İğne ve iplikle Yemen’in kaybolan mirasını yeniden yaşatıyor

Çatışma ve ekonomik kriz nedeniyle yok olma riski taşıyan Yemen’in geleneksel kıyafetlerini yaşatmak için çalışan Hena eş-Şercubi, eski nakış ve desenleri koruyarak tasarımlarını günümüze uyarlıyor.

RAHMA SHANZOUR

Yemen – Yemen’de çatışma ve yerinden edilmenin kültürel miras üzerindeki etkileri sürerken, eğitimci ve tasarımcı Hena eş-Şercubi, 2016 yılında zorla göç ettirilmesinin ardından geleneksel kıyafetleri yaşatmak amacıyla başlattığı çalışmasını sürdürüyor. İğne ve iplikle başladığı projesinde Yemen’in farklı bölgelerine ait kıyafet ve aksesuarları geleneksel nakışlarını koruyarak yeniden üreten Hena eş- Şercubi, kültürel mirasın yok olmasını önlemeyi ve bu değerleri gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.

57 yaşındaki Hena eş-Şercubi, öğretmenlik diplomasına sahip bir eğitimci. Yıllarca eğitim alanında çalışan Hena eş-Şercubi, içinde Yemen mirasına, özellikle de geleneksel kıyafetlere ve el işlemesine yönelik özel bir ilgi taşıdı.

Hena eş-Şercubi, geleneksel San'a kıyafetinin bir parçası olan “asqa san'ani”yi üreterek işe başladı. Yerinden edildiği bölgede yaptığı bu parça, burada insanların ilgisini çekmeye başladı. Daha sonra Taiz kentine taşınan Hena eş-Şercubi, projesini kentin kendine özgü özelliklerine uygun şekilde yeniden şekillendirdi.

Her Yemen bölgesinin kendine özgü kültürel özellikleri ve tarihini ve çevresini yansıtan kıyafetleri olduğunu fark eden Hena eş-Şercubi, “Taiz'e taşındığımda asqa san'aninin kentin kültürüne ait olmadığını hissettim. Bunun üzerine bölgeye uygun kıyafet ve aksesuarları araştırmaya başladım. Projemi ticaret odasına kaydettirdim ve sıfırdan başladım” dedi.

‘Projesine iğne ve iplikle başladı’

Hena eş-Şercubi yalnızca geleneksel kıyafetler üretmek istemiyordu. Yok olmasından korktuğu küçük ayrıntıları, bir nakış dikişini veya eski bir deseni de yaşatmaya çalışıyordu. Mirası korumanın onu müzelerde hareketsiz biçimde saklamak anlamına gelmediğine, özüne dokunmadan ve özgün kimliğini kaybetmeden geliştirilmesi gerektiğine inanıyor.

Özellikle büyük ölçüde el işlemesine dayanan kıyafetlerde en büyük zorluğun yenilik ile kökleri korumak arasında denge kurmak olduğunu belirten Hena eş-Şercubi, “Özgünlüğü kaybetmek ile onu korumak arasında ince bir çizgi var. Benim için nakış, kıyafetin kutsal unsurudur. Değiştirilemez veya üzerinde oynanamaz. Çünkü gerçek kimliği taşıyan odur” ifadelerini kullandı.

Hena eş-Şercubi, kıyafetlerin kesimlerini ve tasarımlarını günümüze uygun hale getirirken geleneksel dikişlere bağlı kalıyor ve bunlara yeni şekiller eklemeyi reddediyor. Hena eş-Şercubi, “Detayların biçimini günümüzdeki kadın veya genç kıza uygun olacak şekilde değiştirebilirim ancak dikişleri değiştirmem ve yeni şekiller eklemem. Çünkü bu kıyafetin Yemen'e ve mirasa ait olduğunu gösteren şey nakıştır” dedi.

Bu yaklaşım, özellikle son yıllarda kültürel kimliğin önemine ilişkin farkındalığın artmasıyla birlikte gençlerin ve kadınların geleneksel kıyafetlere olan ilgisinin yeniden canlanmasına katkı sundu. Hena eş-Şercubi, “Yeni nesil mirası korumanın öneminin daha fazla farkına vardı ancak modern dokunuşlara sahip geleneksel kıyafetler istiyor. Bu nedenle bu tasarımlara yönelik ilginin arttığını gözlemledim” diye konuştu.

