Süveyda’da ateşkes ihlalleri eğitimden tarıma yaşamı etkiliyor
Süveyda’da ateşkes ihlallerinin sürdüğünü belirten kadınlar, bombardımanların sivillerin yaşamını tehdit ettiğini, eğitim ve temel hizmetleri aksattığını, tarım alanlarında da ciddi zarara yol açtığını aktardı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Suriye'nin Süveyda kentinde ateşkes ihlalleri devam ederken, sivil ve yerleşim alanlarına yönelik bombardımanlar halkın endişesini artırıyor.
Temmuz 2025'te yaşanan olayların ardından kentte istikrar sağlanamazken, süren gerilim can ve mal kayıplarının yanı sıra çocuklar ve aileler üzerinde de ciddi psikolojik etkilere neden oluyor. Kentteki ateşkes ihlalleri günlük yaşamın yanı sıra eğitim ve temel hizmetleri de olumsuz etkiliyor. Güvenlikte yaşanan tırmanışın sınav dönemine denk gelmesi, öğrencilerin ve ailelerinin kaygılarını artırırken, çocukların eğitimlerini güvenli bir ortamda sürdürmelerine ilişkin endişeleri de derinleştiriyor. Son günlerde kentte yeni ateşkes ihlalleri yaşanırken, bunlardan birinde bir tarım arazisine top mermisi isabet etti. Tarlada çalışan bir erkek ve bir kadın çiftçi yaşamını yitirirken, saldırıda çok sayıda kişi yaralandı ve çevrede maddi hasar meydana geldi.
Sürekli korku ve tedirginlik
Süveyda'da yaşayan Sülaf Melak, son günlerde ateşkes ihlallerinin arttığını ve bunun kentte korku ve paniğe yol açtığını belirtti. Gerilimdeki tırmanışın öğrencilerin sınav dönemine denk geldiğini söyleyen Sülaf Melak, bombardımanların artık yerleşim bölgeleri arasında ayrım gözetmediği yönündeki kaygının halk arasında giderek arttığını ifade etti. Halkın sürekli bir korku ve tedirginlik içinde yaşadığını kaydeden Sülaf Melak, her mahalle ve evin bombardımanın hedefi olabileceği endişesinin hakim olduğunu dile getirdi. Yaşananların yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmadığını vurgulayan Sülaf Melak, şiddet ve bombardıman görüntülerine tekrar tekrar maruz kalan çocukların ciddi psikolojik etkiler yaşadığının altını çizdi.
‘Çocukların ne suçu var?’
Çocukların temel haklarının başında güvenli ve istikrarlı bir ortamda eğitim alma hakkının geldiğini söyleyen Sülaf Melak, şu ifadelerde bulundu:
“Çocukların temel hakları var ve bunların başında güvenli ve istikrarlı bir ortamda eğitim alma hakkı geliyor. İnsan haklarının da korunması gerekiyor. Bu hakların korunmasından sorumlu kuruluşlara sormak istiyorum: Çocukların yaşananlardan ne suçu var? Şiddetin ve çatışmanın sonuçlarını neden onlar taşımak zorunda? Benim biri diğerinden bir eğitim yılı geride olan iki kızım var ve ikisi de fen bilimleri bakalorya aşamasında eğitim görüyor. Biz aile olarak onların eğitimlerine devam etmeleri için elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz. Ancak öğrencilerin güvenliğini sağlayacak yeterli güvencelerin olmaması nedeniyle onların yola çıkması konusunda endişeliyiz. Sınavların neden kent içinde yapılmadığını ve öğrencilerle ailelerini sürekli psikolojik baskı altında bırakan bu durumun daha ne kadar devam edeceğini anlamakta zorlanıyorum.
Saldırıların tekrarlanması çocukları yeniden korku ve kaygı döngüsünün içine sokuyor. Biz aileler olarak çocuklarımızın yaşadıklarının üstesinden gelmelerine ve bu sürecin psikolojik etkilerini atlatmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ancak bombardıman ya da gerilim yeniden yaşandığında, çocuklar aynı korku ve kaygıları tekrar yaşıyor. Bu mesele yalnızca eğitimle sınırlı değil. Yaşananlar hayatımızın birçok alanını etkiliyor. Aynı zamanda kent sakinleri ile güvenliklerinden sorumlu olan taraflar arasındaki ilişki konusunda da ciddi soru işaretleri yaratıyor.”
