İran’da kadına yönelik şiddet: Katliam, şüpheli ölüm ve idamlar artıyor
İran’da son aylarda kadın katliamları, aile içi şiddet, şüpheli ölüm, çocuk yaşta evlilikler ve idamlarda dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Hak savunucuları, kadınlara yönelik şiddetin münferit olaylar değil, yapısal bir kriz olduğunu vurguluyor.
Haber Merkezi - İran’da protestolar, çatışmalar ve kırılgan ateşkes sürecinin gölgesinde kadınlara yönelik şiddet vakaları artmaya devam ediyor. Kadın katliamları, aile içi şiddet, çocuk yaşta evlilikler, şüpheli ölümler ve idamlar ülkenin birçok kentinde yaşanırken, internet erişimindeki kısıtlamalar nedeniyle çok sayıda hak ihlalinin kayıt altına alınması ve doğrulanması da zorlaşıyor.
Hak savunucularına göre kadınlara yönelik şiddetin temelinde ataerkil toplumsal yapı, dini ve geleneksel baskılar, ayrımcı yasalar ve yetersiz sosyal destek mekanizmaları bulunuyor. İnternet kesintileri ve bilgi akışına getirilen kısıtlamalar ise sorunun gerçek boyutlarının görünmesini engelliyor.
Ev içi şiddet ve kadın katliamları
Son aylarda Tahran, Tebriz, Kirman, Demavend, Merend, Şehriyar, Yasuc ve Meşhed başta olmak üzere birçok kentte kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi. Tahran’da yaşlı bir kadın katledilirken sonra cenazesi ve evi ateşe verildi. Bir başka olayda ise başkentin Afsariye semtinde çıkan yangın, yine yaşlı bir kadının katledildiğini ortaya çıkardı.
Nihavend’de bir kişi silahla ailesinden dört kişiye ateş açtı. Olayda üç kadın hedef alınırken iki kişi yaşamını yitirdi, iki kadın ise ağır yaralandı. İranşehr’de bir erkek, annesi ve kız kardeşini katletti.
‘Hayır’ demenin bedeli ölüm
Kadın katliamlarında yine nedenler değişmedi. Kadınlar kendi hayatları ile ilgili kararlar aldığı için hedef oldu. Yasuc’ta yaşayan Zeyneb Hatemi, evlilik teklifini reddettiği kuzeni tarafından çocuğunun gözleri önünde katledildi. Yakınları, Zeyneb Hatemi’nin aynı zamanda başka bir cinayet davasında tanık olarak ifade vermeye hazırlandığını belirtiyor.
Kazvin Tıp Bilimleri Üniversitesi öğrencisi Semira Saki ise boşanmak istemesi nedeniyle evli olduğu erkek tarafından üniversite kampüsünde silahla vurularak katledildi.
Meşhed, Tahran, Yezd, Merudeşt ve diğer kentlerde de benzer gerekçelerle çok sayıda kadın katledildi. Resmi kaynaklar olayların çoğunu “aile içi anlaşmazlık” olarak duyururken, kadın örgütleri bunun sistematik şiddeti görünmez kıldığını belirtti.
Çocuk yaşta evlilik ve şüpheli ölümler
Kadın hakları savunucuları, şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren veya katledilen birçok kadının geçmişte çocuk yaşta evlilik ve zorla evlendirme mağduru olduğuna dikkat çekiyor. Piranşehrli genç kadın Turan Ahmedpur, eşinin ikinci evlilik yapmasının ardından ailesinin yanına döndü ve daha sonra şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Çocuk yaşta evlendirildiği belirtilen Turan Ahmedpur’un hikayesi, ülkedeki kadınların karşı karşıya olduğu sosyal baskıları yeniden gündeme taşıdı. Nakade’ye bağlı Daymab köyünde yaşayan Sarina Muhammedi de şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Kadın idamları tartışma yaratıyor
Son aylarda İran’ın farklı cezaevlerinde çok sayıda kadın idam edildi. Bunlar arasında Elenaz Azizi, Mina Hüseynzade, Sedige Kurbani, Raziye Abbasi, Mehdiye Keyhani ve Ekrem Rızayi bulunuyor. İnsan hakları örgütleri, idam edilen kadınların önemli bölümünün daha önce aile içi şiddet, zorla evlilik veya ayrımcı aile yasalarının mağduru olduğunu belirtiyor. Kadınların bağımsız hukuki destek ve etkili savunma imkanlarına yeterince erişemediği de dile getiriliyor.
Beluç kadınlar çifte ayrımcılıkla karşı karşıya
Beluç kadınlar ise hem toplumsal cinsiyet temelli şiddet hem de yoksulluk ve bölgesel eşitsizliklerle mücadele ediyor. 31 yaşındaki Beluç kadın Afsane Bameri silahlı saldırıda yaşamını yitirirken, Zahide Beluç evli olduğu erkeğin şiddeti sonucu katledildi. Saravan’da yaşayan Mehsa Berahui ise maruz kaldığı şiddetin ardından yaşamını yitirdi. Bölgede 9 yaşındaki Fatıma Zehra Hüseyinber’in kaçırıldıktan sonra katledilmesi de kamuoyunda büyük tepki yarattı.
Uzmanlar yapısal krize dikkat çekiyor
İnsan hakları savunucuları ve sosyologlar, kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bireysel suçlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Ekonomik kriz, toplumsal baskılar, cinsiyet eşitsizliği, aile içi kontrol mekanizmaları ve kadınları ikincil konuma iten yasal düzenlemelerin şiddeti beslediği ifade ediliyor.
Kadın örgütleri, kadın katliamları, intiharlar ve aile içi şiddetin “ailevi anlaşmazlık” başlığı altında geçiştirilmesinin sorunun çözümünü zorlaştırdığını belirterek, kadınlara yönelik şiddetin yapısal bir insan hakları sorunu olarak ele alınması çağrısında bulunuyor.