Savaşın yıktığı hayatını çadırında kurduğu dikiş makinesiyle yeniden inşa ediyor
Gazze’nin El-Zuhur Kampı’nda yaşayan Israa Abu Al-Qumsan, çadırında kurduğu dikiş makinesiyle yeniden üretime dönerek, “Sadece hayatta kalmak için çalışmıyorum, koşullar ne olursa olsun yeniden başlayabileceğimi kanıtlamak istiyorum” diyor.
NAGHAM KARAJEH
Gazze- Gazze’nin batısındaki El-Zuhur Kampı’nda, insan dayanıklılığını zorlayan dar bir çadırın içinde 33 yaşındaki Israa Abu Al-Qumsan, küçük bir dikiş makinesinin başında hayatını yeniden kurmaya çalışıyor. Onun için bu makine yalnızca bir iş aracı değil, defalarca elinden alınan evi, atölyesi ve iplik ile iğneye dayalı yaşamına açılan tek pencere.
Israa Abu Al-Qumsan’ın dikişle tanışması yıllar önce moda ve iç tasarım eğitimi aldığı döneme uzanıyor. 2012 yılında kendi atölyesini kurarak sadece kıyafet üretmekle kalmadı, aynı zamanda başka kadınlara da eğitim vererek onların ekonomik bağımsızlık kazanmasına katkı sundu. Mesleğini yalnızca bir geçim kaynağı değil, en zor koşullarda bile kadınların kendilerine bir alan açabileceğinin somut bir ifadesi olarak gördü.
Küllerinden yeniden doğdu
Gazze’de 2014 yılında yaşanan savaş, Israa Abu Al-Qumsan’ın yolculuğunu keskin bir şekilde yarıda bıraktı. “Atölye benim hayalimdi ve birdenbire her şey gitti” diyerek o günleri anlatan Israa Abu Al-Qumsan, yıkımın sadece maddi değil, aynı zamanda emek, kimlik ve üretme iradesini de yok ettiğini söylüyor. Buna rağmen uzun süre pes etmediğini dile getiren Israa Abu Al-Qumsan, “Evden çalışmaya devam ettim ve elimde kalan imkanlarla yeniden üretime başladım. 2020’de, adeta küllerimden yeniden doğar gibi atölyemi tekrar açmayı başardım” diye ekliyor.
Her göçte bir parçasını geride bıraktı
Ancak 2023’te başlayan son savaş, çok daha ağır bir yıkım getirdi. Bu kez ne atölyesi, ne evi ne de araçlarını koruyabildi. “Hiçbir şeyi kurtaramadım, sadece çocuklarımla hayatta kalmaya çalışıyordum” diyen Israa Abu Al-Qumsan, defalarca yaşanan yerinden edilmelerle istikrarı tamamen kaybediyor. Her göçte hayatından bir parçayı geride bıraktığını anlatan Israa Abu Al-Qumsan için bu süreçte dikiş, hayal olmaktan çıkıp yalnızca hayatta kalma mücadelesinin uzağında kalan bir hatıraya dönüşüyor. Ancak dijital medyada yaptığı bir paylaşım, kadınların desteği ve eski müşterilerinin yeniden iletişime geçmesiyle onun için yeniden bir başlangıcın kapısını aralıyor.
‘Daha cesur bir adım attım’
Bu gelişmenin kaybettiği bir duyguyu geri kazandırdığını söyleyen Israa Abu Al-Qumsan, “Hala üretken olabilme yeteneğine sahiptim. Basit adımlarla başladım, arkadaşlarımdan dikiş makineleri ödünç aldım ve elimdeki kumaşlara, sınırlı imkanlara göre küçük siparişleri yapmaya başladım. Sonra daha cesur bir adım atarak çadırımı küçük bir çalışma alanına dönüştürdüm. Artan fiyatlara, malzeme teminindeki zorluklara, sık sık yaşanan elektrik kesintilerine ve ilkel koşullara rağmen bir makine ve birkaç temel araç kurdum. Makinenin başına oturur oturmaz bir kumaş parçası diktim ve o an anladım ki tutkum sanki hiç durmamış gibi geri döndü. O anda sadece mesleğime değil, kendime de yeniden dönüyordum” ifadelerinde bulunuyor.
