Libyalı aktivistler: Kadınların yer almadığı uzlaşmaların çoğu başarısızlıkla sonuçlanıyor

Kadınların yer almadığı uzlaşmaların çoğu zaman başarısız olduğunu belirten Libyalı kadınlar, “Çünkü kadınlar barış ve istikrar arayışında temel bir rol oynuyor ve bu nedenle uzlaşma süreçlerinde vazgeçilmez bir unsurlar” dedi.

MONA TOUKA

Libya - Libyalı kadınların siyasi ve uluslararası süreçlerde, özellikle barış ve uzlaşma alanlarında artan görünürlüğü, önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor: Bu katılım, gerçekten yetkinlik ve toplumsal çeşitliliğe dayalı bir temsili mi yansıtıyor, yoksa dar bir elit çevreyle sınırlı mı kalıyor? Kadınların süreçlere dahil edilmesi istikrar açısından kritik görülse de, farklı geçmişlerden gelen aktivist ve akademisyenlerin değerlendirmeleri, sembolik katılım ile gerçek etki arasında belirgin bir fark bulunduğunu ve kadınların tam anlamıyla rol almasını engelleyen yapısal sorunların sürdüğünü gösteriyor.

Konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulunan Aisha Yousef Ahmed, Libyalı kadınların siyasi ve uluslararası arenadaki temsillerinin çoğu zaman liyakat ya da uzmanlığa değil, kayırmacılık, kişisel ağlar ile aşiret ve sosyal bağlantılara dayandığını savundu.

‘Kadınlar istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynuyor’

Aisha Yousef Ahmed, bu seçim mekanizmasının özellikle Libya’nın güneyinde, siyasi diyalog ve karar alma süreçlerine etkin katılım için gerekli yetkinliklere sahip olmalarına rağmen, doğu ve batıdaki meslektaşlarına kıyasla temsil eksikliği yaşayan birçok nitelikli kadının dışlanmasına yol açtığını ifade etti.

Temsil meselesine de değinen Aisha Yousef Ahmed, özellikle güneyde kadınların yerel uzlaşma çabalarında hayati roller üstlendiğini, karmaşık aşiret çatışmalarının çözümüne katkı sunduğunu ve istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Ancak bu etkin rolün siyasi süreçlerdeki resmi temsile yansımadığını vurgulayan Aisha Yousef Ahmed, “Bu rol siyasi temsilde karşılık bulmuyor ve temsil sınırlı ve etkisiz kalıyor. Mevcut seçim mekanizmaları liyakate dayalı bir yaklaşımı yansıtmıyor. Siyasi atamalar çoğunlukla bağlantılar, kayırmacılık ve hatta aşiret dengelerine göre yapılıyor. Bu durum yalnızca tekil vakalarla sınırlı değil, yaygın bir model haline gelmiş durumda ve özellikle güneyde çok sayıda nitelikli kadının dışlanmasına neden oluyor” dedi.

‘Güneyde kadınlar barış inşasına aktif şekilde katılıyor ve uzlaşı sağlıyor’

Kadınların güneydeki temsilinin doğu ve batı bölgelerine kıyasla oldukça zayıf olduğuna dikkat çeken Aisha Yousef Ahmed, bunun önemli bir coğrafi eşitsizliğe işaret ettiğini belirtti. Aisha Yousef Ahmed, bu durumun yetenek eksikliğinden değil, güneyde siyasi diyaloglara katılabilecek ve kadınlara yönelik programlar geliştirebilecek nitelikli kadınların, adaletsiz seçim mekanizmaları nedeniyle fırsatlardan dışlanmasından kaynaklandığını vurguladı. Seçim mekanizmalarına yönelik eleştirilerine rağmen Aisha Yousef Ahmed, özellikle güneyde kadınların yerel uzlaşma süreçlerinde, özellikle de aşiret çatışmalarının çözümünde gerçek ve etkili roller üstlendiğini ifade etti. Kadınların barış inşasına aktif şekilde katıldığını ve farklı aşiretler arasında uzlaşı sağlanmasına katkıda bulunduğunu belirten Aisha Yousef Ahmed, bu rolün kadınların istikrara katkı sağlama kapasitesini açıkça ortaya koyduğunu, ancak buna rağmen resmi siyasi süreçlerdeki varlıklarının zayıf kaldığını söyledi.

