Rûken Ehmed: Jin jiyan azadî devrimine karşı bir komplo var, kadınlar örgütlenmeli
Kobanê Yönetimi Rûken Ehmed, Rojava’daki kadın devrimi ile Rojhilat’taki “Jin, jiyan, azadî” ayaklanmasının büyük bir komployla karşı karşıya olduğunu belirterek, kadınların buna karşı bir ulus olarak örgütlenip birliklerini kurmaları gerektiğini söyledi.
BERÇEM CÛDÎ
Kobanê - Ortadoğu’da hegemon güçler ile demokratik çizgi arasındaki mücadele devam ederken, erkek-devlet anlayışı da tüm gücüyle kadın mücadelesine saldırıyor. Bu bağlamda şu anda en yoğun saldırılar Rojava Kürdistanı’ndaki kadın devrimine ve Doğu Kürdistan’daki “Jin, jiyan, azadî” ayaklanmasına yöneliyor. Bu güçler kadın kazanımlarına karşı büyük bir savaş ilan etmiş durumda.
Kobanê Şehir Yönetimi Rûken Ehmed, kadın devriminin hedef alınması ve nedenlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.
*Üçüncü Dünya Savaşı Ortadoğu ve dünyada giderek yayılıyor. Savaş gerçekliğinde kadınların büyük oranda zarar gördüğünü biliyoruz. Bu savaşı ve kadınların karşı karşıya olduğu tehlikeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üçüncü Dünya Savaşı Önder Apo’nun tutuklanmasıyla başladı, ancak somut olarak 2003’te Irak’a müdahaleyle kendini gösterdi. Şüphesiz bu savaşı Birinci ve İkinci Dünya Savaşları gibi ele alamayız, özellikle Kürt halkı için. Önder Apo bu konuda özel bir değerlendirme yaparak, Üçüncü Dünya Savaşı’nın Ortadoğu’da ve özellikle Kürdistan coğrafyasında yürütüleceğini, Kürt kazanımlarının da bu savaşta garanti altına alınacağını ve savaşı kazanacağını belirtmişti. Bugün Önder Apo’nun değerlendirmesiyle yaşanan gelişmeleri yan yana getirdiğimizde gerçekleri görüyoruz. Üçüncü Dünya Savaşı’nın tehlikeleri daha büyük olsa da Kürtler için kazanımları da var. Neden kazanımlar diyoruz? Çünkü Kürt halkı 21. yüzyılda ve Önder Apo’nun çıkışıyla varlığını garanti altına aldı.
‘Önder Apo, kadın özgürlüğünü bu devrimin temeline koydu’
Tarihte hep Kürtler vardı, katliamlardan geçti ve ayaklanmalar oldu. Ama Kürtler yine de statüye sahip olamadı ve varlıklarını kazanamadı. Özellikle kadınların örgütlülüğü, siyasi durumu, örgütlenmesi, korunması vb. hazır değildi. Bu yüzden Kürtler örgütlenmedikleri için ayaklanmalar başladı ama statülerini kazanamadı. Bu nedenle Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra Kürtlerin yaşadığı coğrafya dörde bölündü ve dört hegemon güce paylaştırıldı. Ama Üçüncü Dünya Savaşı’nda Kürtler için güçlü bir temel Önder Apo öncülüğünde kuruldu. Tarih, sosyoloji ve alınan tecrübeler toplandı ve güçlü bir zemin olarak kullanıldı. En önemlisi Önder Apo kadın özgürlüğünü bu devrimin temeline koydu, bu yüzden kadınlar kendilerini örgütledi ve devrimin adını “kadın devrimi” olarak değiştirdi.
*Kadınlar ilk kez kendi varlıkları, özgürlükleri ve kimlikleri için devrim yapıyor. Bunu Rojava Kürdistanı’nda somut olarak görüyoruz. Erkek-devlet sistemleri ve krizleri içinde bu kadın devrimi nasıl bir dönüşüm yarattı?
