Faslı araştırmacı: Çocuklar için güvenli bir dijital alan oluşturulmalı
Faslı araştırmacı Sofia El-Bazzaz, çocukların dijital dünyadan uzaklaştırılmak yerine güvenli bir dijital ortamda korunması gerektiğini belirterek, aile, okul ve dijital platformların çocukların güvenliği için sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.
RAJA KHAYRAT
Fas - Dünyanın birçok ülkesinde çocuklar, dijital ortamda siber zorbalık, şantaj, taciz ve kişisel verilerin ya da fotoğrafların izinsiz paylaşılması gibi çeşitli şiddet biçimlerine maruz kalıyor.
Fransa parlamentosu bu kapsamda, 15 yaş altı çocukların dijital medya kullanımını yasaklamaya yönelik yasa tasarısını kabul etti. Tasarı kapsamında, 15 yaşından küçük çocukların dijital medya platformlarına erişiminin engellenmesi ve çocukların endişe verici veya zararlı içeriklerden korunması hedefleniyor.
Ancak bu konuda bazı görüş ayrılıkları var. Bazı uzmanlar çocukların internet ve teknolojiden uzaklaştırılması yerine, dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklere karşı bilinçlendirilmesi ve korunması gerektiğini savunuyor.
Uluslararası hukuk ve yapay zeka alanında araştırmacı olan Sofia El-Bazzaz, çocukların dijital şiddetten korunmasının artık yalnızca teknolojinin güvenli kullanımına ilişkin bir tartışma olmadığını, aynı zamanda dijitalleşmenin etkisiyle dünyada yaşanan dönüşümler karşısında devletlerin ve toplumların çocuk haklarını koruma kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Çocuğun artık yalnızca fiziksel bir ortamda etkileşim kurmadığına dikkat çeken Sofia El-Bazzaz, çocukların psikolojik, sosyal ve kültürel gelişimini etkileyen dijital bir ortamın parçası haline geldiğini söyledi. Bunun da “koruma” kavramının yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını dile getiren Sofia El-Bazzaz, korumanın yalnızca gerçek dünyayla sınırlı kalmaması, dijital ortamda çocukları tehdit edebilecek her şeyi de kapsaması gerektiğini vurguladı.
Sofia El-Bazzaz, siber şantaj, cinsel istismar amacıyla kandırma ve sömürme, fotoğraf ve kişisel verilerin izinsiz paylaşılması, nefret söylemleri ve çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz bırakılmasının dijital şiddetin başlıca örnekleri arasında yer aldığını kaydetti. Sofia El-Bazzaz, bu tür uygulamaların fiziksel izler bırakmayabileceğini, ancak çocuklar üzerinde yıllarca sürebilecek derin psikolojik ve sosyal etkiler yaratabileceğini ifade etti.
‘30 ülkede çocukların üçte birinden fazlası siber zorbalığa maruz kaldı’
Sofia El-Bazzaz, sözlerine şöyle devam etti:
“Dijital şiddetin tehlikesi yalnızca yaygınlığından değil, sınırları aşan niteliğinden de kaynaklanıyor. Fail bir ülkede, mağdur başka bir ülkede, kullanılan platform ise üçüncü bir ülkede bulunabiliyor. Bu nedenle çocukları dijital şiddetten korumak için ulusal sınırları aşan hukuki ve kurumsal iş birliğine ihtiyaç var. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 30 ülkede çocukların ve gençlerin üçte birinden fazlası siber zorbalığa maruz kaldı. Her beş çocuktan biri ise siber zorbalığın yol açtığı psikolojik etkiler nedeniyle okula gitmedi. Çocuklar, dünya genelindeki internet kullanıcılarının yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Bu nedenle başta UNICEF ve Çocuk Hakları Komitesi olmak üzere uluslararası kuruluşların çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik ilgisi giderek artıyor. Çocukların dijital ortamdaki korunması, onların dijital dünya dışındaki haklarının doğal bir uzantısı olarak ele alınmalı.”
