ÖHD’den çağrı: Umut hakkı, anadil ve tutsaklar için yasal düzenleme şart

ÖHD, Meclis Komisyonu raporunun eksik kaldığını belirterek umut hakkı, geçiş dönemi adaleti, anadil, kadın temsiliyeti, yerel yönetimler ve tutsakların tahliyesini içeren kapsamlı yasal reform ile eşitlikçi anayasa değişikliği çağrısı yaptı.

Haber Merkezi - Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Meclis Komisyonu raporuna ilişkin yaptığı açıklamada, yürütülen sürecin kalıcı bir çözüme ulaşması için kapsamlı hukuki ve anayasal düzenlemeler gerektiğini vurguladı. Açıklamada umut hakkı, geçiş dönemi adaleti, anadil hakkı, kadın temsiliyeti, yerel yönetim reformu, tutsakların tahliyesi ve ifade özgürlüğünü kapsayan demokratikleşme adımlarının atılması çağrısı yapıldı. ÖHD, raporda net bir yol haritasının bulunmamasını ve güvenlikçi yaklaşımın öne çıkmasını temel eksiklik olarak değerlendirdi.

‘Kadın başlığı eksik’

Kadın sorununa raporda yer verilmemesinin başka bir eksiklik olduğu dile getirilen açıklamada, “Oysa barış sadece silahların susması değil, kadınların kamusal alanda, siyasette ve hukuk önünde ‘eşit yurttaşlık’ temelinde güçlendirilmesidir. Kadınların hakikatlerinin belgelenmediği, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin barışla ilgisiz görüldüğü ve kadının insani güvenliğini merkeze almayan hiçbir demokratikleşme hamlesi kalıcı ve toplumsal bir nitelik kazanamayacaktır” ifadelerine yer verildi.

‘Süreç yasası düzenlemesi elzem’

Açıklamada, Meclis bünyesinde komisyon kurulmasının sürecin İmralı Adası’nda güvenlik birimleri ile Abdullah Öcalan arasında yürütülen bir süreç olmaktan çıkarılıp Meclis çatısı altında tartışılmasının olumlu bir adım olduğu ve bunun devam ettirilmesi gerektiği belirtildi. Sürecin tarafları ve aktörleri açısından koruyucu ve kapsayıcı bir süreç yasasının düzenlenmesinin elzem olduğu vurgulanan açıklamada, geniş yorumla ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, raporda yer almayan faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, yerleşim yerlerinin boşaltılması ve zorla yerinden edilme fiilleri ile hakikat ve onarıcı adalet yaklaşımı içeren geçiş dönemi adımlarının atılmasının sürecin sağlam temellerle ilerlemesini sağlayacağı vurgulandı.

Silah bırakan PKK üyelerinin güvenli şekilde toplumsal hayata ve siyasete katılabilmesi için özel bir yasal düzenleme yapılmasının sürecin öncelikli ihtiyaçlarından olduğu belirtilen açıklamada, bu düzenleme ile geri dönenlerin yargılanma ihtimalinin ortadan kaldırılmasının mümkün olacağı kaydedildi. Tutsakların bu düzenleme kapsamında tahliye edilmesinin de mevcut atmosfere uygun olacağı ifade edildi.

‘Umut hakkı’

Açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını “insanlık dışı” kabul ederek 2014’te Abdullah Öcalan için “umut hakkı”nın ihlal edildiğine karar verdiği hatırlatıldı. “Umut hakkı kapsamında verilen ihlal kararları doğrultusunda Türkiye’nin yapısal değişikliği gerçekleştirecek yasal düzenlemeleri sağlaması ve tahliye imkânı olmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kaldırılmasına yönelik mekanizmaları hayata geçirmesi gerekmektedir” denildi.

Temel hukuki adımlar

Bağımsız ve tarafsız bir yargı için Hâkim ve Savcılar Kurulu’nun yapısı, çalışma biçimleri ve üye belirleme yönteminin değiştirilmesi gerektiği dile getirilen açıklamada, insan hakları metinlerinin uygulanması için hâkim ve savcıların denetlenmesinin yolunun açılması istendi. Cezasızlık uygulamalarına karşı yasal yaptırımların düzenlenmesi, yaşam hakkı ve işkence gibi konularda etkin soruşturma yapılmamasına karşı yeni mekanizmalar oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Siyasi tutsaklar

Kalıcı ve gerçek bir toplumsal barış için hapishaneler ve siyasi mahpuslar meselesinin hak ve özgürlükler temelinde ele alınmasının zorunlu olduğu belirtilen açıklamada, cezaevlerindeki hak ihlallerinin giderilmesi, ağır hasta tutsaklar için insani ve hukuki çözümler geliştirilmesi ve demokratik siyasal alanın genişletilmesi çağrısı yapıldı.

Anadilin kamusal alanda görünür olması için engellerin kaldırılması ve anadilde eğitim hakkının güvenceye alınması istenen açıklamada, eğitimden hukuka, medyadan kültürel çalışmalara kadar geniş kapsamlı reformların barışı güçlendireceği belirtildi.

‘İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli’

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin yarattığı hukuki tahribata dikkat çekilen açıklamada, kadınlara karşı suçlarda cezasızlığa son verilmesi ve sözleşmeye yeniden taraf olunması çağrısı yapıldı.

‘Kayyımlar sonlanmalı’

Kayyım atamalarına dayanak olan yasal düzenlemelerin kaldırılması, yerel yönetimlerde seçim iradesinin korunması, belediye çalışanlarının iadesi ve yerel yönetimlerde yüzde 50 kadın temsiliyetini içeren düzenlemelerin yapılması talep edildi.

‘Çevresel iyileştirme’

Açıklamada, mayın temizliği, savaşın çevresel etkilerinin giderilmesi, orman kesimlerinin durdurulması, zorla boşaltılan köylere dönüşün sağlanması ve güvenlik gerekçeli yasakların kaldırılması gerektiği vurgulandı.