Gabes’te çevre protestoları sürüyor: Zarar veren tesisler kapatılmalı

Tunus’un Gabes kentinde Dünya Çevre Günü dolayısıyla düzenlenen protestolarda yurttaşlar, çevreyi kirleten kimyasal tesislerin kapatılmasını talep etti. Eylemciler, mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Tunus - Tunus’un Gabes kentinde yurttaşlar, Dünya Çevre Günü kapsamında kimya tesislerinin yol açtığı çevre kirliliğine karşı yeniden sokağa çıktı. Başkent Tunus’taki Kimya Kompleksi önünde düzenlenen protestoda, kirletici üretim birimlerinin tamamen sökülmesi talep edildi.

Eylemciler, bu talebin bölge halkının meşru hakkı olduğunu belirterek, çevresel yıkımın yalnızca doğayı değil, halk sağlığını da ciddi biçimde etkilediğini ifade etti. Protestocular, Ağustos 2025’ten bu yana bölgede 20’den fazla boğulma ve solunum krizi vakasının kaydedildiğini aktardı.

‘Çevre ve sağlık krizinden devlet sorumlu’

“Stop Pollution” (Kirliliği Durdurun) hareketinin insan hakları aktivistlerinden Lina Zahiri, mücadelenin artık hukuki sürece de taşındığını belirterek, Gabes Barosu’nun bölge şubesi tarafından acil dava açıldığını açıkladı.

Hükümetin verdiği sözleri kabul etmediklerini söyleyen Lina Zahiri, devletin onlarca yıldır süren çevresel ve sağlık krizinden doğrudan sorumlu olduğunu ifade etti.

Devleti çevresel ve sağlık risklerini gizlemekle suçlayan Lina Zahiri, 1970’lerden bu yana faaliyet gösteren kimya tesislerinin yarattığı tehlikelere rağmen üretimin sürdüğünü belirtti. Ayrıca yeşil hidrojen gibi yeni sanayi projelerinin, zaten ciddi su kıtlığı yaşayan Gabes’teki su kaynaklarını daha da tüketebileceği uyarısında bulundu.

Kimya kompleksinin eski ve yıpranmış bir altyapıya sahip olduğunu söyleyen Lina Zahiri, bunun çevresel riskleri her geçen gün artırdığını ve gelecekte daha ciddi hastalıkların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.

‘Bu talep halkın ortak talebidir’

Protestocular, kirletici tesislerin sökülmesi yönündeki taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, bu isteğin Gabes halkının ortak talebi haline geldiğini ifade etti.

Protestocular, hükümetin vaatlerine güvenmediklerini belirterek protestoları sürdüreceklerini açıkladı. Gabes’te düzenlenecek yeni eylemlerle taleplerini yinelemeye devam edeceklerini belirten yurttaşlar, kararın hükümetten değil halktan çıkması gerektiğini söyledi.

‘Bu bir sosyal adaletsizlik’

Protestoya katılan yurttaşlardan biri, bölgedeki sağlık sisteminin ciddi bir çöküş yaşadığını belirterek, hastanelerde oksijen ve temel tıbbi malzeme eksikliği bulunduğunu söyledi.

Yaşananları “sosyal adaletsizlik” olarak tanımlayan protestocu, halkın en temel haklarından mahrum bırakıldığını ifade etti. Gabes halkının mücadelesinin geçici bir tepki olmadığını vurgulayan eylemciler, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama haklarını savunmaya devam edeceklerini belirtti.

Çevre adaletinin simgesi haline gelen kent

Tunus’un güneyindeki Gabes, uzun yıllardır çevre adaletsizliğinin en görünür örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Bölge halkı, sanayi yatırımları ile kronik çevre kirliliği arasında sıkışmış durumda.

1972 yılında Tunus Kimya Kompleksi’nin kent merkezine, ünlü hurma vahasının ve Akdeniz’in en zengin kıyı ekosistemlerinden birinin yakınına kurulmasının ardından çevresel tahribat hızla arttı.

Bir dönem “Güney’in Gelini” olarak anılan Gabes, doğal, tarımsal ve turistik özellikleriyle öne çıkarken bugün çevre krizleriyle anılan bir kente dönüştü. Fosfojips atıklarının denize boşaltılması ve zehirli gaz salımları, bölgenin ekolojik dengesini büyük ölçüde değiştirdi.

‘Kirliliği Durdurun’ hareketi büyüyor

Gabes’te yıllar içinde gelişen çevre mücadelesi, “Stop Pollution” hareketi etrafında örgütlenen güçlü bir sivil kampanyaya dönüştü. Hareket, bugün Tunus’ta çevre adaleti mücadelesinin sembollerinden biri olarak görülüyor.

Eylemciler, kirletici tesislerin sökülmesinin yanı sıra ekolojik turizm ve yenilenebilir enerji gibi sürdürülebilir kalkınma modellerine geçilmesini talep ediyor. Hükümetin yıllardır verdiği çevresel iyileştirme sözlerinin ise sahadaki yıkımın boyutları karşısında yetersiz kaldığını belirtiyorlar.

Çevre örgütlerine göre Gabes’te yaşananlar yalnızca yerel bir çevre sorunu değil; ekonomik büyüme uğruna halk sağlığı ve doğanın feda edilip edilmeyeceğine ilişkin ulusal bir tercih meselesi. Bölgedeki mücadele de sanayiye karşı değil, insan yaşamını önceliklendirmeyen eski ve yıpranmış üretim modeline karşı yürütülüyor.