İklim İşgali’ne karşı Gimgim ayakta: Devlet toprağımıza zehir getiriyor
“İklim Kanunu” yasasıyla Kürdistan kentleri şirketlerin talanına açılmak isteniliyor. Gimgim’e bağlı Xwarik köyü sınırları içerisinde planlanan JES projesine karşı alanlara çıkan halk, “Devlet toprağımıza zehir getiriyor” diyor.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Mûş- 2 Temmuz 2025’te tüm tepkilere rağmen Meclis kabul edilerek yasalaşan “İklim Kanunu”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kanunun, “iklim değişikliğiyle mücadele ve uyuma ilişkin esasları” içerdiği belirtilirken, muhalefet partileri ile iklim ve çevre örgütleri ise yeni düzenlemeyi “işgal yasası” olarak değerlendirerek eleştiriyor. Meclis’te kabul edilen “İklim Yasası’nın” ardından en az 40 kentte 104 maden arama ruhsatı verildiği belirtiliyor.
Bunların 15’i altın madeni arama ruhsatı, geri kalanlar ise bakır, demir ve mermer sahaları sermayeye peşkeş çekilirken, doğa ve yaşam alanları talana açıldı.
Aynı yıl Ağustos ayında petrol arama ruhsatlarına dair de bir karar alındı. Karar göre şirketlerin petrol arama süresinin uzatılmasına dair yapılan başvurular kabul edildi.
Başvuruya göre su MAPEG’in Petrol Hakkına Müteallik Kararı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Şirnex ve Amed’de petrol arama ruhsatlarının süresi 3 Temmuz 2025’ten 3 Temmuz 2027’ye kadar uzatıldı.
Kürdistan doğası talana açılıyor
Böylelikle Kürdistan doğası ve yaşam alanları sistematik olarak talana açıldı. Bu kapsamda, doğayı tahrip edecek projeler arasında yer alan Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesinde ve Çewlîg’in (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ilçesinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan iki ayrı jeotermal enerji santrali (JES) projesi gündeme geldi.
Gimgim’e bağlı Xwarik köyü sınırları içerisinde planlanan JES projesine karşı hem yerel halk hem de ekolojistler bulundukları yerlerden eylemler yaparak, bu projeye izin vermeyeceklerini ve doğalarını koruyacaklarını belirtiyor.
Gimgim’da ekolojik talana karşı “Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz” şiarıyla 24 Nisan’da miting düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı mitingde “Doğa talanına karşı ortak mücadele” mesajı öne çıktı.
Halk başta Kürdistan’daki olmak üzere tüm ekolojik tahribatlara karşı olduklarını ve izin vermeyeceklerini belirtiyor.
‘Projenin sonuçları savaş sonuçları gibi’

Gimgimli olan kadınlardan Yıldız Ak, JES projesinin topraklarını işgal ettiğini belirtiyor, “Bu topraklar bizim” diyor. Projenin tüm canlı yaşamına zarar vereceğini ifade eden Yıldız Ak, halkın geçimini hayvancılık ile sağladığını vurguluyor.
Çocuklarının ve yakınlarının farklı kentlerde yaşamasına rağmen Gimgim’de doğa talanına karşı seslerini duyurmak için yeniden topraklarına döndüğünü söylüyor Yıldız Ak ve şöyle devam ediyor: “Bizim 30 öküzümüz var. Geçimimizi onlarla sağlıyoruz. Bu JES insana, hayvana, tarıma ve tüm canlıya zararlar veriyor. Bizi buralardan sürgün etmek için bu projeleri yapıyorlar. Bu bir katliamdır, bu projenin sonuçları bir savaşın sonuçları gibi olur. Bu projeye kesinlikle karşıyız.”
‘Devlet zehir getiriyor’

Safire Tepe de, köyün yaz mevsiminde 10, kış mevsiminde ise 30 haneyi bulduğunu hatırlatıyor.
JES projesinin “zehir saçtığına” vurgu yapıyor ve “Bu jeotermal suyumuza, havamıza bulaşırsa zehirleneceğiz, devlet iyi şeyler yapması gerekirken, toprağımıza zehir getiriyor” diyor.
‘Deprem riski korkutuyor’
Jeotermal projeler, özellikle sondaj ve akışkan enjeksiyon işlemleri sırasında fay hatlarında dengesizlikler yaratarak küçük çaplı depremleri tetikleyebilir.
Safire Tepe, deprem riskinin halkta korku yarattığını ifade ediyor, “Deprem korkumuz daha da artmış durumda. Zaten köy küçük bir köy bunu da yaparlarsa ne yaşam kalır ne de köy.”
‘Memleketime sahip çıkmaya geldim’

Adana’da yaşayan ancak Gimgim’deki doğa talanına sessiz kalmayan Sisa Olgunsoy ise, “Herkes memleketine, suyuna, havasına, toprağına sahip çıksın” çağrısı yapıyor.

Fadime İncesu ise devlete çağrı yapıyor, “Elini doğamızdan çek. Projeyi sonlandır” diyor. Bu toprakların büyüklerinden miras kaldığını ifade ediyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor, “Toprağımıza, suyumuza, doğamıza, insanımıza sahip çıkacağız. JES’lere izin vermeyeceğiz.”