Kürdistan’da çevre krizi: Yatırımlar doğayı tehdit ediyor

Sanayi ve yatırım projelerinin hızla çoğalması, Federe Kürdistan Bölgesi’nde yeşil alanların yok olmasına ve halkın yaşamını olumsuz etkilemesine yol açıyor. Uzmanlar, sürdürülebilir planlama ve eğitimle doğanın korunabileceğini vurguluyor.

HELİN AHMED

Silêmanî - Federe Kürdistan Bölgesi, son yıllarda çevresel krizlerin giderek derinleştiği bir süreçten geçiyor. Yatırım ve sanayi projelerinin kontrolsüz bir şekilde artışı, bölgenin doğal kaynaklarını tehdit ediyor; ağaçlar ve yeşil alanlar yok olurken, halkın yaşam alanları ve sağlığı olumsuz etkileniyor. Uzmanlar, ekonomik büyümenin doğayı hiçe sayarak sağlanamayacağını vurgularken, özellikle kadınlar ve gençler doğanın korunması ve yeniden yeşillendirilmesi için aktif rol üstleniyor. Eğitim, farkındalık ve sürdürülebilir planlamanın, bölgedeki ekosistemin yeniden inşası için hayati önemde olduğu belirtiliyor.

‘Ticari projeler çevreyi tahrip ediyor’

Çevre aktivisti Trifa Fareydun’a göre, tüm dünyanın ekosistemi bozuluyor ve çevresel sorunlar artıyor. Özellikle otomobil artışı ve ticari gökdelen projeleri, çevresel sorunların başlıca nedenlerinden biri. Yerleşim projelerinin “daha fazla yeşillik” vaadiyle kurulması bile, bölgenin doğasını bozuyor. Dünya genelinde kapitalist sistem, çevrenin tahrip edilmesine yol açarken, Kürdistan Bölgesi’nin doğası da yatırımcıların çıkarları uğruna zarar görüyor. Trifa Fareydun, Silêmanî kentinde yeşil alanların her an azaldığını belirtirken dağlık alanların ticari ve yatırım projeleri için kullanıldığını, halkın doğayla temasını kaybettiğini dile getiriyor.

‘Vatandaşlar yaşam alanlarını kaybediyor’

Trifa Fareydun, eskiden vatandaşların evlerinin bahçelerinde ağaç ve bitkiler yetiştirdiğini, ancak bugün ağaçların artık evlerde bulunmadığını belirtiyor. Trifa Fareydun, "Yaşam tarzı teknoloji ile değişirken, doğa sürekli tahrip oluyor. Bu nedenle evlerimizde çevreyi yeniden canlandırmaya başlamamız gerekiyor. Ağaçlara önem vererek doğayla uyumlu bir yaşam sağlanabilir. Kadınlar, yeniden inşa sürecinde kritik bir rol üstleniyor; çocukların eğitimi ve yeni neslin doğaya karşı bilinçlenmesi, bölgenin ekosisteminin korunmasında hayati önem taşıyor. Günlük yaşamda kadınlar, doğanın temizlenmesi ve korunması için sürekli çaba harcıyor” diyor.

‘Sanayi tesisleri çevre ve insan sağlığı için tehdit oluşturuyor’

Trifa Fareydun, sanayi tesislerinin yerleşim alanlarına çok yakın kurulmasının insan sağlığı ve yaşamına zarar verdiğini vurgulayarak, "Yeni yerleşim projeleri fabrikaların yakınlarına taşınırken, şehir büyüyor; ancak bu projeler ve yerleşim alanları fabrikalarla çatışıyor. Örneğin, bazı yerleşim alanları fabrikanın yanında kuruluyor, bu da yaşam kalitesini düşürüyor. Araç trafiğinin artması, şehirlerdeki araç sayısının çoğalması, hem insan sağlığına hem de doğaya ciddi zararlar veriyor. Yeni projelerin ve fabrikaların kurulumu, planlama ve yönlendirme gerektiriyor; aksi halde yetkililer ve yatırımcılar çevrenin tahribatını görmezden gelerek kar sağlıyor. Benzin istasyonlarının varlığı çevreye büyük zarar veriyor ve şehir merkezlerinden uzaklaştırılması gerekiyor. Bu şekilde şehirler yeşillendirilebilir ve sağlıklı bir yaşam sürdürülebilir" değerlendirmesinde bulunuyor.

‘Eğitim, temel yol’

Trifa Fareydun, son olarak şunları söylüyor: “Eğitim, Kürdistan Bölgesi’nde doğanın korunması ve yeniden inşası için temel araçtır. Yeni nesillerin eğitimi sayesinde doğa korunabilir, bölgeler yeşillendirilebilir. Farkındalık da kritik bir önem taşıyor; insanlar doğa konusunda bilinçli olmalı ve yerleşim projeleri ile fabrikaların planlaması dikkatle yapılmalı. Aksi takdirde doğa tahrip edilir. Benzin istasyonlarının konumu doğayı ve insanları etkiliyor; şehirlerin yeniden yeşillendirilmesi ve tüm alanların doğayla uyumlu hale getirilmesi, sağlıklı bir yaşam için elzemdir.”