‘Kalıcı bir barış ne zaman sağlanacak?’ belirsizliği
Siyasi aktivist Sîrîn Kenc ise, Süveyda halkının kendisini kendi kararlarını veren, herhangi bir yere bağlı olmayan bir halk olarak gördüğünü belirtti. Kentte Genel Güvenlik güçleri ile bazı Bedevi aşiret gruplarının sivil ve yerleşim alanlarına yönelik saldırılar düzenlediğini ifade eden Sîrîn Kenc, saldırılarda siviller ve Ulusal Muhafızlar arasında can kayıpları yaşandığını, bazı konutların da zarar gördüğünü söyledi.
Ateşkes konusunda kalıcı bir çözümün ne zaman sağlanacağını soran Sîrîn Kenc, son saldırıda tarım arazisinde çalışan bir erkek ve bir kadının hayatını kaybetmesine dikkat çekti. Söz konusu saldırının Genel Güvenlik tarafından atılan bir füze sonucu gerçekleştiğini aktaran Sîrîn Kenc, bunu destekleyen bir ses kaydının bulunduğunu belirtti. Olayın ardından ölümlerin mayın patlamasından kaynaklandığı yönünde farklı bir anlatının ortaya atıldığını aktaran Sîrîn Kenc, hayatını kaybeden iki kişinin kendi arazilerinde çalışan siviller olduğunu ve siyaset ya da sınır bölgeleriyle herhangi bir bağlantılarının bulunmadığını vurguladı.
Sîrîn Kenc, “Bu durumun daha ne kadar böyle devam edeceğini ve bir çözümün ne zaman bulunacağını artık sormamız gerekiyor. Sorunun çözümsüz bırakılması, mevcut koşulların ve zamanın daha fazla istismar edilmesine yol açıyor. Biz Süveyda halkı olarak direniyoruz ve köylerimizden vazgeçmeyeceğiz. Bize zor yoluyla yeni bir gerçeklik dayatılmasını kabul etmiyoruz. Medyada yayılan dezenformasyonlar ya da ateşkesin ihlal edilmesi yaşananların yönünü değiştirmeyecek. Ben sonunda hakikatin kazanacağına inanıyorum” dedi.
Reca Şofi de, ateşkes ihlallerinin temel hizmetler ve altyapı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Bombardımanlar nedeniyle elektrik hatlarında meydana gelen hasarın kesintilere yol açtığını belirten Reca Şofi, elektrik kesintilerinin internet hizmetini de etkileyerek bazı bölgelerin iletişimden kopmasına neden olduğunu söyledi. Arızaların giderilmesinin zaman aldığını ifade eden Reca Şofi, bakım ekiplerinin hasarlı bölgelere ulaşarak onarım çalışmalarına başlamasının hizmet kesintilerini uzattığını belirtti.
‘Sadece can kayıpları yaşanmıyor’
Elektrik kesintilerinin ev ve iş yerlerinde bulunan gıdaların bozulmasına neden olduğunu aktaran Reca Şofi, su kesintilerinin ise hem halkın günlük yaşamını hem de tarım alanlarının sulanmasını olumsuz etkilediğini söyledi. Yaz aylarında yaşanan ateşkes ihlallerinin tarım açısından da ciddi riskler oluşturduğunu sözlerine ekleyen Reca Şofi, kuru tarım arazileri ve ekinlerde yangınların çıktığını, başta zeytin ağaçları olmak üzere meyve ağaçlarının da zarar gördüğüne dikkat çekti. Güvenlik sorunlarının yangınlara müdahaleyi geciktirdiğini belirten Reca Şofi, bunun tarım arazileri ve ağaçlarda oluşan zararı daha da büyüttüğünü kaydetti.
Reca Sofi, “Yaşanan kayıpları yalnızca can kayıpları üzerinden değerlendiremeyiz. İnsanlar aynı zamanda psikolojik olarak da yıpranıyor. Sürekli bombardıman tehdidi altında yaşamak, ardından elektrik, su ve internet gibi temel hizmetlerin kesilmesi ve günlük hayatın aksaması halkı bitmeyen bir döngünün içine sokuyor. İnsanlar bir yandan güvenlikleri için endişelenirken, diğer yandan temel ihtiyaçlarını karşılamaya ve yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor” ifadelerinde bulundu.