‘Her şey iç içe geçmiş durumda’
Israa Abu Al-Qumsan, çadırı hem ev hem de iş yeri olarak kullanırken, sekiz yaşından küçük iki çocuğuna bakmakla günlük sorumluluklarını dengelemeye çalışıyor. Aynı alanın içinde hem anne, hem bakıcı hem de işçi rolünü üstlenen Israa Abu Al-Qumsan, gününü dikiş ve nakış işleriyle geçirirken bir yandan da yaşananların karmaşıklığını tam olarak anlamasalar da etkisini hisseden çocuklarının ihtiyaçlarıyla ilgileniyor. Israa Abu Al-Qumsan, "Bazen onları izlerken çalışıyorum, bazen de onlar için her şeyi bırakıyorum. Burada ev ve iş arasında bir ayrım yok, her şey iç içe geçmiş durumda” diye kaydediyor.
Her yıkımda hayatı yeniden kurma çabası
Çadır içindeki iş ve yaşamın bu keskin biçimde iç içe geçmesi, Gazze’de birçok kadının deneyimlediği daha geniş bir gerçeğe işaret ediyor. Geçici olarak kurulan bu alanlar, zamanla tüm yükleriyle kalıcı yaşam mekanlarına dönüşüyor. Aile hayatı ile üretim, korku ve kaynak yoksunluğu baskısı altında yalnızca birkaç metrekarelik alanlara sıkışıyor. Bu tabloya rağmen Israa Abu Al-Qumsan’ın deneyimi, dayanıklılık kavramını yeniden tanımlayan Filistinli kadınların güçlü bir görüntüsünü ortaya koyuyor. Bu yalnızca ayakta kalma meselesi değil, her yıkımdan sonra hayatı yeniden kurma çabası. Kadınlar, ellerindeki sınırlı imkanları bir süreklilik biçimine dönüştürüyor. Birçok durumda çadırın kendisi bir üretim alanına dönüşüyor, sınırlı kaynaklar yenilik için bir motivasyon kaynağı olurken, yoksunluk hayatta kalmak için alternatif yollar aramaya itiyor.
‘İşe dönüşüm bir direniş eylemi’
Israa Abu Al-Qumsan, “İşe dönüşümü sadece ekonomik bir karar olarak görmüyorum, aynı zamanda çöküşe karşı günlük bir direniş eylemi olarak görüyorum. Sadece hayatta kalmak için çalışmıyorum, koşullar ne olursa olsun yeniden başlayabileceğimi kanıtlamak için çalışıyorum” sözlerine dikkat çekiyor.
Başka bir açıdan bakıldığında, Israa Abu Al-Qumsan’ın deneyimi göz ardı edilemeyecek bir insan hakları boyutunu ortaya koyuyor. Silahlı çatışma ortamlarında barınma ve iş kaybı yalnızca bireysel kayıplar anlamına gelmiyor, aynı zamanda sivillere tanınan temel hakların, özellikle yeterli barınma, çalışma ve zorla yerinden edilmeye karşı korunma haklarının ihlali anlamına geliyor. Dahası, Israa Abu Al-Qumsan’ın atölyesi ve evinde olduğu gibi sivil gelir kaynaklarının yok edilmesi, kadınları herhangi bir sosyal güvenlik ağı olmadan artan ekonomik kırılganlıkla doğrudan karşı karşıya bırakıyor.
Yeni bir başlangıç sabırla hayata geçiriliyor
Bugün ise o, bir çadırın içinde asılı duran basit kumaşlar ve sınırlı imkanlarla çalışan bir dikiş makinesi arasında sessizce hayatını yeniden kuruyor. Yolun kolay olmadığını söylüyor ve kayıplarının büyüklüğünü gizlemiyor, ancak her dikişle parçalanmış hayatının bir bölümünü onardığını hissederek çalışmayı sürdürüyor. Yorulmak bilmeyen annelerini bekleyen iki çocuğu ve aynı zamanda yaşam ve çalışma alanına dönüşen çadırıyla, zor koşullar içinde yeni bir başlangıcın izlerini sabırla örmeye devam ediyor.