Şengal'den Irak hükümetine çağrı: Adalet sağlansın, kayıplar bulunsun

3 Ağustos Şengal Soykırımı'nın yıldönümünde konuşan Yusra Halil ile Dayê Qîmet, Şengal'in yeniden inşası, kayıpların akıbetinin açıklanması ve IŞİD'in elindeki Êzidî kadınların bulunması için acil adım çağrısı yaptı.

Şengal- 3 Ağustos 2014 Şengal Soykırımı'nın yıldönümünde düzenlenen etkinliklerde, bölgedeki siyasi ve idari sorunlar bir kez daha gündeme getirildi. Aradan yıllar geçmesine rağmen konuşmacılar, Şengal'in yeniden inşası, göç etmek zorunda kalanların dönüşü ve kayıp dosyalarının aydınlatılması konusunda hala somut adımlar atılmadığını belirtti. Bu yılki anmalarda da adaletin sağlanması ve faillerin hesap vermesi yönündeki talepler öne çıktı.

Êzidîler üzerine akademik çalışmalar yürüten Arap hekim Yusra Halil, hala IŞİD'in elinde olduğu düşünülen Êzidî kadınlara dikkat çekerek, bu dosyaların araştırılması için özel bir soruşturma komisyonunun kurulması gerektiğini söyledi. Dayê Qîmet ise Êzidî halkının Irak'taki haklarının tanınması gerektiğini vurguladı.

‘Irak hükümeti Şengal'in yeniden inşası için bugüne kadar hiçbir şey yapmadı’

 

3 Ağustos anma törenine katılmaktan gurur duyduğunu belirten Yusra Halil, şunları söyledi:

“Yaşananlar büyük bir acıdır. Buna rağmen Irak hükümeti bugüne kadar Şengal'in yeniden inşası için hiçbir destek sunmadı. Yerinden edilen insanların geri dönüşü konusunda da herhangi bir adım atılmadı. Hala sayıları yaklaşık bin 700 olan kaçırılan kadın ve çocuklar için bir araştırma komisyonu kurulmadığı için kendilerine ulaşılamadı ve ailelerine kavuşturulamadılar. IŞİD'in elindeki bu esirlerin akıbetine ilişkin elimizde herhangi bir bilgi yok. Yeni kurulan Irak hükümetinden beklentimiz, Şengal'in yeniden inşası için somut adımlar atması, göç dosyasını kapatması ve özellikle de Êzidîlere yönelik nefret söylemini sona erdirecek özel bir yasal düzenleme çıkarmasıdır.”

‘Esaret altındaki Êzidî kadınlar için soruşturma komisyonları kurulmalı’

Yusra Halil, hala IŞİD'in elinde olduğu düşünülen Êzidî kadınların bulunarak ailelerine ve toplumlarına kavuşturulabilmesi için soruşturma komisyonlarının kurulması gerektiğini belirtti. Êzidîlere karşı suç işleyenlerin yargılanmasının önemine dikkat çeken Yusra Halil, şöyle konuştu:

“Êzidîlere karşı suç işleyenler hem uluslararası mahkemelerde hem de Irak mahkemelerinde yargılanmalıdır. Büyük acılar yaşayan halkımız için adaletin sağlanması hayati önem taşıyor. Şunu da söylemek isterim ki Êzidî halkı artık fermandan önceki halk değildir. Allah'ın izniyle direnecek, mücadele edecek ve daha da güçleneceğiz. Adaletin mutlaka yerini bulacağına inanıyoruz.”

‘Açılmayı bekleyen çok sayıda toplu mezar var’

 

Sûka Kevn'deki anma törenine katılan Dayê Qîmet ise, bölgede Êzidî toplumuna, özellikle de Êzidî kadınlarına ve kız çocuklarına büyük zulümler yapıldığını belirterek şunları söyledi:

“Bu pazarda yüzlerce kızımız ve oğlumuz katledildi. Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor, önlerinde eğiliyoruz. Allah'tan ve geride bıraktığımız bu anma gününden dileğimiz, esirlerimizin kurtarılması ve ailelerine kavuşmasıdır. Soykırım sırasında binlerce kişi IŞİD'in eline düştü. Onlar çocuk, genç ya da yaşlı demeden herkesi hedef aldı. İnsanları peş peşe götürdüler. Yanlarında götürdüklerinin bir kısmını öldürdüler, bir kısmının ise bugün nerede olduğu hala bilinmiyor.”

Dayê Qîmet, toplu mezarlar konusuna da değinerek, “Bugün hala topraklarımızda açılmayı bekleyen çok sayıda toplu mezar var ve kimse bununla yeterince ilgilenmiyor. Yakınlarımızın kemikleri hâlâ Bağdat'ta bulunuyor. Aileler her gün onların naaşlarının kendilerine teslim edilmesi için feryat ediyor. Soykırım sırasında çocuklar katledildi, yaşlılar gözlerimizin önünde yaşamını yitirdi. IŞİD, aç kurtlar gibi Êzidî halkının üzerine saldırdı” şeklinde konuştu.

‘Esirlerimizin özgürlüğüne kavuşmasını ve kayıplarımızın naaşlarının bulunmasını istiyoruz’

Konuşmasının sonunda insan hakları kurumlarına ve yetkililere çağrıda bulunan Dayê Qîmet, şöyle dedi:

“Bugüne kadar Êzidîlerin hakları teslim edilmedi. Siz de haklarımızın yok sayılmasına izin vermeyin. Êzidîler bugüne kadar kimseye zarar vermedi. Biz yalnızca kendi haklarımızı talep ediyoruz. Esirlerimizin özgürlüğüne kavuşmasını ve yaşamını yitiren yakınlarımızın naaşlarının bulunmasını istiyoruz. Biz Irak vatandaşıyız; hakkımızın verilmesini istiyoruz. Irak devletinden talebimiz, Êzidîlerin de bu ülkedeki diğer halklar gibi eşit haklara sahip olmasıdır. Bu haklar anayasal güvence altına alınmalıdır. Bize hala küçümseyici bir gözle bakılıyor. Oysa biz barışçıl bir toplumuz; kimseye zulmetmeyiz. Tek isteğimiz haklarımızın tanınması ve Irak'taki statümüzün güvence altına alınmasıdır.”