Asıl savaş nedenleri iktidara ve toplum üzerindeki egemenliğe dayanır; toplumu özgürce düşünme, kimlik ve varlık sahibi olmaktan alıkoyar, göç ettirir ve hegemon güçler onları pazar aracı yapar; bugün yaşanan budur. Bu yüzden kadın devrimi bunların önüne geçti ve kadınlar “Biz toplumların özgürlüğünün garantisiyiz” dedi. Doğru, Önder Apo temeli Rojava Kürdistanı’nda hazırladı ve Dicle, Şîlan, Fîdan gibi yüzlerce devrimci bugün bahsettiğimiz bu devrimin kaynağı oldu. Kadınların devrime katılımı sadece silah alıp dağa çıkmakla sınırlı değil. Kadınlar Kürdistan’da ve yurt dışında kendilerini örgütledi; 80’li yıllarda Avrupa’da da kadın örgütleri vardı ve bu bizim devrimimizin de temeli oldu. 2011’de Rojava’da kadın devrimi başladığında temeli zaten hazırdı.
‘Rojava Devrimi tüm dünyada örnek oldu’
Birçok çete grubu mevcut sistemleri yıkmak ve yerine yeni sistemler kurmak iddiasıyla çıktı. Ama bugün bu çeteler nerede, ne yapıyor ve topluma, kadınlara neler getiriyor? Oysa Rojava Devrimi tüm dünyada örnek oldu. Koruma, örgütlenme ve siyasette kadınlar büyük mücadeleyle erkek sisteminin kadınları köleleştirmesinin önüne geçti. Şüphesiz bu kolay olmadı. Bu bağlamda Önder Apo 2013’te avukatlara gönderdiği mesajda Rojava’nın kadın devrimi olduğunu duyduğunda “İyi ki kadın devrimi oldu, ama iktidar fırtınalarına karşı dayanabilecek mi?” demişti. Devrimimize karşı erkek egemen iktidar fırtınaları çıktı. Kadınlar saldırılara boyun eğmedi ve “Bir kimliğimiz var, eğer insan isek yaşama ve kendini koruma hakkımız var” dedi. Bunu Şengal’de gördük; 5 bin Êzidî kadın DAİŞ’in eline düştü, ama şimdi kendilerini örgütledikleri için kimse Şengal’e adım atamaz.
*Erkek-devlet sistemleri kadın kazanımlarına aralıksız saldırıyor. Rojava’da çeteci saldırılarla kadın varlığı tehlikede. Rojhilat’ta ise kadınların direnişini hegemon güçler kendilerine mal etmek istiyor. Bu gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?
Doğu Kürdistan’daki kadın ayaklanması coğrafi olarak çok önemliydi. Özellikle “Jin, jiyan, azadî” felsefesinin bu ayaklanmada kullanılması çok anlamlıydı. Kadın yaşamı tanımlar, yaşam da özgürlüğü tanımlar. Şu anda Doğu Kürdistan ve İran’da yürütülen savaş, bu ayaklanmayı kadınların elinden almak istiyor. Rojava’da çeteler yoluyla kadın devrimini ele geçirmek istedikleri gibi şimdi aynı şey Doğu Kürdistan’da tekrarlanıyor. İran’da kadın öncülüğünde ayaklanma oldu, mevcut iktidara karşı; toplumu tanımayan, her gün insanları idam eden bir sisteme karşı. Kadınlar için de her zaman kuşatılmış ve kara çarşaflı olmalı. Bu zihniyete karşı ayaklanan kadınlardı. Ama bugün İran’a yönelik saldırılar gelişiyor, İran iktidarına karşı deniyor.