‘İletişim zayıflığı’ sorunu

Zeynab Misbah, uluslararası barış süreçlerinde kadınların seçilmesinin bir dizi faktöre dayandığını, ancak siyasi değerlendirmeler, etki ağları ve katılımcıların bağlı olduğu kurumların belirleyici olmaya devam ettiğini ifade etti. Zeynab Misbah, bu mekanizmaların aynı kadın elitlerini tekrar tekrar öne çıkardığını, Libya’daki daha geniş kadın kesimlerini temsil edebilecek yeni isimlere fırsat tanımadığını ve bunun da temsil çeşitliliğini sınırlayarak sürecin güvenilirliğini zayıflattığını belirtti. Kadınların barış görüşmelerindeki varlığının yüzeyde olumlu göründüğünü ancak çoğu zaman daha geniş kadın hareketinden kopuk kaldığını vurgulayan Zeynab Misbah, farklı bölgelerden kadınların yalnızca sınırlı bir kısmının bu süreçlere dahil edildiğini söyledi. Zeynab Misbah, bu durumun, katılımcılar ile sahadaki kadın toplulukları arasındaki iletişimin zayıf olması nedeniyle, kadınların gerçek önceliklerinin karar alma süreçlerine yeterince yansımamasına yol açtığını dile getirdi.

Kadınların seçiminin çeşitli faktörlerin bir karışımına dayandığını aktaran Zeynab Misbah, “En yaygın belirleyiciler siyasi değerlendirmeler, ilişki ağları ve kadınların bağlı olduğu kurumlar. Siyaset, ilişkiler ve kurumlar arasındaki bu örtüşme, aynı kadın elitlerinin yeniden üretilmesine yol açıyor ve yeni seslerin ya da daha çeşitli temsillerin önünü kapatıyor. Kadınların barış görüşmelerindeki varlığı yüzeyde çok etkileyici görünebilir, ancak gerçekte sınırlı bir taban tarafından domine ediliyor. Bu da katılımcıların daha geniş kadın hareketini temsil etmediği anlamına geliyor. Farklı bölgelerden bu süreçlere katılan kadınların oranı çok düşük ve bu durum, kadınların önceliklerinin sahada gerçek anlamda yansıtılmasını engelliyor. Ayrıca katılımcı kadınlarla daha geniş kadın toplulukları arasında bağ kuracak katılımcı mekanizmalar da yeterince mevcut değil” dedi.

Zeynab Misbah, bazı durumlarda kadınların müzakerelerde gerçek bir söz hakkına sahip olmadan yalnızca meşruiyet sağlamak amacıyla sürece dahil edildiğini belirterek, bunun katılımın yüzeysel niteliğini ortaya koyduğunu söyledi. Zeynab Misbah, buna rağmen özellikle genç kadınların, net programlar ve somut fikirler üzerinden kendilerini ortaya koymaya başladığını ve daha etkili bir varlık göstermek için çabalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Salha al-Dammari de, ulusal uzlaşma süreçlerinde yapılan seçimlerin çoğu zaman başarısız olduğunu belirterek, bu seçimlerin yetkinlikten ziyade bazı kadınların öne çıkma ve toplumsal kısıtlamalara meydan okuma kapasitesine göre şekillendiğini ifade etti. Salha al-Dammari, bu yüzeysel kriterlerin, gerçek deneyime ve katkı sunma potansiyeline sahip birçok kadının destek ve görünürlük eksikliği nedeniyle süreçlerin dışında kalmasına yol açtığını vurguladı. Kadınların uzlaşma komitelerindeki varlığının önemli bir sembolik ve insani değer taşıdığını dile getiren Salha al-Dammari, özellikle kadınların çatışmalardan en fazla etkilenen gruplar arasında yer almasının bu önemi artırdığını belirtti. Ancak bu varlığın her zaman etkili olmadığını da kaydeden Salha al-Dammari, bazı durumlarda kadınların karar alma süreçlerinde etkili araçlara sahip olmadan yalnızca sembolik figürler olarak yer aldığını, buna karşın bazı kadınların ise uzlaşma süreçlerine somut katkılar sunabildiğini ifade etti.

