Kefernahum: Bir çocuğun gözünden savaş, yoksulluk ve yaşam mücadelesi
Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki'nin 2018 yapımı filmi Kefernahum, yoksulluk, göç, çocuk işçiliği ve kimliksiz bırakılan çocukların yaşam mücadelesini etkileyici bir dille anlatıyor. Film Cannes'da Jüri Ödülü kazandı.
Haber Merkezi – Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki'nin yönetmenliğini üstlendiği Kefernahum (Capernaum), çocuk hakları, yoksulluk, göç ve toplumsal eşitsizlikleri merkezine alan anlatımıyla dünya sinemasının en dikkat çeken yapımları arasında yer alıyor.
2018 yılında gösterime giren film, Beyrut'un yoksul mahallelerinde yaşam mücadelesi veren 12 yaşındaki Zain'in hikayesini anlatıyor. Ailesini, kendisini dünyaya getirdiği için mahkemeye veren Zain'in yaşamı üzerinden ilerleyen film, çocukların maruz kaldığı ihmal, istismar ve yoksulluğu gözler önüne seriyor.
Oyuncuları benzer deneyimler yaşadı
Filmde profesyonel oyuncular yerine, yaşamlarında benzer deneyimler yaşayan kişilere yer verilmesi dikkat çekiyor. Başrolde yer alan Zain Al Rafeea da uzun yıllar kimliksiz yaşayan Suriyeli bir mülteci çocuk olarak kameranın karşısına çıktı. Bu tercih, filme belgesel gerçekliğini güçlendiren önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Çocukların yaşam hakkı üzerine bir sorgulama
Kefernahum, yalnızca bireysel bir dramı anlatmakla kalmıyor; savaş, zorunlu göç, çocuk işçiliği, mültecilik ve kayıt dışı yaşam gibi milyonlarca insanı etkileyen yapısal sorunlara da dikkat çekiyor. Film, yoksulluğu romantikleştirmeden, çocukların yaşam hakkı ve insan onuru üzerinden evrensel bir sorgulama sunuyor.
İnsan hakları, çocuk hakları ve toplumsal adalet temalarını merkeze alan Kefernahum, yalnızca sinemasal başarısıyla değil, görünmez bırakılan milyonlarca çocuğun hikayesini dünya kamuoyunun gündemine taşımasıyla da öne çıkıyor. Film, izleyiciyi “Bir çocuk neden dünyaya gelmek istemez?” sorusu üzerinden yoksulluk, savaş ve eşitsizlik üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Çok sayıda ödül aldı
Nadine Labaki'nin filmi, 2018 Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü’ne layık görülürken, 91’inci Akademi Ödülleri’nde En iyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar'a aday gösterildi. Uluslararası alanda çok sayıda ödül kazanan yapım, eleştirmenler tarafından son yılların en etkileyici toplumsal dramlarından biri olarak değerlendiriliyor.