İran'da gıda enflasyonu yalnızca sofraları değil, gelecek kuşakları da tehdit ediyor

Sosyal refah araştırmacısı Şiva R., İran'da hızla yükselen gıda enflasyonunun yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını, kadınlar, çocuklar ve özellikle hamileler üzerinde uzun vadeli sağlık ve sosyal etkiler yarattığını söyledi.

PERŞENG DEVLETİYARİ

Haber Merkezi- İran'da 2026 yılının ilkbaharında yükselen enflasyon, özellikle temel gıda ürünlerindeki fiyat artışlarıyla birlikte yaşam maliyetini daha da ağırlaştırdı. Resmi verilere göre yıllık enflasyon yüzde 73,5'e, gıda enflasyonu ise yüzde 115'e ulaştı. Pirinç, sıvı yağ ve tavuk eti gibi temel tüketim ürünlerinde yaşanan sert fiyat artışları, dar gelirli ailelerin alım gücünü önemli ölçüde düşürdü.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ise İran ekonomisi için 2026 yılında ortalama yüzde 68,9 enflasyon ve yüzde 6,1 oranında ekonomik daralma öngörüyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) ortak raporunda da yüksek gıda enflasyonunun sağlıklı beslenmeye erişimi zorlaştırdığı, özellikle kadınlar ve çocukların bu süreçten daha ağır etkilendiği vurgulanıyor.

Sosyal refah alanında çalışan ve güvenlik gerekçesiyle adının yalnızca “Şiva R.” olarak paylaşılmasını isteyen Tahranlı araştırmacı, yaşanan süreci değerlendirdi.

‘Sorun yalnızca fiyat artışı değil’

Şiva R.'ye göre İran'da yaşanan kriz, yalnızca gıda fiyatlarının yükselmesinden ibaret değil. Şiva R. “Karşı karşıya olduğumuz durum, ailelerin sürdürülebilir beslenme düzeninin yavaş yavaş çökmesidir. Gıda enflasyonu genel enflasyonun üzerine çıktığında aileler önce et, süt ürünleri, meyve ve sebzeden vazgeçiyor. Ardından protein kalitesi ve beslenme çeşitliliği azalıyor. Son aşamada ise anneler çocukları için kendi öğünlerinden feragat ediyor" ifadelerini kullandı.

‘Krizin yükünü kadınlar daha ağır taşıyor’

Araştırmacı, kadınların aile içinde hem bakım sorumluluğunu üstlenmeleri hem de çoğu zaman daha düşük ve güvencesiz gelire sahip olmaları nedeniyle ekonomik krizlerden daha fazla etkilendiğini belirtti. UNICEF'in de bu duruma dikkat çektiğini söyleyen Şiva R., “Kadınlar çoğu zaman çocukların beslenebilmesi için kendi beslenmelerinden ödün veriyor. Toplumsal olarak bu fedakarlık anneliğin doğal bir parçası gibi sunuluyor, oysa bu yapısal bir yoksullaşmanın göstergesi" dedi.

‘Hamile kadınlar için risk büyüyor’

Araştırmacıya göre gıda krizinin en ağır sonuçlarından biri hamile kadınlarda görülüyor. Demir, iyot, folik asit, kalsiyum ve çinko gibi temel mikro besinlerin eksikliğinin hem anne hem de bebek açısından ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Şiva R., yetersiz beslenmenin kansızlık, gebelik komplikasyonları, düşük doğum ağırlığı ve gelişim geriliği riskini artırdığına dikkat çekti.

İran'da yapılan araştırmalara da değinen Şiva R., hamile kadınlar arasında gıda güvensizliği oranının bazı çalışmalarda yüzde 45, Kazvin'de yürütülen bir araştırmada ise yüzde 71,4 olarak tespit edildiğini söyledi.

‘Asıl tehdit gelecek nesiller’

Şiva R., gıda enflasyonunun yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakları da etkilediğini ifade ederek “Çocuk anne karnındayken başlayan yetersiz beslenme; boy, kilo, öğrenme kapasitesi ve bağışıklık sistemi üzerinde kalıcı sonuçlar bırakabiliyor. Gıda fiyatlarındaki her artış çocuklarda yetersiz beslenme riskini yükseltiyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘Aileler artık neyi sofradan çıkaracaklarını hesaplıyor’

Şiva R., Tahran'da birçok ailenin günlük yaşamında temel sorunun artık "Bugün hangi yiyecekten vazgeçebiliriz?" sorusu haline geldiğini söyledi. Pirinç, yağ, tavuk, süt ürünleri ve meyve fiyatlarının gelirlerden çok daha hızlı arttığını belirten araştırmacı, ailelerin dengeli beslenmeden vazgeçerek yalnızca hayatta kalmaya odaklandığını ifade etti. Bölgesel çatışmaların enerji ve tarımsal üretim maliyetlerini artırmasının da yeni zam dalgalarını tetikleyebileceğine dikkat çekti.

‘Sorun yalnızca pahalılık değil’

Şiva R., İran'da artık asıl meselenin gıda fiyatlarından ziyade sağlıklı gıdaya erişim olduğunu söyledi. Özellikle düşük gelirli aileler, kırsal kesimde yaşayanlar ve sosyal güvencesi bulunmayan kişiler arasında gıda güvensizliğinin yaygınlaştığını belirten araştırmacı, “Bugün gıda giderek daha fazla insan için erişilemeyen bir ürüne dönüşüyor” dedi.

Çözüm önerileri

Araştırmacı, mevcut krizin yalnızca fiyat denetimleriyle çözülemeyeceğini belirterek şu önerilerde bulundu:

“*Hamile kadınlar için birinci basamak sağlık hizmetlerinde gıda güvensizliği taramalarının yaygınlaştırılması,

*Hamileler ve küçük çocuklu ailelere doğrudan ve düzenli gıda desteği sağlanması,

*Tarımsal üretimin desteklenmesinin yanı sıra sağlıklı gıdaya erişimi güvence altına alan sosyal politikaların uygulanması.”

Şiva R., değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Gıda enflasyonu bugün İran'da geçici bir ekonomik sorun değil, mutfaktan başlayıp anne ve çocuğun bedenine, oradan da toplumun tamamına yayılan bir toplumsal yıpranma sürecidir. Sofralardan önce çeşitlilik kayboluyor, ardından sağlık, güven ve geleceğe dair umut zayıflıyor.”