Mahkeme salonundan tiyatro sahnesine uzanan adalet mücadelesi

Sanatın hukuki farkındalık yaratmada güçlü bir araç olduğunu belirten Yemenli avukat ve oyuncu Fatima Nur, kadınların haklarını bilmelerinin önemine dikkat çekerek, kadınları koruyacak yasal reformlar yapılması çağrısında bulundu.

FATİMA REŞAD

Aden- Geleneklerin yasalarla iç içe geçtiği, hakların ise zaman zaman hukukun bilinmemesi nedeniyle görünmez hale geldiği bir toplumda, çok yönlü yeteneklerini değişimin aracı haline getiren sıra dışı kadınlar öne çıkıyor. Avukat ve oyuncu, "Seham el-Hayr" Girişimi Başkanı Fatima Nur da bu isimlerden biri. Fatima Nur, Adenli bir kadın olarak karanlık mahkeme koridorları ile hayat dolu tiyatro sahnesi arasında birçok mücadele verdi. Sanat ile hukuk arasındaki ilişkiyi açıklarken, kadınların karşılaştığı hukuki boşluklara dikkat çeken Fatıma Nur, mağdurlara adalet sağlayacak, çağın gereklerine uyumlu bir hukuk sistemi için çözüm önerileri sunuyor.

Hukuk dili ile yaratıcı tiyatro dilini birleştirdi

Katı hukuk dili ile yaratıcı tiyatro dilini nasıl bir araya getirdiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Fatima Nur, sanatın, eğitimin, medyanın ve hukukun aynı amaca hizmet eden farklı araçlar olduğunu belirterek, "Tiyatro sahnesi, oyuncu ile seyirci arasında doğrudan ve samimi bir iletişim kurar. Bu nedenle insani ve hukuki mesajları, katı yasa metinlerinden çok daha hızlı ulaştırma gücüne sahiptir" dedi.

Üniversite yıllarındaki ilk deneyimini anlatan Fatima Nur, "Hukuk Fakültesi öğrencisiyken ilk tiyatro oyunumu yazıp yönettim. Oyun çocuk yaşta evlilik konusunu işliyordu. Hukuk ile toplumun kadınlar için adaleti sağlamak ve toplumsal bilinci değiştirmek adına nasıl birbirini tamamlayabileceğini göstermek istedim. O zaman hukuk medyasının ve kişisel durum, medeni hukuk ile ceza hukukunu sade bir dille anlatan bilinçlendirme programlarının, vatandaş ile yargı kurumları arasındaki en gerçek köprü olduğunu fark ettim" ifadelerini kullandı.

‘Deneyimlerim kimliğimi güçlendirdi’

Meslek yaşamının kolay başlamadığını belirten Fatima Nur, sözlerine şöyle devam etti:

“Hukuk Fakültesi’nin dördüncü sınıfındayken beni derinden etkileyen bir tecavüz ve cinayet davasında araştırma ve yazım çalışmalarını üstlendim. Bu dava, mesleğe bakışımı tamamen değiştirdi. Bazı faillerin hukuktaki boşluklardan yararlanabildiğini, kimi zaman da işlenen suçun ağırlığına rağmen sanıkların beraat edebildiğini gördüm. Bu deneyim nedeniyle mezun olur olmaz avukatlığa başlamadım. Önce öğretmen olarak çalışmayı tercih ettim. O dönemde insanlarla nasıl iletişim kurulacağını, onların düşünce yapısını anlamayı, kişilikleri tanımayı ve onlara doğru şekilde yaklaşmayı öğrenmeye ihtiyacım olduğunu hissettim. Medya, tiyatro ve eğitim alanlarında edindiğim deneyimler avukat kimliğimi güçlendirdi. Çünkü yargı, gösterişe ya da abartılı dış görünüme değil, güçlü bir hitabet yeteneğine, sağlam bir duruşa ve hakim ile karşı tarafın saygısını kazanacak ikna edici bir kişiliğe ihtiyaç duyar.

Avukatlık tek tip bir meslek değildir

Toplumda hukuki bilinç konusunda ciddi eksiklikler var. Özellikle 'veli' kavramı hakkında yaygın yanlış anlamalar bulunuyor. Birçok kadın, velisinin haklı bir gerekçe olmaksızın kendisini uygun bir adayla evlendirmeyi reddetmesi durumunda yasanın kendisini koruduğunu bilmiyor. Böyle bir durumda 'engelleyici veli' davası açılarak velayet yetkisinin mahkemeye devredilmesi ve kadının hakkının korunması mümkündür. Bilgi eksikliği sadece bununla sınırlı değil. Ticari ehliyet, ceza ehliyeti, reşit olma yaşı gibi hukuki kavramlar ile savcılığa nasıl başvurulacağı da yeterince bilinmiyor. Ayrıca 'avukat' kavramı da toplumda doğru anlaşılmıyor. Avukatlık tek tip bir meslek değildir. Ceza, ticaret, idare veya iş hukuku alanında çalışan avukatlarla, kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde ya da sosyal yardım kuruluşlarında hukuk müşaviri olarak görev yapan kişiler birbirinden farklıdır.”

