toplum/yaşam
-

Seul hükümeti’nin kadınlara tavsiyesine tepki yağdı
Seul hükümeti’nin resmi web sayfasında yayınlanan yönergeler, kadınlara dair bakış açısının nasıl devlet politikası haline geldiğini gösteren örneklerden biri. Kadınlardan istenen erkeklere itaat ve hizmet.
-

Hindistanlı kadın pilotlar dünya rekoru kırdı
Hindistan Havayolları Air India'nın tamamen kadın pilotlardan oluşan kokpit ekibi, en uzun kesintisiz ticari uçuşla tarihe geçti.
-

Dünyanın ve Türkiye’nin ilk kadın müzeleri
Dünyanın ilk kadın müzesi nerede kurulmuş? Merak ettiniz mi hiç? Adres Almanya. Müzenin kuruluş tarihi 1981. Türkiye’de ise kadın müzesi ilk kez İzmir’de 2014 yılında kuruldu.
-

Nereden çıktı bu topuklu ayakkabılar?
İlk üretilen topuklu ayakkabıların kadınlarla hiçbir ilgisinin olmadığını biliyor muydunuz? Şu ayakkabıların hikayesini birlikte okuyalım.
-

Kadınlar kürtaj yasağından kaçınmak için Arjantin'e gidiyor
Kürtaj yasağının kaldırılmasının ardından Arjantin, yasaklı ülkelerden gelen kadınların durağı haline geldi. Kadınlar, yasağın kaldırılmasının kendilerini güvende hissettirdiğini söylüyor.
-

Dayanışmanın adresi: Rosa Kadın Derneği
Amed'de kadınlar şiddete karşı Rosa Kadın Derneği’nde biraraya geliyor. Kadın kurumlarının devlet eliyle kapatıldığı şehirde dernek, küçük ama kadınlar için güçlü bir dayanışma.
-

Bebek satma planı: Hamile kadınlar tuzağa düşürülüyor
Pasifik adasından onlarca kadın, yıllarca faaliyet gösteren kaçakçılık çetesinin kurbanları oldular. Vaatlerle kandırılan kadınların ellerinden bebekleri alındı.
-

Nazlı Kayı: Farklı alanlarda işler yaparak özgürleşebiliriz!
Nazlı Kayı tek bir iş koluna bağlı kalmadan kendine farklı alanlar yaratmayı başarmış bir kadın. Hem dernek yöneticiliği, hem tiyatro adına yönetmenlik, oyunculuk ve eğitmenlik, hem de kent markalaşması üzerine profesyonel anlamda kamu ve özel sektörde çalışmalar yürütüyor. Etkin zaman planlaması yaparak bu kadar işe yetişebildiğini, bu işleri severek yaptığını ve tek bir alana bağlı kalmayarak özgürleşebileceğimizi söylüyor.
-

Geçim derdi ile hayallerini satıyor
Geçim sıkıntısının pandemi ile birlikte daha yakıcı hale geldiği dünyada insanlar, üretmenin ve kazanmanın yollarını arıyor. Evdeki ekonomiyi yönetmede daha da zorlanan kadınlar hayallerini gerçeğe dönüştürmenin yollarını buluyor. İşte bu kadınlardan biri de Hiyam Sihwêl.
-

“Kendi” topraklarında işçiler
Hindistan’da kadınların büyük bir bölümü tarım sektöründe istihdam ediliyor. Miras haklarından mahrum bırakılan kadınlar aslında kendi topraklarında erkekler tarafından işçi olarak çalıştırılıyor.
-

AVM’nin müdavimleri: Kadınlar
Ruhsuz kentleri andıran AVM’ler gitgide hayatımızın bir parçası olmaya devam ediyor. Pandemi döneminde bile vazgeçilmeyen sadece sosyalleşmenin değil, aynı zamanda “bireyselliğin”, “özgürlüğün” ve “kimliğin” oluşturulduğu mekânlar olan AVM’lerin “o ışıltılı atmosferlerinde” zaman geçirenler daha çok kadınlar. Kadınların, özellikle kadın düşmanı kent politikaları ve kentsel planlama anlayışı nedeniyle yani esasında zorunluluk nedeniyle AVM’leri tercih ettiğini söyleyen doktorant Nuray Türkmen’e göre tüketimin dışında taciz bu mekanların sistematiği.
-

‘Cinsiyetçi’ oyuncaklara karşı alternatif amigurumi oyuncaklar
Oyuncak rafları yetişkinler dünyasındaki cinsiyetçi kalıpların ve eşitsizliklerin bir yansıması… Bir oyuncak dükkânına girdiğimiz zaman oyuncak temizlik setlerinin ve yemek takımlarının kız çocuklarının reyonunda olduğunu görürüz. Kız çocukları bu oyuncakların kendileri için üretildiği algısına kapılarak ister istemez bu tür oyuncaklara yönelirler. Günün sonunda kız çocukları araba, uçak gibi oyuncaklardan uzak tutulduğu için yeteneklerini teknoloji alanında değil, bebek bakımı, yemek pişirme, temizlik gibi alanlarda geliştirmek zorunda kalıyor. Yani kız çocuklarına verilen mesaj “Sen evde otur, çocuk büyüt, yemek ve temizlikle ilgilen” oluyor. İşte bu öğretilmiş cinsiyetçi rollere karşı amigurumi oyuncaklar var.
-

Mimari kimliği yok edilen kent: Amed
Amed’in tarihi mimarisi günümüzün tektip yapılarının arasında kaybolmakla yüz yüze. Yazar Birsen İnal, kentin kimliğiyle özdeşleşen dokuya yönelik tahribi “Nerde o eski Diyarbekir. Artık burada bir yabancı gibi hissediyorum.” sözleriyle özetliyor.