Seçim sürecinde farklı bir sosyal boyutun altını çizen Salha el-Dammari, şu hususlara dikkat çekti:

“Bazı durumlarda kadınlar yeteneklerinden dolayı değil, yalnızca öne çıkma cesaretine ve geleneklere meydan okuma kapasitelerine göre seçiliyor. Bu noktada ‘görünürlük’ kriteri, ‘deneyim’ kriterinin yerini alıyor. Bu da özellikle gerçek yetkinliğe sahip, ancak yeterli medya ya da sosyal görünürlüğü olmayan kadınların dışlanmasına yol açan ciddi bir sorun. Kadınların uzlaşma komitelerindeki varlığı sadece temsiliyet açısından değil, aynı zamanda insani açıdan da son derece önemli. Çünkü kadınlar çatışmaların bedelini doğrudan ödedi, çocuklarını ve eşlerini kaybettiler. Bu nedenle uzlaşma süreçlerine katılımları, ortak zemin bulunmasına katkı sunabilir. Ancak sorun hala ‘kimin temsil ettiği’ meselesi. Bazı durumlarda kadınlar, kararları etkileme gücüne sahip olmadan sadece bir vitrin olarak kullanılıyor. Kadınların varlığı sorunun yarısını çözer, yani uzlaşmanın temel unsurlarından biridir. Ancak bu varlık yalnızca sayıları tamamlamak için değil, doğru seçimlere ve gerçek anlamda güçlendirmeye dayanmalıdır. Asıl mesele kadınların katılımı değil, onların rollerine gerçekten inanılması ve bu rolleri destekleyecek mekanizmaların oluşturulmasıdır.”

‘Kadınlar uzlaşma süreçlerinden dışlandığında süreç başarısızlıkla sonuçlanıyor’

Maryam Mashmour ise, uluslararası girişimlerde kadınların seçiminin zaman zaman deneyime dayansa da çoğunlukla kişisel ilişkiler ve etkili çevrelerle kurulan bağlantılardan etkilendiğini belirtti. Maryam Mashmour, bunun açık bir kusur olduğunu ifade ederek, seçimlerin Libya’nın tüm bölgelerini kapsayacak şekilde, karar vericilere yakınlığa değil, yetkinliğe ve etki etme kapasitesine göre yapılması gerektiğini vurguladı. Güney Libya’daki yerel deneyimlere dikkat çeken Maryam Mashmour, kadınların ve gençlerin uzlaşma süreçlerinden dışlanmasının çoğu zaman bu girişimlerin başarısızlığıyla sonuçlandığını ileri sürdü.

Kadınların katılımının sürece önemli bir insani ve sosyal boyut kattığının altını çizen Maryam Mashmour, “Kadınlar gerilimleri yatıştırma ve güven inşa etme konusunda önemli bir role sahip ve bu da başarılı bir diyalog ihtimalini artırıyor. Seçim süreci bazen deneyime dayansa da çoğu zaman belirli kişi ve yetkililerle kurulan ilişkilerden etkileniyor. Bu da adaletsiz sonuçlara yol açıyor ve sürecin ulusal düzeyde, tüm bölgeleri kapsayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini gösteriyor. Güney Libya’daki deneyimler bize şunu gösteriyor: Kadınların yer almadığı uzlaşmalar çoğu zaman başarısız oluyor. Buna karşılık kadınların katılımı birçok sürece olumlu katkı sağlıyor. Çünkü kadınlar barış ve istikrar arayışında temel bir rol oynuyor ve bu nedenle uzlaşma süreçlerinde vazgeçilmez bir unsurlar” diye kaydetti.

Bu dört tanıklık, Libyalı kadınların barış ve uzlaşma süreçlerine katılımına dair karmaşık bir tablo ortaya koyarken, bu tablo ne mutlak bir başarıya ne de kesin bir başarısızlığa indirgenebilir. Bir yandan, özellikle yerel düzeyde gerçek değişim yaratma kapasitesine sahip kadınların varlığını görünür kılıyor. Diğer yandan ise, seçim ve temsil mekanizmalarındaki yapısal sorunların bu etkinin sınırlandığını, hatta bazı durumlarda katılımı sembolik bir düzeye indirgediğini ortaya koyuyor. Bu iki düzey arasında, nitelikli bireylerin sürece erişimini güvence altına alan, Libyalı kadınların çeşitliliğini yansıtan ve katılımı yalnızca sayısal bir gösterge olmaktan çıkarıp ülkenin geleceğini şekillendiren gerçek bir güce dönüştüren daha adil ve şeffaf mekanizmaların inşa edilmesine duyulan ihtiyaç giderek daha acil hale geliyor.