Iraklı kadınlardan eşit katılım için yasal düzenleme çağrısı
Iraklı kadın aktivistler, kadınların güçlenmesinin parlamentodaki kotayla sınırlı kalmaması, yürütme organındaki karar alma mekanizmalarını da kapsaması gerektiğini belirterek, eşitliği güvence altına alacak yasal düzenlemeler çağrısında bulundu.
RAJA HAMİD RASHİD
Bağdat- Irak’ta altı başbakan yardımcılığı ve çeşitli bakanlık görevlerine yalnızca erkeklerin atanması, kadınların üst düzey yönetim kademelerinde yer almamasını ve siyasi güçlerin eşitlik, fırsat eşitliği ve kadınların siyasi katılımını artırma konusundaki tutumunu yeniden gündeme getirdi. Atamalar, özellikle yürütme organında kadınların karar alma mekanizmalarına katılımının önündeki engelleri ve siyasi parti ile blokların kadınların temsiline yönelik yaklaşımını tartışmaya açtı.
Irak’ın eski milletvekili ve siyasi danışman olan, Iraklı Kadın ve Gelecek Örgütü’nün Başkanı Dr. Nada El-Cuburi, dört başbakan yardımcısı ve iki cumhurbaşkanı yardımcısının atanmasıyla bu görevlerin sayısının altıya ulaştığını, ancak bu görevlerden herhangi birine tek bir kadının bile aday gösterilmediğini söyledi. Meclisteki siyasi blokların bu görevlerden en az birine bir kadın aday gösterebileceğini belirten Nada El-Cuburi, taleplerinin kadına mutlaka bu görevin verilmesi olmadığını, aday olma fırsatının tanınması gerektiğini vurguladı. Görevin verilip verilmeyeceğine ise daha sonra kabul ya da ret yönünde yapılacak oylamayla karar verilebileceğini ifade etti.
‘Kadınların fırsatları sınırlanıyor’
Kadınların bu görevlerde yer almamasını partilerin hakim siyasi anlayışına ve parti temelli paylaşım sistemine bağlayan Nada El-Cuburi, “Bu mekanizma, bazı durumlarda yeterli yetkinliğe sahip olmayan kişilerin görevlere ve bakanlıklara getirilmesine yol açıyor. Bir diğer paylaşım biçimi de erkek egemen paylaşım. Bu durum, kadınların karar alma mekanizmalarına ulaşma fırsatlarını sınırlıyor. Irak, kadınların her düzeyde siyasi karar alma süreçlerine katılımının önemini vurgulayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararını onaylamış olmasına rağmen bu engeller varlığını sürdürüyor” dedi.
‘Kınamak yeterli değil, tutum belirlenmeli’
Kadınların katılımının tıp ve mühendislik gibi mesleki alanlarla ya da parlamentodaki üyelikle sınırlı kalmaması gerektiğini aktaran Nada El-Cuburi, sözlerine şöyle devam etti:
“Kadınlar, yürütme organı da dahil olmak üzere hükümetin tüm kurumlarında yer almalı. Anayasa’nın 39. maddesi yalnızca seçilmiş meclislerle sınırlı uygulanmamalı; yürütme organını ve parlamentodan doğan görevleri de kapsamalı. Kadın kotası olarak bilinen yüzde 25’lik temsil oranıyla yetinilmesini doğru bulmuyorum. Anayasa metninde bu oranın dörtte birden az olmaması gerektiği belirtiliyor. Ancak bu oranı nihai bir üst sınır olarak ele almak, katılımı artırma ilkesini içi boş bir söyleme dönüştürüyor. Bu durumu yalnızca kınamak sorunun çözümü için yeterli değil. Bir parlamenter bloğun ciddi bir tutum benimsemesini ve konunun yetkili bir yargı merciine taşınması için çalışmasını umuyorum. Ancak bazı bloklar, tutumları bağlı oldukları partilerin yönelimleriyle ilişkili olduğu için böyle bir adım atmaktan çekinebilir. Bu da mevcut durumu değiştirebilecek etkili bir siyasi baskı oluşturulmasını zorlaştırıyor.”
‘Kadınlar oranlarla yetinmemeli’
Sivil toplum kuruluşlarının, eşitlik ve fırsat eşitliği temelinde yüzde 50’lik eşit temsili savunarak Iraklı kadınları desteklemeyi ve siyasi haklarını korumayı sürdüreceğini vurgulayan Nada El-Cuburi, dörtte birlik oranla yetinilmemesi gerektiğini kaydetti. Nada El-Cuburi, “Irak’taki nüfus sayımının sonuçları, kadınların toplumun yarısını oluşturduğunu doğruluyor. Bu gerçek, kadınların farklı alanlardaki katılım fırsatlarına da yansımalı. Sivil toplum kuruluşları da savunuculuk, hak arama, farkındalık, eğitim ve kadınların güçlendirilmesine yönelik kampanyalar aracılığıyla bu hedefe ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor” ifadelerinde bulundu.
‘Kadınlara eşit fırsatlar sunulmalı’

2021 ve 2025 yıllarında yapılan seçimlerde karşılaşılan zorluklara da değinen Nada El-Cuburi, oy satın alınmasıyla bağlantılı bazı yolsuzluk vakalarının kaydedildiğini belirterek, bu uygulamaların yalnızca kadın seçmenlerle sınırlı olmadığını, erkek seçmenleri de kapsadığını dile getirdi. Bu tür olayların sürmesinin hükümet kurumlarını ve karar alma süreçlerine katılan tarafları zayıflatacağı uyarısında bulunan Nada El-Cuburi, “Yolsuzlukla mücadele etmek ve yolsuzluğu azaltmak için ciddi önlemler alınması, kadın seçmenlere, kadın adaylara ve seçilen kadınlara olumlu yansıyacaktır. Özellikle yürütme görevlerinde eşit fırsatların bulunmaması, kadınların siyasi çalışmaları sürdürüp sürdürmemeyi yeniden değerlendirmelerine yol açabilir” şeklinde konuştu.
‘Sistem kadın varlığını bir çerçeveye sınırlıyor’

Konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulunan Dr. Fatıma Selumi de Iraklı kadınların siyasi yaşama katılımına değinerek, 2005 yılına, özellikle Irak Anayasası’na dönüldüğünde, kadınların seçimlere katılımının temsil oranını yüzde 25 olarak belirleyen kota sistemiyle düzenlendiğinin görüldüğünü belirtti. Bu sistemin kadınların parlamento ve vilayet meclisi seçimlerine katılmalarını sağlamasına rağmen kadınların varlığını belirli bir çerçeveye hapsettiğini ve geniş, etkin bir siyasi katılımı zorunlu olarak beraberinde getirmediğini dile getiren Fatıma Selumi, “Kadınların siyasi kurumlarda yer alması, 275 üyeden oluşan Ulusal Meclis dönemine kadar uzanıyor. Kadınlar da bu meclisin bir parçasıydı” hatırlatmasında bulundu.
‘Artık gerçek görevler sağlanmalı’
Yürütme organında kadınların katılımının hala istenen düzeyin altında olduğuna dikkat çeken Fatıma Selumi kadınların siyasi rolünü küçümseyen ve onları etkili, karar alabilen kişiler olarak görmek yerine zaman zaman başkalarının sesinin yankısı olarak değerlendiren bir anlayışın hakim olduğunu ifade etti. Fatıma Selumi, kadınların siyasi görevlere ulaşmasının, görevlerin siyasi güçler arasında nasıl dağıtılacağını belirleyen parti temelli paylaşım sistemiyle bağlantılı olduğunu ve bu sistemin kadınların yürütme sorumluluklarını üstlenme fırsatlarını etkilediğini ifade etti.
Daha önce kadın meselelerinden sorumlu olan bakanlığın kaldırılmasını örnek gösteren Fatıma Selumi, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu adım, kadın sorunlarına yönelik kurumsal ilginin gerilemesinin bir yansımasıdır. 2021 yılında kadınlar sağlık bakanlığı ve ardından göç bakanlığı gibi bazı yürütme görevlerini üstlendi. Ancak diğer alanlarda, kadın meseleleriyle ilgilenen bazı danışmanlık görevleri de dahil olmak üzere kadınların varlığı sınırlı kaldı ve bu görevler yalnızca tek bir kişiyle sınırlandırılabildi. Kadınların güçlendirilmesine ilişkin teorik söylemlerden, karar alma mekanizmalarında gerçek bir varlık göstermeye geçilmeli. Siyasi katılım, kadınların erkeklerle rekabet etme ya da erkeklere karşı güç gösterisinde bulunma girişimi olarak değil, bir hak olarak benimsenmeli. Bazı kesimler bu durumu böyle yorumlayabiliyor. Iraklı kadınların yürütme organındaki fırsatlarını genişletmeyi güvence altına alacak yeni yasa ve düzenlemeler hazırlanmalı. Kadınların katılımı yalnızca yasama alanıyla sınırlandırılmamalı ve seçilmiş meclislerde belirli oranlarda temsil edilmeleriyle yetinilmemeli.”
‘Kota sistemi geliştirilmeli’

Siyasi araştırmacı Şirin El-Caf ise, kadınların yürütme görevlerinde yer almaması meselesini birbirini tamamlayan iki açıdan ele aldı. Bunlardan ilkinin anayasal ve hukuki, diğerinin ise kadınların karar alma mekanizmalarına fiilen katılımıyla bağlantılı siyasi boyut olduğunu belirten Şirin El-Caf, “Önümüzdeki dönemde kota sistemi geliştirilmeli. Kurumlarda seçilmiş üyelerin sayısına ve temsil oranlarına odaklanmakla yetinilmemeli, kadınların hükümet kararlarını doğrudan etkileyebilecekleri yürütme görevlerine katılımı da güvence altına alınmalı” dedi.
Kadınların yürütme görevlerinde yer alma fırsatlarını artırmak için bu görevlere ayrılacak payı belirleyen açık yasal düzenlemelerin yapılmasının önemine dikkat çeken Şirin El-Caf, “Sivil toplum kuruluşlarının bu hedefe ulaşmak için baskı oluşturma, savunuculuk yapma ve sürece katkıda bulunma rolü desteklenmeli. Kadınların kurumlarda yer alması, betimleyici temsilin bir biçimidir. Fiili temsil ise kadınların kamu politikalarının şekillendirilmesine, ulusal önceliklerin belirlenmesine ve hükümet kararlarının etkilenmesine katılmalarını sağlayan görevleri üstlenmeleriyle gerçekleşir” diye belirtti.
‘Kadınların katılımı güvence altına alınmalı’
Şirin El-Caf, gerçek demokrasinin yalnızca seçimlere ve sandığa katılımla sınırlı olmadığını, kadınların hükümetlerde ve yürütme organının yapılarında temsil edilmesini de kapsadığını vurguladı. Şirin El-Caf, sözlerinin sonunda, “Kadınların siyasi karar alma süreçlerine etkin katılımı güvence altına alınmalı, eşitlik ve kadınların güçlendirilmesi ilkeleri hükümet kurumlarında yalnızca dile getirilen söylemler olmaktan çıkarılarak fiili uygulamaya dönüştürülmeli” çağrısında bulundu.