, gerçek sanatın teknik mükemmellikten ziyade duyguları ve insan deneyimlerini samimi biçimde yansıtabilme gücüyle ölçüldüğünü ifade etti. Dima Abu Sharikh, “Sanat, duygusal, psikolojik ve fiziksel bir durumdur; hem bir mesaj hem de görsel bir zevktir. Bazılarının beklediği gibi mükemmel olmak zorunda değildir” şeklinde konuştu.

Sanatını kadınların sesi haline getirdi

Dima Abu Sharikh, Ürdün Üniversitesi’nde kadın çalışmaları alanında yüksek lisans yaparken, kadın meseleleri ve ortak deneyimlere ilişkin daha derin bir farkındalık geliştirdi. Bu süreçten sonra sanatını, özellikle deneyimleri çoğu zaman görünmez kılınan kadınların sesini duyurmak için bir savunuculuk aracına dönüştürdü. Her eserinde, yaşamı boyunca tanıdığı ya da karşılaştığı kadınların izlerini yansıttığını belirten Dima Abu Sharikh, bu figürlerin kızı, annesi, arkadaşı ya da sokakta rastladığı bir yabancı olabildiğini söyledi.

Dima Abu Sharikh’in en sevdiği eserlerinden biri olan “İhanete Uğramış Kadın”, yaşamın zorlukları ve yalnızlığıyla inanç ve direnç içinde mücadele eden bir kadını, onu çevreleyen sıcak bir güneş imgesiyle birlikte tasvir ediyor. Sanatçının ilgisi yalnızca kadın sorunlarıyla sınırlı kalmayarak ulusal ve insani meselelere de uzanıyor. Jabal al-Luweibdeh’de düzenlediği “Özgürlük” sergisinde, Filistinli mültecilerin yaşadığı trajediyi ele alan deneysel bir çalışma sunan Dima Abu Sharikh, ıssız ve yıkık bir mekanı fotoğraflar, ışık ve görsel unsurlarla yerinden edilme hikayesini anlatan bir alana dönüştürerek ziyaretçilere toprak, ev ve kimlik kaybını deneyimleme imkanı sağladı.

Filistinli kadınlara ilişkin değerlendirmesinde onların güç ve liderliğin bir modeli olduklarını, ancak aynı zamanda derin bir acı taşıdıklarını söyleyen Dima Abu Sharikh, “Onlar güç ve liderliğin bir modelidir, ancak içlerinde muazzam bir acı taşıyorlar. Direnç imajının ardında, evlerden çocuklara ve hatta hayatın en küçük ayrıntılarına kadar günlük kayıplar ve bitmek bilmeyen bir yoksunluk döngüsü yatıyor” diye ekledi.

Kendi projesini hayata geçirdi

Kadınlar ve sanatçılar için destekleyici ortamlar oluşturmanın önemine inanan Dima Abu Sharikh, katılımcıların sosyal ve psikolojik baskılardan uzak bir alanda çizim, heykel ve müzik yapabilmelerini sağlayan “Cennet Limanı” adlı sanat stüdyosu ve güvenli alan projesini hayata geçirdi. Dima Abu Sharikh, “Proje sadece üç kızla başladı, ancak kısa sürede modern yaşamın baskıları ile dijital ve sosyal şiddet karşısında kendini ifade etmek ve psikolojik dengeyi yeniden kurmak isteyen yaratıcı bireyleri bir araya getiren küçük bir topluluğa dönüştü” sözlerine dikkat çekti.

Dima Abu Sharikh, sanat ve kadın meselelerine olan yaklaşımının eğitim çalışmalarına da yansıdığını dile getirerek, çocukluktan bu yana eğitimi bir meslekten öte bir misyon olarak gördüğünü ifade etti. Dima Abu Sharikh, “Ürdün toplumunun kültürel değerlerine saygı duyarak cinsiyet kavramlarını eğitim sürecine entegre ettim; cinsiyet duyarlı dersler geliştirdim, öğrencileri kendi projelerini üretmeye teşvik ettim ve sanat terapisi, drama ile nefes egzersizlerini derslere dahil ettim” sözleriyle yürüttüğü çalışmaları aktardı.

Bu yaklaşımın uluslararası düzeyde de karşılık bulduğunun altını çizen Dima Abu Sharikh, Dubai Eğitimde Mükemmellik Ödülü’nü kazanmasının bu çalışmaların sonucu olduğunu söyledi. Dima Abu Sharikh, özel gereksinimli öğrencilerin eğitime entegrasyonu ve psikolojik refahlarının desteklenmesi için yöntemler geliştirmeye devam ettiğini de vurguladı.

‘Kendiniz olun ve hayallerinize hak ettikleri alanı tanıyın’

Gücünün ve ilhamının önemli bir kısmını tarihe ve sanata iz bırakmış dört etkili kadından aldığını ifade eden Dima Abu Sharikh, Kleopatra ve Hatşepsut’un bilgiye ve öğrenmeye olan tutkularından, Hind bint Utbah’ın güç ve liderlik sembolü oluşundan ve Frida Kahlo’nun kişisel acılarını evrensel sanat eserlerine dönüştürmesinden ilham aldığını kaydetti. Dima Abu Sharikh, tıpkı ilham aldığı bu kadınların çocuklarının anneleriyle gurur duyması gibi, kendi çocuklarının da onunla gurur duymasını ve başarısının onlara çalışkanlık ile özgüvenin değerini öğreten somut bir örnek olmasını istediğini söyledi.

Deneyimlerini, aile ve kariyer arasında sıkışan kadınlara bir mesajla özetleyen Dima Abu Sharikh, kişisel başarının aile yaşamıyla çelişmediğini, aksine onu güçlendirdiğini kaydetti. Dima Abu Sharikh, “Çocuklarımız bizi güçlü, başarılı ve kendine güvenen bireyler olarak görmek ister. Kendinizi sevip ihtiyaçlarınıza sınırlar koyduğunuzda, ailenize ve çevrenize daha fazla sevgi ve destek verebilirsiniz. Kendiniz olun ve hayallerinize hak ettikleri alanı tanıyın” dedi.