‘Fotoğrafın Ablası’ Hane Saman, Silêmanî’nin hafızasını arşivliyor

Silêmanî’nin eski sokaklarını fotoğraflayarak kentin hafızasını arşivleyen Hane Saman, yaşlıların anılarını, çocukların yaşamını ve kaybolmaya yüz tutan kültürel değerleri gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.

HEVİ SALAH-HÊLÎN EHMED

Silêmanî – Güney Kürdistan’ın Silêmanî kentinin eski sokaklarında kamerasıyla dolaşan Hane Saman, çocukların “Fotoğrafın ablası geldi” sözleriyle karşılanıyor. Yıllardır kamerasıyla bu sokakları arşivleyen Hane Saman için bu hitap, zamanla sevgiyle anıldığı bir kimliğe dönüşmüş. 12 yılı aşkın süredir fotoğrafçılıkla ilgilenen Hane Saman, Jin TV’de gazeteci olarak çalışıyor. Günlük mesaisinin ardından ise kamerasını alarak kentin sokak ve caddelerini dolaşıyor. Onu fotoğraf çekmeye iten yalnızca bir anı görüntülemek değil, kentin geçirdiği değişim ve zamanla unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan yaşam biçimlerini, insanları ve mekanları kayıt altına alarak gelecek kuşaklara aktarmak.

Her fotoğrafın ardında bir hikaye

 

Çarşıda çoğu zaman yıllardır aynı yerde çalışan esnaf ve işçilerin yanına giderek fotoğraflarını çekiyor, ancak önce onları dinliyor. Çünkü her yaşlı yüzün ardında, şehrin yaşamına dair yılların hikayesi yatıyor. Hane Saman için yaşlı bir emekçi, yalnızca çarşının bir parçası değil, aynı zamanda onun tarihine tanıklık eden bir kişi. Aynı durum sokaklarda karşılaştığı çocuklar için de geçerli. Bugün yalnızca bir sokak çocuğu olan bir çocuğun fotoğrafını, geleceğe bırakılacak bir anı olarak görüyor. O çocuğun büyüdüğünde kendi fotoğrafına bakarak çocukluğunun geçtiği sokağın nasıl olduğunu hatırlayabilmesini istiyor.

Fotoğrafları sahiplerine geri veriyor

Hane Saman’ın çalışmasında fotoğraf çekmek, yalnızca bir anı kaydetmekle sınırlı değil. Çoğu zaman çektiği fotoğrafları sahiplerine geri götürüyor. Sokakta fotoğrafını çektiği bir çocuğun ya da yaşlı bir kadın veya erkeğin fotoğrafını kendilerine ulaştırarak, bu görüntülerin yalnızca kendi arşivinde değil, fotoğrafı çekilen kişinin yanında da kalmasını sağlıyor. Hane Saman, Silêmanî’nin eski ailelerini, özellikle kentin tarihi mahallelerinde yaşamış ve hala yaşlı bireyleri bulunan aileleri ziyaret ediyor. Sabunkaran, Kanîskan ve diğer eski mahallelerde yalnızca evlerin ve sokakların fotoğraflarını çekmekle kalmıyor, yaşamları bu mekanlarla iç içe geçmiş insanların anılarını da kayıt altına almaya çalışıyor. Bir evin hikayesi, bir sokağın adı, eski bir meslek, insanların yaşam biçimi ve yaşlıların anıları onun görsel arşivinin birer parçasına dönüşüyor.

‘Kültürümüzü gelecek nesillere aktarmak istiyorum’

Hane Saman, gazeteci ve fotoğrafçı olarak Silêmanî’de yaşıyor. 32 yaşında olan Hane Saman, bilgisayar enstitüsü mezunu. Gazeteciliğin yanı sıra fotoğrafçılık yapan Hane Saman, “Fotoğrafçılık çalışmalarıma çarşıda başladım. Birçok fotoğrafçılık tarzını denedim. Ancak toplumsal ilişkilerim nedeniyle sokak fotoğrafçılığı ve fotoğraf hikayeciliğini seçtim. 12 yılı aşkın süredir fotoğrafçılık yapıyorum. Silêmanî’nin çarşı ve sokaklarını ziyaret ediyorum. Amacım, çarşı ve sokaklarda karşılaşılan görüntüleri, olayları ve sade yaşamları bir araya getirerek korumak ve gelecek nesillere aktarmak” diyor.