Dijital eğitimin eğitim müfredatlarına dahil edilmesi önerisi
Fas'ta Ekonomik, Sosyal ve Çevresel Konsey'in bu konuyu, "Çocuklara koruma sağlayan kapsayıcı bir dijital ortam için" başlığıyla ele aldığını belirten Sofia El-Bazzaz, teknolojiden yararlanmanın çocukları koruyacak hukuki, eğitsel ve teknik güvencelerle birlikte yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Dijital eğitimin eğitim müfredatlarına dahil edilmesini isteyen Sofia El-Bazzaz, “Dijital platformların sorumluluğu güçlendirilmeli. Ayrıca, ulusal mevzuatın, teknolojinin hızla gelişmesine ayak uyduracak şekilde geliştirilmesi gerekiyor” dedi.
Aile ve eğitim kurumlarının rolü
Çocukları korumanın ilk adımının yasaklamak yerine güçlendirme kültürünü hayata geçirmek olduğunu söyleyen Sofia El-Bazzaz, şu ifadelerde bulundu:
“Sağlıklı bir dijital eğitim alan çocuk, teknoloji kullanması yasaklanan ve ilk fırsatta teknolojiyle karşılaştığında bununla başa çıkmasını sağlayacak araçlardan yoksun bırakılan bir çocuğa göre kendisini koruma konusunda daha güçlü olacaktır. Bu nedenle asıl odağımız kısıtlamalar getirmek değil, dijital farkındalık oluşturmak olmalıdır. Ailelerin de yalnızca denetim uygulayan bir makam olmaktan çıkarak güven ve diyaloğun hakim olduğu bir alana dönüşmesi gerekiyor. Çünkü zorbalık veya şantaja maruz kalan çocukların çoğu, cezalandırılma ya da elektronik cihazlarının ellerinden alınması korkusuyla yaşadıklarını paylaşmaktan kaçınıyor. Oysa birçok araştırma, ebeveynler ile çocuklar arasındaki sürekli iletişimin, çocuğun yardım istemeden şiddete maruz kalmaya devam etme ihtimalini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyuyor.
Eğitim kurumlarının rolü de ailelerin rolü kadar önemli. Okullar artık yalnızca bilgi aktarmakla yetinmemeli, aynı zamanda haklarının ve sorumluluklarının farkında olan bilinçli dijital yurttaşlar yetiştirmeli. Bunun için dijital eğitim, eğitim programlarının bir parçası haline getirilmeli. Çocukların eleştirel düşünme, kişisel verilerini koruma, sanal iletişim araçlarını sorumlu şekilde kullanma ve günlük yaşamlarının bir parçası haline gelen yapay zeka uygulamalarından bilinçli şekilde yararlanma becerileri kazanması gerekiyor.”
Dijital platformlara düşen görevler
Sofia El-Bazzaz, dijital platformların da çocukların korunmasında sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, kullanıcı davranışlarını analiz eden teknolojilerin siber zorbalık, istismar ve şantaj vakalarının erken tespitinde kullanılabileceğini söyledi. Platformların hukuki ve etik sorumluluklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sofia El-Bazzaz, teknolojinin sorunu derinleştiren değil, çözümün bir parçası olması gerektiğinin altını çizdi.
Dijital şiddetle mücadelenin tek bir kurumun müdahalesiyle mümkün olamayacağına vurgu yapan Sofia El-Bazzaz, bunun aile, eğitim kurumları, kamu otoriteleri, sivil toplum ve teknoloji şirketleri arasında koordinasyon gerektirdiğini dile getirdi. Dijital çağda çocukların korunmasının ortak bir sorumluluk haline geldiğini aktaran Sofia El-Bazzaz, çabaların bir araya getirilmesi ve önleme, farkındalık, hukuki koruma ile psikolojik ve sosyal desteğe dayalı kamu politikalarının oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Sofia El-Bazzaz, çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmanın artık gerçekçi bir seçenek olmadığını belirterek, “Asıl hedefimiz, çocukların teknolojinin sunduğu büyük imkanlardan güvenli bir şekilde yararlanabileceği, haklarına saygı gösterilen, onurlarının korunduğu ve her türlü şiddet ve istismardan uzak tutulduğu bir dijital ortam oluşturmak olmalı. Kendini dijital ortamda güvende hisseden çocuk, öğrenme, yaratıcılık ve geleceğin inşasına olumlu katkı sunma konusunda daha güçlü olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.