Yemen’de kadın gazeteciler ölüm tehdidi ve baskı altında çalışıyor

Suikastlar, ekonomik çöküş ve toplumsal baskılar Yemen’de kadın gazetecilerin çalışma alanını daraltıyor. 2015’ten bu yana 2 bini aşkın ihlalin kaydedildiği ülkede, kadın gazeteciler güvenlik riskleri ve cinsiyet temelli hedef almalarla mücadele ediyor.

RAHMA ŞANZUR

Yemen - Yemen’de medya alanı, özellikle kadın gazeteciler için giderek daha tehlikeli bir çalışma ortamına dönüşüyor. Suikastlar, gözaltılar, tehditler ve ekonomik kriz, gazetecilik faaliyetlerini zorlaştırırken, kadınlar bu risklere toplumsal baskılar ve cinsiyet temelli saldırılar nedeniyle daha fazla maruz kalıyor. Uluslararası raporlar ve yerel tanıklıklar, ifade özgürlüğünün ciddi biçimde kısıtlandığı ülkede kadın gazetecilerin hem sahada hem de günlük yaşamlarında sürekli bir tehdit altında çalıştığını ortaya koyuyor.

9 Kasım 2021’de gazeteci Rasha Abdullah el-Harazi’nin aracına yerleştirilen patlayıcıyla katledilmesi, Yemen’de kadın gazetecilerin karşı karşıya kaldığı tehlikeleri gözler önüne serdi. Doğum yapmak üzere hastaneye giderken hedef alınan Rasha Abdullah el-Harazi, henüz dünyaya gelmemiş bebeğiyle birlikte yaşamını yitirirken, eşi gazeteci Mahmud el-Atmi ağır yaralandı. Bu suikast, kadın gazetecilerin ölüm tehdidi, hedef gösterme kampanyaları ve cezasızlık ortamında çalışmak zorunda kaldığı, baskı ve fiziki tasfiyenin sıradanlaştığı bir gerçeğin çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Yemen’de medya çevrelerini sarsan bu suç, münferit bir olay değil; Yemenli kadın gazetecilerin yaşadığı acı gerçeğin bir yansıması. Ölüm korkusuyla süren günlük mücadele, bedenin hedef gösterilmesine dönüşen kışkırtma kampanyaları ve gazetecilerin doğrudan baskı ve fiziki tasfiyenin hedefi haline geldiği bir ülkede adaletin tamamen yokluğu, bu gerçeğin temel unsurlarıdır.

Sınırlı temsil ve artan riskler

Mevcut veriler, Yemen’de kadın gazetecilerin karşılaştığı zorlukların boyutunu ortaya koyuyor. İstikrarsız medya ortamı ve artan riskler, kadınların bu alandaki varlığını daha da zorlaştırıyor. Yemen Gazeteciler Sendikası tarafından yapılan bir ankete göre, gazetecilik alanında çalışan kadınların oranı toplam gazetecilerin yüzde 20’sini aşmıyor. Bu durum, kadınların bu sektördeki temsiliyetinin zayıf olduğunu gösteriyor.

Zorluk yalnızca sınırlı temsille sınırlı değil; kadın gazetecilerin çalıştığı ortamın niteliği de ciddi riskler barındırıyor. İnsan hakları raporlarına göre gazeteciler ve kadın gazetecilere yönelik her yıl yüzlerce ihlal kaydediliyor. Bu ihlaller arasında gözaltı, tehdit, yargılama, çalışmanın engellenmesi ve doğrudan saldırılar yer alıyor.

2000’den fazla ihlal

Çatışma yılları boyunca bu ihlallerin temposu dikkat çekici biçimde arttı. Yemen Gazeteciler Sendikası, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu ile iş birliği içinde, 2015’te savaşın başlamasından geçen yılın nisan ayına kadar medya özgürlüklerine yönelik toplam 2014 ihlal vakasını belgeledi. Sendika bu tabloyu “1990’da birliğin yeniden sağlanmasından bu yana en geniş kapsamlı” durum olarak nitelendirdi.

Bu sayı, gazetecilik faaliyetlerine yönelik baskının giderek arttığını ortaya koyuyor. İhlaller; 482 gözaltı vakası (kaçırma, tutuklama ve takip), 244 doğrudan saldırı, ayrıca 223 tehdit ve kışkırtma kampanyası olarak kaydedildi.

Raporda ayrıca 212 internet sitesinin engellenmesi, 175 yargılama ve sorgulama, 125 maaş ve hakların kesilmesi vakası yer aldı. Bunun yanı sıra 74 işkence vakası ve 72 haber takibinin engellenmesi olayı da kaydedildi.

Daha ağır ihlaller kapsamında ise 55 öldürmeye teşebbüs, 46 gazeteci cinayeti, 165 medya kuruluşunun kapatılması, 41 keyfi işten çıkarma ve 38 medya kurumuna ait mülklere el konulması vakası belgelendi.

Bu bağlamda kadın gazeteciler, güvenlik tehditleri ile toplumsal kısıtlamaların kesişmesi nedeniyle bu risklere daha fazla maruz kalıyor. Bu durum, medya alanındaki deneyimlerini daha karmaşık hale getirirken, her gün karşılaştıkları zorlukların boyutunu da artırıyor.

Çifte hedef alma

Gazeteciler genel olarak düşmanca bir ortamda çalışırken, kadın gazeteciler ek zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Ankete katılan 128 kişi, kadın gazetecilerin özellikle dijital medya üzerinden daha fazla tehdit ve sözlü şiddete maruz kaldığını belirtti.

