Savaş, cinsel şiddet ve sessizlik: Sudanlı çocukların ağır yükü

Sudan’da 224 çocuk cinsel şiddet vakası belgelenirken, psikolog Azahir İbrahim gerçek sayının daha yüksek olduğuna ve çocuklarda travmanın derinleştiğine dikkat çekti.

AYA İBRAHİM

Sudan - Sudan’daki çatışma, çocuklar açısından en ağır insani krizlerden biri olarak devam ediyor. Çatışmanın etkileri yalnızca güvenlik ve istikrarın kaybıyla sınırlı kalmazken, eğitim, sağlık, gıda ve korunma alanlarına da yayıldı. Toplumsal koruma mekanizmalarının ve temel hizmetlerin çökmesi nedeniyle çocuklar öldürülme, yaralanma, ihlal ve istismara daha fazla maruz kalıyor.

Geçtiğimiz günlerde Sudan İnsan Kaynakları ve Sosyal Refah Bakanlığı, çatışmaların Nisan 2023’te başlamasından bu yana çocuklara yönelik 224 cinsel şiddet vakasının belgelendiğini açıkladı. Vakalar arasında, 6 ila 14 yaşları arasında bulunan 5 kız çocuğunun maruz kaldığı saldırılar sonucunda ağır yaralanmanın meydana geldiği, çocukların cerrahi müdahale ve birden fazla ameliyata ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Psikolog Azahir İbrahim, çocuklara yönelik 224 cinsel şiddet vakasının toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ortaya çıkışının bir göstergesi olduğunu belirtti. Azahir İbrahim, cinsel ihlallere ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin birçok biçimine maruz kalan çocukların sayısının daha fazla olduğunu ifade ederek, cinsel şiddetin diğer şiddet biçimlerinden farklı olarak kısa ve uzun vadede çok sayıda etkiye yol açtığına dikkat çekti.

Çocukların cinsel şiddete maruz kalmasının ardından ortaya çıkan psikolojik etkilere ilişkin konuşan Azahir İbrahim, bunların travma, izolasyon ve çocuklarda görülebilecek çok sayıda psikolojik hastalık şeklinde ortaya çıktığını söyledi. Çatışmanın ardından çocuklarda görülen psikolojik hastalıkların önemli ölçüde arttığını belirten Azahir İbrahim, çocukların en kırılgan grupların başında geldiğini ve yüzde 80’inin özellikle psikolojik tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

'Çocukları korumak için güvenli ve istikrarlı bir ortam sağlanmalı'

Azahir İbrahim, her türlü şiddet veya cinsel saldırıya maruz kalan çocukların gerekli destek ve bakıma erişebilmeleri için psikolojik ve tıbbi uzmanlara yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bunun, çocukların yaşadığı deneyimlerin kısa ve uzun vadede yol açabileceği korku, psikolojik travma, kendine ve başkalarına duyulan güvenin kaybı gibi etkilerin azaltılması açısından önemli olduğunu vurgulayan Azahir İbrahim, çocukların korunmasında öncelikli sorumluluğun ailelerine ait olduğunu söyledi.

Bazı ailelerin bu vakaların belgelenmesini ve sorumlu kurumlara bildirilmesini kabul etmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Azahir İbrahim, “ Bu çocukların durumunun tespit edilmesini ve ihtiyaç duydukları destek ile korumanın sağlanmasını zorlaştırıyor. Özellikle insani ve psikolojik ihtiyaçların giderek arttığı bir dönemde bu durum daha ciddi sonuçlara yol açabilir” dedi.

Çocuklarda depresyon, izolasyon ve kaygı görülüyor

Cinsel şiddete maruz kalan çocuklarda en sık görülen psikolojik bozukluklara ilişkin bilgi veren Azahir İbrahim, başlıca sorunların depresyon, izolasyon ve kaygı olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra çocukların maruz kaldıkları travmatik ve korkutucu görüntüleri yeniden hatırlaması veya tekrar yaşamasıyla bağlantılı bazı psikolojik belirtilerin de görüldüğünü ifade etti. Azahir İbrahim, çocuklarda görülen bazı psikolojik sorunların geçmişinde erken yaşta cinsel şiddet ve tecavüze maruz kalma bulunduğunu belirterek, bunun uzun süreli psikolojik ve sosyal etkilere yol açabileceğini vurguladı.

Çocukların içinde bulunduğu çevrenin ruhsal durumları üzerinde büyük bir rol oynadığını belirten Azahir İbrahim, çocukların mahremiyetini ve psikolojik ihtiyaçlarını gözeten güvenli ve istikrarlı bir ortamın sağlanması gerektiğini söyledi.

Bu kapsamda Azahir İbrahim, barınma merkezlerinde ailelerin birbirinden ayrılmasına ve ev sahibi aileler arasında da gerekli ayrımın yapılmasına dikkat edilmesi yönünde tavsiye sunulduğunu belirtti. Bunun daha fazla mahremiyet sağlayacağını ve çocukların iyileşmesine, ruhsal güvenliklerinin güçlendirilmesine yardımcı olacak sağlıklı ve güvenli bir ortam oluşturacağını ifade etti.

Azahir İbrahim, son olarak şunları söyledi:

“Sudan toplumunda bazı aileler, çocuklarının cinsel şiddete maruz kaldığını dile getirmekten ‘utanç damgası’ korkusu nedeniyle çekiniyor. Bu durumun çocukların günlük yaşamları üzerindeki etkilerinden endişe eden aileler, yaşananların psikolojik ve sağlık açısından kısa ve uzun vadede çocukların yaşamını etkileyebileceğini göz ardı edebiliyor.”