İran’da baskı dalgası büyüyor: Gözaltılar, idamlar ve hak ihlalleri artıyor

İran’da son haftalarda onlarca kentte gözaltılar, ağır hapis cezaları, idamlar, zorla kaybetmeler ve siyasi tutuklulara yönelik hak ihlalleri arttı. İnsan hakları savunucuları, yaşananları en kapsamlı baskı dalgalarından biri olarak değerlendiriyor.

Haber Merkezi - İran’da, onlarca kentte yeni gözaltılar, ağır mahkumiyet kararları, idamlar, zorla kaybetmeler, kadın tutuklulara yönelik baskılar, adalet arayan ailelere dönük soruşturmalar ve siyasi tutsakların tedavi haklarının engellenmesi gündemdeki yerini koruyor. İnsan hakları savunucuları, son aylarda yaşananları en geniş kapsamlı baskı dalgalarından biri olarak tanımlıyor.

Son haftalarda Kamyaran, Sine, İze, Ahvaz, Zahidan, Meşhed, İsfahan, Reşt, Şiraz, Saqiz, Bukan, İlam, Nakade, Piranşehr, Kuçan, Sebzevar, Terbet-i Haydariye, İranşehr, Kazvin, Humeyn ve Yezd başta olmak üzere birçok kentte onlarca kişi gözaltına alındı, ceza aldı ya da idam edildi.

İnsan hakları örgütleri, uluslararası toplumun sessizliği ve Batılı ülkelerin siyasi müzakerelere odaklanmasının, İran yönetiminin iç baskıları artırmasına zemin hazırladığını belirtiyor.

Kadınlara yönelik baskılar artıyor

Son dönemde kadın tutsaklar, sivil toplum aktivistleri ve adalet arayan ailelere yönelik baskıların önemli ölçüde arttığı bildiriliyor. Avukata erişimden mahrum bırakılan birçok kadın, uzun süre belirsizlik içinde ve güvenlik birimlerinin kontrolündeki koğuşlarda tutuluyor.

Kamyaran’da adalet arayan ailelerden Kejal Rahmani ile kardeşi istihbarat güçleri tarafından gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Kejal Rahmani’nin eşi de ailesinin durumunu öğrenmeye çalışırken gözaltına alındı. Tahran’da protestolara katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan Mina ve Samira Kuçeki adlı iki kız kardeş toplam 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Her iki kadın da halen Evin Cezaevi’nde bulunuyor.

2025 protestolarında gözaltına alınan Zehra Şehidi ise iki yıl hapis cezasına mahkum edildi. Karar nedeniyle işini de kaybetti. İnsan hakları savunucuları bunu “çifte cezalandırma” politikası olarak değerlendiriyor.

İze’de gözaltına alınan Şegayeg Mekundi iki yıl bir gün hapis cezası alırken, Evin Cezaevi’ndeki Arzu Azermsıfat ise protesto sloganları attığı gerekçesiyle görüş ve telefon hakkından mahrum bırakıldı.

Zorla kaybetmeler ve haber alınamayan tutuklular

Gözaltılarla birlikte zorla kaybetme vakalarında da artış yaşandığı belirtiliyor. İlam’da üç Kürt yurttaşın 17 gün önce gözaltına alındığı ve o tarihten bu yana kendilerinden haber alınamadığı bildirildi. Aileler, güvenlik kurumlarının tutukluların nerede tutulduğuna ilişkin bilgi vermediğini ifade ediyor.

Piranşehr’de gözaltına alınan 23 yaşındaki bir Kürt gencin akıbeti de bilinmiyor. Benzer şekilde İze’de bir kişinin bir aydan uzun süredir ailesiyle görüştürülmediği kaydedildi.

İnsan hakları kuruluşları, çok sayıda kişinin avukata ve ailelerine erişim olmaksızın istihbarat merkezlerinde tutulduğunu ve bunun uluslararası hukuk açısından zorla kaybetme kapsamına girdiğini belirtiyor.

Adalet arayan aileler hedefte

Protestolarda yaşamını yitirenlerin ailelerine yönelik baskılar da sürüyor.

2022 protestolarında hayatını kaybeden bir gencin kardeşi Kuçan’da altı yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kasım 2019 eylemlerinde yaşamını yitirenlerden birinin annesi olan Nuşin Mahmudî’nin evi ise güvenlik güçleri tarafından basıldı ve kişisel eşyalarına el konuldu.

Sivil toplum temsilcileri, hükümetin adalet talebinde bulunan aileleri sindirmeye çalıştığını savunuyor.

İdamlar sürüyor

Son günlerde Ahvaz, Kirman, Hürremabad, Reşt, İsfahan ve Zahidan’daki cezaevlerinde çok sayıda idam cezası infaz edildi.

Ahvaz’daki Sepidar Cezaevi’nde 27 yaşındaki bir mahpusun idam edildiği, İsfahan’daki Destgerd Cezaevi ile Reşt, Hürremabad ve Kirman’daki cezaevlerinde de infazların gerçekleştirildiği bildirildi.

Öte yandan insan hakları örgütleri, Ahvaz’daki Şeyban Cezaevi’nde bulunan beş Arap siyasi tutuklunun idam tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

İşkence ve zorla ifade alma iddiaları

İsfahan, İze, Zahidan ve Sine’den gelen bilgiler, gözaltı merkezlerinde işkence ve zorla ifade alma uygulamalarının sürdüğünü ortaya koyuyor.

Bir siyasi tutuklu, İsfahan’daki bir gözaltı merkezinde yüzlerce protestocunun darp, uykusuz bırakma, hakaret ve cinsel tehditlere maruz kaldığını anlattı. Tanıklıklara göre çok sayıda kişi haftalarca tek kişilik hücrelerde tutuldu.

Tedavi hakkı engelleniyor

İnsan hakları savunucuları, siyasi tutsakların sağlık hizmetlerine erişiminin sistematik biçimde engellendiğini belirtiyor.

Zahidan’da tutuklu bulunan bir Beluc siyasi tutsağın görme yetisini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu ancak hastaneye sevk edilmediği aktarıldı. Evin Cezaevi’nde kanser hastası bir siyasi tutuklunun da gerekli tedaviye erişemediği bildirildi.

Üniversiteler ve medya üzerindeki baskı

Güvenlik baskılarının üniversitelerde de sürdüğü belirtiliyor. Hâce Nasır Üniversitesi’nde dört öğrenciye toplam yedi dönem eğitimden uzaklaştırma cezası verildi.

Gazeteciler, avukatlar ve sanatçılar da yargı baskısıyla karşı karşıya. Şiraz’da avukat Nazenin Salari ile iki meslektaşı hapis ve yurt dışına çıkış yasağı cezasına çarptırıldı.

Yönetimi eleştiren yazıları nedeniyle gazeteci Abbas Abdi hakkında soruşturma açılırken, yönetmen Cafer Penahi’nin hapis ve yurt dışına çıkış yasağı kararının da onandığı bildirildi.

İnsan hakları örgütlerinden uyarı

İnsan hakları savunucuları, cezaevlerinde yaşananların münferit olaylar olmadığını, siyasi tutuklular, kadınlar, öğrenciler, dini azınlıklar ve sivil toplum aktivistlerini hedef alan sistematik bir baskı politikasının parçası olduğunu belirtiyor.

Örgütler, uluslararası toplumun sessizliğinin sürmesi halinde gözaltılar, idamlar ve hak ihlallerinin daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.