İtibarsızlaştırmadan tehdide: Faslı kadın adayların seçim deneyimi ne anlatıyor?

Fas’ta seçimler öncesinde kadın adaylar, dijital platformlarda karalama, tehdit ve saldırılarla karşı karşıya kaldı. Kadın adaylar ve kadın örgütleri, saldırıların siyasi eleştiri sınırlarını aşarak dijital ve siyasi şiddete dönüştüğüne dikkat çekti.

HANAN HARITE

Fas- Fas yasama seçimleri öncesinde kadın adaylar ve siyasi liderler, dijital platformlarda karalama kampanyaları, tehdit ve saldırılarla karşı karşıya kaldı. Kadın ve insan hakları örgütleri, bu saldırıların bazılarının siyasi eleştiri sınırlarını aşarak kadınlara yönelik siyasi ve dijital şiddete dönüştüğünü ifade etti.

Kazablanka’nın Anfa seçim bölgesinden Asalet ve Çağdaşlık Partisi adayı Neceva Kekus’a yönelik hedef gösterme, seçim kampanyasının başlamasıyla ortaya çıkmadı. Neceva Kekus, kampanya öncesinde Facebook sayfasından yaptığı paylaşımda, hukuku ve ahlakı hiçe sayan bir kampanyaya maruz kaldığını aktardı. Dijital medya hesaplarının on binlerce kez şikayet edildiğini ve kısıtlama girişimleriyle karşılaştığını dile getiren Neceva Kekus, açıklamalarından birinin çarpıtıldığını ve geniş çaplı bir karalama ve saldırı dalgasının başlatıldığını ifade etti.

Siyasi çatışmanın niteliğinin değiştiğini ifade eden Neceva Kekus, bazı kesimlerde anlaşmazlıkların artık fikirler, projeler ve ideolojiler üzerinden yürütülmediğini, kişileri, geçmişlerini, ailelerini ve itibarlarını hedef alan her yöntemin kullanılabildiğini dile getirdi. Bunun genç bir kadın söz konusu olduğunda daha da şiddetlendiğini belirten Neceva Kekus, “Siyasete giren kadınlar, sahip olmadıkları mali ve dijital imkanlarla karşı karşıya kalabiliyor. Finanse edilen kampanyalar ve seferber edilen dijital medya hesapları kullanılıyor. Açıklamalar çarpıtılıyor, teknoloji ve yapay zeka ‘sahte kamuoyu’ oluşturmak için kullanılıyor” dedi.

Eleştirinin sınırı nerede bitiyor, başlıyor?

Kadın Hakları Birliği Federasyonu da Neceva Kekus’a destek vererek, onu hedef alan kampanyada kişisel hayatının, görünüşünün, ifade biçiminin ve doğallığının imajına, konumuna ve siyasi meşruiyetine zarar vermek amacıyla kullanıldığını açıkladı. Neceva Kekus ve kendisine destek veren tarafların aktardığı bu gelişmeler ise olayın ötesinde bir soruyu gündeme getiriyor: Meşru siyasi eleştirinin sınırı nerede bitiyor, bir kadının kadın olması nedeniyle hedef alınması nerede başlıyor?

Adaylığı nedeniyle hedef alındı

Kazablanka’nın Anfa seçim bölgesinden Sol İttifakı adayı Nabila Munib de hedef alındı. Sol İttifak, 14 Eylül’de dijital medya üzerinden Nabila Munib’i hedef alan sistematik bir karalama ve kışkırtma kampanyası nedeniyle kendisine destek verdiğini açıkladı. İttifak, kampanyanın siyasi görüş ayrılığının sınırlarını aştığını, Nabila Munib’in şahsına, onuruna ve özel hayatına yöneldiğini belirterek, kendisine yönelik bazı söylemlerin toplumsal cinsiyetle bağlantılı bir boyut taşıdığını ifade etti.

Saldırıları yargıya taşıyacak

Kazablanka’daki Ayn Şak seçim bölgesinden Adalet ve Kalkınma Partisi adayı Amine Ma El-Ayneyn, kendisine yönelik karalama ve saldırı kampanyaları nedeniyle yargıya başvuracağını açıkladı. Hakaret, iftira ve onuruna saldırı içeren içeriklerin yanı sıra bazı metin ve görsellerde yapay zeka kullanıldığını belirten Amine Ma El-Ayneyn, Facebook’taki sayfasından yaptığı paylaşımda, siyasi ve mücadele hayatı boyunca kendisine karşı çıkanlara karşı yargıya başvurmaktan kaçındığını, ancak yakınları ve destekçilerinin bazı isimler ve sayfalar hakkında bu adımı atması yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi. Bu gelişmeleri belgelemeye başladığını ve hukuki süreç için hazırlık yaptığını aktaran Amine Ma El-Ayneyn, sorumlulukların ve kanıtlanabilecek olguların belirlenmesinin yetkili kurumların görevi olduğunu ifade etti.

Kadın adayların hedef alınmasında artış yaşandı

Göstergeler üç vakayla sınırlı değil. Temmuz ve Ağustos ayının başlarında Dijital Şiddete Karşı Ulusal Koruma Gözlemevi, seçimlerde kadın adayların hedef alınmasında artış yaşandığını açıkladı. Gözlemevinin tespitleri arasında hakaret, iftira, karalama, özel hayata ve onura saldırının yanı sıra asılsız iddialar ve saldırgan içeriklerin yayımlanması yer aldı. Aynı dönemde Eşit Temsiliyet İçin Hareket, kadın adaylara ve siyasi liderlere yönelik “karalama, küçümseme, baskı, şantaj ve dijital şiddet” olarak nitelendirdiği uygulamaların arttığını belirterek, kadınların karalama, taciz, tehdit, şantaj ve dijital şiddetten korunması çağrısında bulundu. Fas Demokratik Kadınlar Derneği de seçim sürecine ilişkin çalışmasında kadınların siyasi katılımının adaylıklar, siyasi güçlenme ve parti desteğiyle bağlantılı sorunlarla karşı karşıya kalmayı sürdürdüğünü ifade etti. Dernek, gözlemleri arasında siyasi şiddete ve bazı yerel listelerin başında kadınların az yer almasına da dikkat çekti.

