SAMER raporu: Türkiye’de ifade özgürlüğü algısı düşük 

780 kişiyle yapılan araştırmaya göre katılımcıların büyük bölümü eleştiriyi hak olarak görse de, hukuki yaptırım ve baskı korkusu nedeniyle görüşlerini açıklarken oto-sansüre başvuruyor.

Haber Merkezi– SAMER Saha Araştırmaları Merkezi’nin “İfade özgürlüğü, oto-sansür davranışları ve risk algısı” başlıklı raporu, Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin algının düşük olduğunu ve bireylerin ciddi bir risk hissi altında düşüncelerini dile getirdiğini ortaya koydu.

Araştırma 780 kişiyle yapıldı

Rapora göre çalışma, 23 Mart–10 Nisan 2026 tarihleri arasında Google Forms üzerinden 780 kişiyle gerçekleştirildi. Katılımcıların yüzde 48.9’u kadın, yüzde 50.3’ü erkek, yüzde 0.8’i LGBTQ+ bireylerden oluşurken, yaş ortalaması 44-45 olarak ölçüldü.

Yaptırım deneyimi yaygın

Araştırmada “Daha önce fikrinizi beyan ettiğiniz için hukuki yaptırıma maruz bırakıldınız mı?” sorusuna katılımcıların yüzde 58.2’si “Evet” yanıtını verdi.

“Tanıdığınız biri bu nedenle yaptırıma uğradı mı?” sorusuna ise yüzde 90.5 oranında “Evet” cevabı verildi. Raporda bu durumun, ifade özgürlüğüne yönelik yaptırımların toplumsal ölçekte yaygın olduğuna işaret ettiği belirtildi.

İfade özgürlüğü algısı düşük

Araştırmada ifade özgürlüğüne dair algının oldukça düşük olduğu görüldü.

*“Türkiye’de insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyor” ifadesine katılım ortalaması: 1.6/5

*“Devleti eleştirmek güvenlidir”: 1.54/7

*“Hükümeti eleştirmek güvenlidir”: 1.57/5

*“Farklı görüşlere tahammül edilir”: 1.8/5

Raporda bu bulguların, katılımcıların ifade özgürlüğü konusunda olumsuz bir algıya sahip olduğunu gösterdiği vurgulandı.

Eleştiri hak ama risk yüksek

“Sonunda tehlikeye girecek olsa da herkes görüşlerini beyan etmekle yükümlüdür” ifadesine katılım ortalaması 3.3 olarak ölçüldü.

Sosyal medyada hükümeti sert eleştiren birine ilişkin değerlendirmelerde ise:

*Yüzde 45.3: Normal bir haktır

*Yüzde 31.6: Gerekli ama tehlikeli

*Yüzde 18.9: Cesur bir davranış

Raporda, eleştirinin hak olarak görülmesine rağmen risk algısının güçlü olduğu belirtildi.

Oto-sansür davranışı yaygın

Araştırma, katılımcılar arasında oto-sansürün yaygın olduğunu ortaya koydu.

*“Sosyal medyada paylaşım yapmadan önce birkaç kez düşünürüm”: 4.17/5

*“Bazı düşüncelerimi korktuğum için paylaşmam”: 3.80/5

*“Geçmiş olaylar daha temkinli olmama neden oldu”: 3.97/5

*“Bazen paylaşımlarımı silerim”: 3.65/5

Ayrıca katılımcılar, WhatsApp gruplarında siyasi tartışmalardan kaçındıklarını ve resmi ortamlarda görüşlerini gizlediklerini ifade etti.

En büyük sorun: hukuki yaptırım korkusu

“İfade özgürlüğü açısından en büyük sorun nedir?” sorusuna verilen yanıtlarda:

*Yüzde 25: Hukuki yaptırım korkusu

*Yüzde 20.1: İş kaybı

*Yüzde 18.8: Tehdit edilme

*Yüzde 13.4: Dijital gözetim

*Yüzde 12.8: Medya baskısı

yanıtları öne çıktı.

Çözüm önerileri sıralandı

Katılımcılar, ifade özgürlüğünün geliştirilmesi için şu adımların atılması gerektiğini belirtti:

*Yasal sınırlamaların yeniden düzenlenmesi

*Mahkemelerin bağımsız karar vermesi

*Uluslararası sözleşmelere uyumun artırılması

*Medya üzerindeki baskının kaldırılması

*Toplantı ve gösteri hakkının önündeki engellerin kaldırılması

‘Oto-sansür yaygınlaştı’

Raporun sonuç bölümünde, Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin algının düşük olduğu, bireylerin ciddi baskı ve risk hissi altında görüşlerini dile getirdiği ve bunun yaygın bir oto-sansür davranışına yol açtığı belirtildi.

Buna rağmen ifade özgürlüğünün demokratik bir değer olarak güçlü biçimde benimsendiği, mevcut durum ile olması gereken arasında belirgin bir fark bulunduğu vurgulandı.