Savaşın 15. günü: Karşılıklı saldırılar sürüyor
İran savaşın seyrini etkileyen Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerine izin vermiyor, ABD Başkanı Trump ise stratejik önemde olduğunu söylediği Hark Adası’nda askeri hedefleri vurduklarını açıkladı. Savaş karşılıklı saldırılar ile 15’inci gününe girdi.
Haber Merkezi - İsrail ve ABD’nin 28 Şubat günü İran’a başlattığı saldırıların ardından İran’ın da karşılık vermesiyle birlikte savaş bölge ülkelerine sıçradı. Savaş 15. gününde kesintisiz sürerken, can kayıpları artıyor.
İran ve ABD’nin, Irak ve Kürdistan Bölgesi topraklarında bulunan ABD güçleri ve İran destekli silahlı gruplara karşılıklı saldırıları da sürdü. Federe Kürdistan topraklarındaki Rojhilatlı Kürt partiler de Devrim Muhafızları’nın saldırılarının hedefindeydi.
Kürt partiler hedef alındı
Berdereş sınırındaki İran Kürdistanı Mücadele Örgütü’ne (Sazman-i Xebat) ait bir üsse dronla saldırı düzenlendi. Saldırıda 2 pêşmerge yaşamını yitirdi, 4 pêşmerge de yaralandı.
İran Devrim Muhafızları, İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (PDK-İ) Hewlêr’in Soran İdaresine bağlı Dola Akoyan bölgesindeki peşmerge üssüne saldırdı, saldırıda herhangi bir can kaybının yaşanmadığı ve maddi hasarın meydana gelmediği bildirildi.
Yine Xelîfan ile Soran ilçe sınırlarında bulunan Benî Herîr Dağı ve Dola Alane bölgesi, İran’a ait İHA’lar tarafından saldırıya uğradı. Saldırıda büyük bir maddi hasar meydana geldi.
Hewlêr’e bağlı Koye’de bulunan ve İran Kürdistan Demokrat Partisi’ne (PDK-İ) ait Azadî Kampı, 3 füze ve 5 drone ile 2 kez hedef alındı. Saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmadı.
İran: 220 kadın ve 211 çocuk katledildi
İran Sağlık Bakanlığı, İsrail-ABD’nin İran ve Rojhilat Kürdistan’a yönelik saldırılarında yaşamını yitiren ve yaralananların sayıları hakkında yaptığı açıklamada 220 kadının katledildiğini, 2 bin 500 kadının yaralandığını, 18 yaşın altında 211 çocuğun yaşamını yitirdiğini ve bin 141 çocuğun ise yaralandığı aktarıldı.
İsrail’e saldırı
Dün sabah saatlerinde İsrail'de Nasıra'nın kuzeyindeki Zarzir köyünde evleri vuran ve en az 30 kişinin yaralanmasına yol açan saldırının ardından görüntüler yayınlandı. Ayrıca İran devlet televizyonundan yapılan açıklamaya göre, İsrail'in Negev Çölü, Birüssebi, Nevatim ve Lid kentleri füzelerle hedef alınırken İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan atılan füzenin engellenmesi için hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.
Saldırılar savaşın son 24 saatinde de bölgeye yayılmaya devam etti.
Hamaney’in bölgedeki ABD üslerinin derhal kapatılması gerektiğini ve aksi takdirde bu üslerin saldırıya uğrayabileceği uyarısında bulunmasının ardından dün gece saatlerinde İncirlik Üssü’ne yöneldiği öne sürülen üçüncü 'balistik mühimmat' da NATO hava savunma sistemleri tarafından vuruldu.
Suudi Arabistan'ın Prens Sultan Hava Üssü'nde bulunan ABD Hava Kuvvetleri'ne ait 5 yakıt ikmal uçağının, yerde olduğu sırada vurularak hasar gördüğü belirtildi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Burç Kalavay beldesine düzenlediği hava saldırısında 12 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini açıkladı. İsrail'in 2 Mart'tan bu yana gerçekleştirdiği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 773'e, yaralı sayısının ise bin 993'e çıktığı da katdedildi.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin doğusunda düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurdu.
Trump’tan açıklama
ABD Başkanı Donald Trump, ABD Donanması'nın yakında Hürmüz Boğazı'nda gemilere refakat edebileceğini ve Hark Adası'na Ortadoğu tarihinin en güçlü bombardımanlarından birini düzenlediklerini duyurdu. ABD Başkanı ayrıca İran’ın gemilerin Hürmüz’den geçmesini engellemesi durumunda adadaki petrol altyapısının ortadan kaldırılması için harekete geçebileceklerini vurguladı.
İran'ın Fars Haber Ajansı da ABD saldırılarının ardından Hark Adası’nda 15’ten fazla patlama sesi duyulduğunu ancak petrol altyapısının zarar görmediğini doğruladı.
Dijital medya hesabından bir mesaj da yayınlayan Trump, İran’ın tamamen yenildiğini ve anlaşma yapmak istediğini ancak bu anlaşmanın kendisinin kabul edebileceği türden bir anlaşma olmadığını iddia etti.