6 ayda 344 çocuk yaşamını yitirdi
Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin 2026 yılının ilk yarısına ilişkin hazırladığı rapor, çocukların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini ve koruma sistemindeki tıkanıklığı gözler önüne serdi. Raporda 6 ayda 344 çocuğun yaşamını yitirdiği belirtildi.
Haber Merkezi- Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi, 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde kamuoyuna ve basına yansıyan çocuk hak ihlallerini raporlaştırdı. Raporda yer alan veriler, çocukların yaşam hakkı başta olmak üzere ağır mağduriyetlerle karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. Açıklanan bilançoya göre, 6 aylık süreçte toplam 344 çocuk yaşamını yitirirken; bu kayıpların 326’sının önlenebilir nedenlerden, 18’inin ise şüpheli durumlar sonucunda gerçekleştiği belirtildi.
Ayrıca raporda; cinsel şiddet, farklı şiddet türleri ve ağır yaralama suçlarının hedefi olan çocuk sayısının 224’e ulaştığı kaydedildi. Yaşam hakkı ihlalleri ile birlikte toplamda 568 çocuğun ağır Hak mağduriyeti yaşadığı rapordaki yerini aldı.
Okullarda güvenlik ve bireysel silahlanmaya karşı sert tedbir talebi
Çocukların korunması amacıyla yapısal ve hukuksal reformların kaçınılmaz olduğuna dikkat çekilen raporda, eğitim kurumlarındaki güvenliğin artırılması gerektiği ifade edildi. Okullara silah girişini engellemek adına fiziki denetimlerin sıkılaştırılması ve X-ray bariyerlerinin kurulması önerildi. Aynı zamanda, bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi amacıyla cezai yaptırımların ağırlaştırılması talep edildi.
Sömürüye karşı sanayide denetim, tarlada güvenceli şartlar
Çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasına zemin hazırlayan Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamalarının derhal askıya alınması gerektiği belirtilen raporda; sanayi ve inşaat sahalarının bağımsız izleme kurulları tarafından düzenli denetlenmesi istendi.
Mevsimlik tarım işçisi çocuklara yönelik koruma önlemlerine de geniş yer ayrıldı. Ailelerin göç ve nakil süreçlerinin kayıt altına alınması, uygunsuz ve güvensiz araçlarla ulaşımın yasaklanması ve konaklama bölgelerinde mobil kreşlerin faaliyete geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Sınav baskısı ve psikolojik riskler için erken uyarı sistemi
Çocukların yaşadığı psikolojik sorunların zamanında tespiti için okullardaki rehberlik servislerinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret edildi. LGS ve YKS gibi merkezi sınav dönemlerinde ortaya çıkan akademik baskıya karşı tedbir alınması, devamsızlık yapan ya da kriz durumunda olduğu bildirilen çocukların ailelerine en geç 48 saat içinde ulaşılmasını sağlayacak bir erken uyarı mekanizmasının kurulması önerildi.
Çevresel tehlikeler ve şüpheli ölümlerde etkin soruşturma
Çocuk güvenliğini tehdit eden çevresel faktörlere değinilen raporda; sulama kanalları, göletler ve dere yataklarının güvenli hale getirilmesi gerektiği hatırlatıldı. Bu konuda Devlet Su İşleri (DSİ), Karayolları ve belediyelerin ortak sorumluluk taşıdığı vurgulandı.
Şüpheli çocuk ölümlerinin üzerine kararlılıkla gidilmesi çağrısında bulunulan raporda, ev içi ölümlerin arka planında istismar, sistematik şiddet veya sanal şantaj gibi unsurların bulunup bulunmadığının titizlikle soruşturulması gerektiği kaydedildi.
‘Sistem riski önlemiyor, sadece olay sonrası devreye giriyor’
Türkiye'deki mevcut çocuk koruma sisteminin önleyici değil, yalnızca olaylar yaşandıktan sonra harekete geçen bir yapıda olduğu eleştirisinde bulunulan raporda şu ifadelere yer verildi:
“2026 yılının ilk altı ayına ait 568 çocuk hak ihlali verisi; Türkiye’de çocuk koruma sisteminin tepkisel (olay gerçekleştikten sonra adli süreç başlatan) bir yapıda kaldığını, önleyici, riski öngörücü ve koruyucu kamusal politikaların ise bütüncül biçimde uygulanmadığını göstermektedir. Çocukların yaşam, sağlık ve güvenlik haklarının eksiksiz korunabilmesi; devlet kurumlarının, yargının, eğitim ve sağlık sisteminin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun çocuk merkezli, hak temelli ve bağlayıcı bir çocuk koruma politikasını acilen hayata geçirmesini zorunlu kılmaktadır.”