‘Kadınlar erkeklerle aynı koşullarda değil’

Konuyla ilgili ajansımıza konuşan Envar Derneği Başkanı Muna Şemah, kadınların seçim rekabetine her zaman erkeklerle aynı koşullarda girmediğini, şiddetin kampanya öncesinde karalama, şantaj veya tehdit yoluyla ortaya çıkabildiğini ve rekabet döneminde farklı biçimlere bürünebildiğini söyledi. Siyasi görüş ayrılığı ile kadının şahsının hedef alınması arasında bir sınır bulunduğunu belirten Muna Şemah, eleştirilerde de cinsiyet ayrımcılığına dikkat çekti. Muna Şemah, “Kadının programına karşı çıkma hakkımız olduğu gibi erkeğin programına karşı çıkma, fikirleri ve tutumları tartışma hakkımız da var. Ancak kadının kişisel güvenliğine, görünüşüne, itibarına veya ailesine dokunma hakkımız yok” dedi.

‘Kadınlar sınırlandırılmak isteniyor’

Sorunun tartışmanın program ve tutumlardan kadının kendisine, kıyafetine, görünüşüne, itibarına ve ailesine yönelmesiyle başladığını sözlerine ekleyen Muna Şemah, “Kamusal ve dijital alanda cinsel imalar veya hakaretler de bu kapsamda değerlendirilmeli. Bu tür şiddet, kadının doğrudan rekabetten çekilmesine yol açmasa bile geri çekilmeyi düşünmesine veya özgür ve bağımsız biçimde kendini ifade etme kapasitesinin sınırlanmasına neden olabilir. Ayrıca siyasi alana girmeyi düşünen diğer kadınları da etkileyebilir. Dolayısıyla sorun yalnızca hedef alınan kadının yaşadıklarıyla sınırlı değil, bu durum, siyasi alana girmeyi düşünen kadınlar üzerinde de etkili olabilir” şeklinde konuştu.

Geçen Haziran ayında Envar Derneği, ulusal bir insan hakları koalisyonuyla işbirliği içinde, seçilmiş kadınlar, adaylar, gazeteciler ve dijital medya etkileyicilerinin yanı sıra kamusal yaşamda veya dijital alanda faaliyet gösterdikleri için şiddete maruz kalan kadınları da kapsayan bir izleme ve bildirim mekanizması oluşturdu.

‘Daha fazşa belgeye ihtiyaç var’

Muna Şemah, mekanizmanın seçim öncesi, seçim süreci ve seçim sonrasını takip ettiğini, elde edilen verilerin tekrarlanan örüntüleri ortaya koyan ve öneriler sunan bir raporda toplanacağını söyledi. Muna Şemah, mekanizmanın başlatılmasının üzerinden kısa bir süre geçtiği için henüz nihai sonuçlara ulaşılmadığını ve verilerin Fas geneline yayılmasının mümkün olmadığını belirterek, izlemenin mekanizmanın ulaşabildiği ve belgeleyebildiği vakalara dayandığını ifade etti. İlk verilerde yıldırma ve tehdit de dahil olmak üzere tekrarlanan uygulamaların görüldüğünü aktaran Muna Şemah, olgunun ülke genelindeki boyutunun ortaya konulması için daha fazla izleme ve belgelendirmeye ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Bu dönemde öne çıkan vakalar, dikkat çeken bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Seçimlerde binlerce kadın aday olurken ve kadınların siyasi temsiliyetini artırmaya yönelik düzenlemeler yapılırken, bazı kadın adaylar kamusal ve dijital alanda imajlarını, itibarlarını ve özel hayatlarını hedef alan kampanyalarla da karşı karşıya kaldı. Bu durum, seçimlerin ötesine geçen bir soruyu gündeme getiriyor: Kadınların aday olabilmesi eşit siyasi katılımı güvence altına almaya yeterli mi, yoksa eşitlik, kadınların cinsiyetlerinin veya özel hayatlarının hedef alınmadığı, programlarını ve tutumlarını özgürce savunabildikleri bir ortamın sağlanmasını da mı gerektiriyor?

Üç kadın adayın yaşadığı vakalar bu soruya tek bir yanıt vermiyor. Yalnızca bu vakalar üzerinden olgunun ülke genelindeki boyutunu ölçmek de mümkün değil. Ancak her biri, seçim rekabetine giren ve siyasi rekabetin yanı sıra kendilerini kişisel olarak hedef aldığını söyledikleri içerik ve kampanyalarla da mücadele etmek zorunda kalan kadınların deneyimini ortaya koyuyor. Bu deneyimlerin gündeme getirdiği soru ise seçimlerin kendisinden daha büyük: Kadınların fikirleri ve tutumlarına yönelik eleştirilerin kişiliklerine, itibarlarına ve özel hayatlarına yönelik saldırılara dönüşmesi kamusal ve dijital alanda hala mümkünse siyasi rekabet kadınlar için nasıl eşit koşullarda yürütülebilir?