Çektiği fotoğrafları sahiplerine de ulaştırdığını kaydeden Hane Saman, “Böylece fotoğrafların çekildiği eski tarzı ve kültürü yaşatabiliyorum. Yeni neslin bu kültürü kaybetmemesi için fotoğrafları baskı yoluyla koruyorum. Fotoğrafını çektiğim birçok kişiyle ilişkilerim de sonrasında devam ediyor. Çoğu zaman bir esnafın ya da başka bir kişinin fotoğrafını çekip kendisine götürüyorum. Bu da aramızdaki toplumsal ilişkiyi sürdürüyor. Daha sonra beni nerede görürlerse görsünler, yardıma ihtiyacım olduğunda ya da yakınlarında bir program gerçekleştirdiğimizde bize destek oluyorlar” ifadelerinde bulunuyor.

 

‘Her gün sokakları ziyaret ediyorum’

Silêmanî’nin eski sokaklarının çoğunun kültürünü hala koruduğunu belirten Hane Saman, “Vatandaşların su içmesi için yerleştirilen merkanlar çok güzel bir çalışma ve Kürt kültürünü yaşatıyor. Bunun arkasında da bir hikaye var. Bu evin kadını bana, annesi vefat ettiğinde bu merkanları annesi adına sevap kazandıracak bir iyilik olarak yaptırdığını anlattı. Bu, insani bir çalışma” diye belirtiyor.

Hane Saman, sokakları ziyaret etmesine rağmen Silêmanî’deki Sabunkaran Mahallesi’nin kendisi için özel bir yeri olduğunu belirterek, “Her gün sokakları ziyaret ediyorum. Şehrimin her yeri benim için önemli. Ancak Sabunkaran Mahallesi’nin benim için ayrı bir özelliği var. Çünkü Sabunkaran’daki evlerden birinde doğdum. Bu nedenle bu mahalleyi sıradan bir ziyaretçi ya da iş için gelen biri gibi değil, daha farklı bir duyguyla ziyaret ediyor ve mahallenin güzelliğini hissediyorum” sözlerini ekliyor.

Sokaklarda hikaye arıyor

“Fotoğrafın ablası” lakabının kendisi için en güzel lakap olduğunu ve sokağa çıktığında bu isimle tanınmasının kendisi açısından önemli olduğunu kaydeden Hane Saman, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Çocukların fotoğraflarını çektiğimde kendilerine geri götürüyorum. Bu nedenle sokağa çıktığımda bana ‘Fotoğrafın ablası geldi’ diyorlar. Bu, benim için büyük bir gurur ve önemli bir kazanım. Ayrıca mahalleleri ziyaret ettiğimde birçok kez farklı hikayelerle karşılaştım. Bir gün çarşı ve sokakların sabah saatlerindeki fotoğraflarını çekmek için erkenden evden çıktım. Dinlenmek için bir evin kapısının önüne oturdum ve kendi fotoğrafımı çekmek için kameramı kurdum. O sırada bir kapı açıldı ve Bekir Amca adında yaşlı bir adam dışarı çıktı. Çok tatlı bir insandı. Eşine, bu kameranın kime ait olduğunu sordu. Bunun üzerine yanına gidip kendimi tanıttım. Beni büyük bir sıcaklık ve Kürt misafirperverliğiyle evine götürdü ve saatlerce sohbet ettik.”

‘Kültürümüzün ve şehrimizin koruyucusu olalım’

Hane Saman, Bekir Amca’nın kendisine hayatlarından ve 50 metrekarelik evlerini nasıl inşa ettiklerinden bahsettiğini belirterek, “Bu yaşlı insanlar için bizim onları ziyaret etmemiz güzel bir zaman oluyor. Çünkü onlar evlerinde yalnız yaşıyorlar ve her zaman sohbet etmeye ihtiyaç duyuyorlar” diye ekliyor. Konuşmasının sonunda Hane Saman, fotoğrafların korunmasının gazetecilerin görevi olduğunu belirterek, “Hepimiz birlikte kültürümüzün, şehrimizin görüntüsünün ve değerlerinin toplayıcısı ve koruyucusu olalım” diye kaydediyor.