Bu hedef alma yalnızca mesleki alanla sınırlı kalmıyor, kişisel yaşama da uzanıyor. Kadın gazeteciler, çoğu zaman toplumsal cinsiyete dayalı karalama kampanyalarının hedefi haline geliyor; bu da onları susturmayı ya da meslekten çekilmeye zorlamayı amaçlıyor.

Kadınların medya alanındaki varlığını hala dar kalıplar içine sokan geleneksel toplumsal bakış açısına ek olarak, istikrarsız güvenlik koşulları daha karmaşık bir tablo yaratıyor. Özellikle sahada gazetecilik yapmak, her an tehdit ya da hedef alınma riski taşıyan tehlikeli bir girişime dönüşüyor.

Bu zorluklar bununla da sınırlı değil. Sınırlı iş fırsatları, yetersiz koruma mekanizmaları ve bilgiye erişimde yaşanan güçlükler, kadın gazetecilerin performansını ve meslekte kalıcılığını doğrudan etkiliyor.

‘Sanki ormanda yaşıyoruz’

Bu bağlamda Yemenli gazeteci Rinad el-Umrani, “Gerçeklik çok acı verici; sanki bir ormanda yaşıyoruz. Ne kadınlar ne de gazeteciler olarak bizi koruyan herhangi bir yasa yok” dedi.

Rinad el-Umrani sözlerine şöyle devam ediyor: “Sahada kadın gazeteciler olarak haklarımızı açık biçimde kullanamıyoruz. Siyasi eğilimlerimi ya da kendimi özgürce ifade edemiyorum; çünkü bu bana zarar verebilir. Özellikle sahada çalışan ve bölgeler arasında hareket eden kadın gazetecileri korkutan birçok olay var. Bir yere gittiğinizde belirli bir gruba karşı olmakla suçlanabiliyorsunuz, başka bir yerde ise başka bir gruba karşı sınıflandırılıyorsunuz. Bu durum bizi susmaya ve sert bir toplumsal ve kültürel gerçekliğe uyum sağlamaya zorluyor.”

Rinad el-Umrani, yasal korumanın yokluğunun ifade özgürlüğü üzerinde ağır kısıtlamalar yarattığını vurgulayarak, “Hükümet bizi koruma sorumluluğunu üstlenmiyor ve bizi koruyan yasalar yok; bu nedenle herhangi bir siyasi eğilimimi açıkça ifade edemem” dedi. Ayrıca iş fırsatlarının da aidiyetlere bağlı hale geldiğine dikkat çekerek, “Çoğu zaman fırsatlar siyasi eğilimlerinizle bağlantılıdır; eğer açık bir aidiyetiniz yoksa iş bulmanız zorlaşır” ifadelerini kullandı.

‘Bölgeden daha sert bir gerçeklik’

Taiz Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Dr. Zekra el-Ariki ise Yemen’de kadın gazetecilerin durumunun yalnızca mesleki zorlukları aşan, toplumun genel krizini yansıtan bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. “Yemen’de kadın gazetecilerin durumu Arap dünyasındaki benzerlerine benzeyebilir; ancak gerçekte daha serttir. Bunun nedeni, medyada kadının rolüne dair toplumsal farkındalığın zayıf olması ve resmi kurumların destek konusundaki ilgisizliğidir” dedi.

Zekra el-Ariki, kadın gazetecilerin çalıştığı ortamın savaşlar ve çatışmaların yarattığı karmaşık toplumsal zorluklarla birlikte güvenlik riskleriyle dolu olduğunu belirterek, bu koşullara rağmen birçok kadın gazetecinin çalışmayı sürdürmeyi başardığını ifade etti.

Ekonomik çöküş ve ek baskılar

Dr. Libya Said ise ekonomik ve mesleki boyuta dikkat çekerek, “Kadın gazetecilerin durumu, özellikle savaş yıllarında, maaşların kesilmesi ve iş güvencesinin ortadan kalkmasıyla ciddi biçimde kötüleşti” dedi. “Gazeteciler herhangi bir koruma mekanizmasından yoksun. Ayrıca vilayetler arasında hareket etmek zor ve tehlikeli hale geldi; bu da sahada çalışma fırsatlarını sınırlıyor” diye ekledi.

Libya Said, “Doğruyu söylemek riskli hale geldi; çünkü bağımsız seslere tahammül etmeyen bir ortam var” diyerek, “Geçmiş yıllarda yalnızca gerçeği aktarmaya çalıştıkları için farklı yöntemlerle öldürülen gazeteciler oldu” ifadelerini kullandı. Basın özgürlüğünü kısıtlamaya ve gerçeğin açık biçimde aktarılmasını engellemeye çalışan aktörlerin bulunduğunu vurguladı.

Tüm bu zor koşullara rağmen dayanma çabaları sürüyor. Pek çok kadın gazeteci, getirilen kısıtlamalardan uzak bir ifade alanı bulmak ve toplumun sesini yansıtmak amacıyla medya platformlarında çalışmaya yöneldi.

Güvenlik, toplumsal ve ekonomik zorluklar devam ederken, Yemen’de kadın gazetecilerin geleceği daha güvenli ve adil bir ortamın oluşmasına bağlı görünüyor. Risklerle dolu sert bir gerçeklik ile kırılmayan bir kararlılık arasında, Yemenli kadın gazeteciler hikayelerini yazmayı sürdürüyor; yalnızca haber aktaranlar olarak değil, aynı zamanda en karmaşık ortamlardan birinde umut üretenler olarak.