İnsanlara ulaşmak için radyoyu kullandı

Radyo deneyimine de değinen Fatima Nur, “Radyo deneyimim de bana hukuki bilgilendirmede doğru dilin önemini gösterdi. Radyo, kimi zaman televizyondan daha etkili bir iletişim aracı olabiliyor. Ancak birçok sunucu kuru ve karmaşık bir dil kullandığı için dinleyici ilgisini kaybediyor. Bu nedenle büyük ilgi gören hukuk programımın ilk iki sezonunda bilgileri kısa, anlaşılır ve sade bir dille aktarmaya özen gösterdim. İlk sezonda ise hukuki konuları halkın daha kolay anlayabilmesi için mizahi anlatım yönteminden yararlandım" sözlerine dikkat çekti.

‘Kadınlar haklarını bilmiyor’

Boşanan kadınların haklarını bilmediğine dikkat çeken Fatima Nur, kadınların sahip olduğu mali ve hukuki hakları şu sözlerle anlattı:

“Boşanmış kadınların önemli bir kısmı sahip oldukları hakları bilmiyor. Oysa kadın, çocuğunu emzirmesi karşılığında iki yıla kadar ücret talep etme hakkına sahip. Aynı şekilde çocuğun bakımını üstlenmesi nedeniyle de ücret isteyebilir. Bunun yanı sıra gecikmiş nafaka, boşanma tazminatı niteliğindeki nafaka ve çocuklarını güvenli bir ortamda büyütebilmesi için uygun bir konut talep etme hakkı da bulunuyor. Ne yazık ki birçok kadın yalnızca çocuk için bağlanan düşük miktardaki nafakayla yetiniyor. Oysa bu miktar çoğu zaman giyim, eğitim ve sağlık giderlerini karşılamaya yetmiyor. Yasal düzenlemeler güçlü görünse de uygulamada ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz. Bazı hakimlerin hukuku değil, aşiret geleneklerini esas aldığını görmek kadınlar için büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Oysa yasa, aşiret uzlaşmasını yalnızca belirli davalar ve özel koşullar için kabul ediyor; evlilik, soy bağı ve boşanma davalarında ise buna kesinlikle izin vermiyor. Bu durum sadece mağdurları değil, sahada çalışan kadın avukatları da etkiliyor ve onların da çeşitli hak ihlallerine maruz kalmasına neden oluyor."

‘Farkındalık çalışmalarına ihtiyaç var’

Medyanın kadınların hukuki hakları konusunda yeterli sorumluluk üstlenmediğini belirten Fatima Nur, görsel ve işitsel medya organlarının ev kadınlarına yönelik düzenli hukuki bilinçlendirme programlarına yeterince yer vermediğini söyledi. Özellikle çocuk yaşta evlilikler ile kırsal bölgelerde geleneklerin hukuk ve dini hükümlerin önüne geçmesi nedeniyle kadınların miras hakkından mahrum bırakılması konularında daha fazla farkındalık çalışmasına ihtiyaç olduğunu ifade eden Fatima Nur, "Toplumun önünüze engel koymasına izin vermeyin, korkunun kalbinize yerleşmesine de müsaade etmeyin. Miras, eğitim ve sağlık başta olmak üzere bütün haklarınız size aittir. Bilmediğiniz konularda sorun, araştırın ve okuyun ki kimse sizi istismar edemesin" sözleriyle kadınlara seslendi.

‘Mücadele edin ve asla teslim olmayın’

Kadınların erkek egemen bir toplumda çok sayıda hak ihlali ve şiddetle karşı karşıya kaldığını dile getiren Fatima Nur, buna rağmen mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Güçlüsünüz, cesursunuz; mücadele edin ve asla teslim olmayın" ifadelerini kullandı. Yemen'de ceza kanunu ile kişisel statü yasalarında köklü reformlar yapılması çağrısında bulunan Fatima Nur, özellikle tecavüz gibi ağır suçlara ilişkin mevcut cezaların caydırıcı olmadığını belirterek, mağdurların korunması için bu suçlara verilen cezaların müebbet hapis düzeyine çıkarılması gerektiğini söyledi. Fatima Nur, ayrıca Aden'de hukukun daha güçlü işlemesi ve toplumda adaletin tam anlamıyla sağlanmasının en büyük temennisi olduğunu kaydetti.