‘Kadınlar bu sistemi değiştirmek için ağır bedel ödedi’
Zaten İran iktidarının egemenliği belliydi, ama neden kadın ve toplum ayaklanmasıyla sistem değiştirilmek istenilirken saldırılar oldu? Kadınlar bu sistemi değiştirmek için işkence gördü, katledildi, idam edildi, onlarca ağır bedel ödedi. Kadınlar İran sistemini yıkmak için emek verdi, ama şuan hegomon güçlerin saldırıları çıkarlara ve İran’ın tüm zenginliklerini ele geçirmeye dayanıyor. Sadece Jin, jiyan, azadî ayaklanması bunu yapmadı, bu ayaklanma toplum ve kadın değerlerini, kazanımlarını korumak içindir. Jîna Eminî “Saçım ve bedenim benim” diyerek kimsenin hayatına müdahale etmesine izin vermedi ve bu iddiayla şehit oldu; binlerce kadın ona katıldı ve bu ayaklanma tüm dünyaya yayıldı. Bugün dünyada da “Jin, jiyan, azadî” Kürtçe yazılıyor ve farklı diller kullanılmıyor. Ama şimdi bunu değiştirmek ve kadınların elinden almak istiyorlar. Doğu, Rojava ve Kuzey Kürdistan kadınları ve bu ayaklanmaya destek veren kadınlar hiçbir gücün kazanımlarını almasına izin vermeyecektir diye inanıyorum.
*Hassas bir süreç, bu süreçte her bir kadına nasıl bir sorumluluk düşüyor?
Rojava Devrimi’nin amacı hiçbir kadının örgüt dışında kalmaması ve kadın birliğini kurmasıydı. Neden? Çünkü kadınlar kendilerini bir ulus olarak örgütlemeli. Doğru, bugün Rojava’da çeteci saldırılarla kadınlara yönelik saldırılar var, ama Avrupa’da da kadın bedeni istismar ediliyor ve din vb. yollarla kadınlar üzerinden pazar kuruluyor. Bu yüzden başta Kürt kadınlarından ulusal kadın birliğine öncülük etmeleri bekleniyor ve bu konuda önemli adımlar atıldı. Zaten Kürt ulusal birliğinde sorunlar var ve Kürtlerin birleşmesini istemeyen çok.
Bu yüzden ulusal birlikle birlikte kadın birliği de kurulacak. Kadın birliği kurulmazsa bu savaş yıkım ve göçe neden olacak. Bu savaşta en çok etkilenen kadın olduğu için kadın birliği, örgütlenme ve tarihini tanıma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Tarihte birçok kadın eylemi var ve çok güçlü, etkili isimler çıktı. Ama kendilerini örgütlemedikleri, erkek egemenliğe karşı mücadele etmedikleri ve kendilerini korumadıkları için tekrar sıfıra döndüler. Tekrar bunu yaşamamak ve başa dönmemek için kadınların saldırı ve komplolara karşı birlik, örgütlenme ve tarihini tanıma ihtiyacı var. “Komplo toplumadır” diyoruz ama özünde kadınlara karşı işletiliyor. İktidarı kabul etmeyen, bedenini teslim etmeyen ve aidiyetini gören kadına.
‘Kadın mücadelesi ısrarla devam edecek’
Bugün Rojava’da kadınlar geçici yönetime karşı büyük mücadele veriyor. 13-14 yıldır eşbaşkanlık sistemi, kadın bilinci ve kadın kurumları, örgütleriyle toplumun birçok sorununu çözmenin temeli oldu. Şimdi din, gericilik vb. isimler altında sistemimizi kadınlardan ayırmak istiyorlar. Ama kadın mücadelesi ve özellikle savunma alanında ısrarla devam edecek. DAİŞ’i yenen kadınlar ve YPJ gücümüzdü, toplumun üzerindeki kara bulutları kaldıran yine kadın öncülüğümüzdü. Bu yüzden bizi siyasetten, diplomasiden ve eşbaşkanlıktan çıkarmak istiyorlar. Ama bu sistem çok büyük mücadeleyle korunacak. Özgürlük kolay değil. Özgürlük bedel ödeyerek olur; biz kadınlar özgürlüğe ulaşmak için erkek-devlet sistemlerinin bizde yarattığı tüm algıları yıkmalıyız ve özgürlüğe ulaşmalıyız.