Ancak Hena eş-Şercubi'nin yeniden ürettiği her parçanın yanında, sonsuza kadar yok olmasından korktuğu başka parçalar da bulunuyor. Eski kıyafetlere ulaşmak, birçok parçanın nadir hale gelmesi veya yüksek fiyatlara satılması nedeniyle giderek zorlaştı. Hena eş-Şercubi, nakışın Yemen toplumuna ilişkin ayrıntıların okunabileceği tarihsel bir belge olduğunu düşünüyor. Bu nedenle bulmanın büyük zorluk taşımasına rağmen eski kıyafetleri toplamaya özen gösteriyor.

Koleksiyonunu kaybetti

Geleneksel kıyafetleri araştırmak için köyleri ziyaret ettiği sırada Hena eş-Şercubi, gaz ve odun bulunmadığı için bazı ailelerin eski geleneksel kıyafetlerini yemek pişirmek amacıyla yakıt olarak kullanmak üzere yakmak zorunda kaldıklarına ilişkin hikâyeler duydu.

Hena eş-Şercubi de aynı kaybı yaşadı. Evini ve yıllar boyunca biriktirdiği, çalışmalarında kaynak olarak kullandığı kişisel geleneksel eser koleksiyonunu kaybetti. Yok olmasından korktuğu kıyafetler arasında, nakışlarının inceliği ve karmaşıklığı nedeniyle hazırlanması bir ya da iki yıl süren kıyafeti de bulunuyor.

Bazı orijinal parçaları yok olma korkusuyla hızla satın aldığını belirten Hena eş-Şercubi, daha sonra modern bir nakış makinesi de edindiğini ve bu makine aracılığıyla söz konusu kıyafetlerin bazı bölümlerini yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Hena eş-Şercubi, makinenin insanın yerini tamamen alamayacağını da vurguladı.

‘Halk mirasını korumanın önemi’

Hena eş-Şercubi, “Bazı kıyafetlere yeni biçimler eklendi ve insanlar bunları Yemen mirasına aitmiş gibi göstermeye başladı. Bu büyük bir tehlike. Çünkü gelecek nesiller bu eklemelerin tarihimizin bir parçası olduğuna inanabilir” dedi. Geleneksel mirasın korunması için daha fazla resmi ilgi gösterilmesini ve geleneksel kıyafetlerin korunmasına yönelik açık standartlar oluşturulmasını talep etti. Yemen'in çok sayıda farklı nakış ve süsleme biçimine sahip olduğunu belirten Şercubi, başka kültürlerden biçimler almaya ihtiyaç olmadığını vurguladı.

Hena eş-Şercubi, 2016 yılından bu yana Taiz'de geleneksel kıyafetleri yaygınlaştırmak için çalışıyor. Etkinlik ve organizasyonlarda kullanılmak üzere kıyafetleri kadın gazetecilere ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan kadınlara ulaştırarak bu kıyafetlerin toplumdaki görünürlüğünü yeniden artırmayı amaçlıyor. Hena eş-Şercubi bugün ise yanında çalışacak genç kadınları eğiterek projesini büyütmeyi hedefliyor. Böylece bu zanaatın bireysel bir çaba olmaktan çıkarak hem kimliği koruyan hem de iş imkânı sağlayan bir projeye dönüşmesini istiyor.

Proje kurmak isteyen kadınlara da mesaj veren Hena eş-Şercubi, “Büyük imkânları beklemeyin. Ben iğne, iplik ve kumaş parçalarıyla başladım. Önemli olan insanın sahip olduklarıyla işe başlaması, kendini geliştirmesi ve kendi özgün dokunuşunu aramasıdır” dedi.

Tüm zorluklara rağmen Hena eş-Şercubi, başarısının gerçek ölçüsünün kazanç olmadığını düşünüyor. Onun için asıl başarı, Yemen mirasının ruhunu taşıyan bir parçayı birinin üzerinde gördüğü an. Hena eş-Şercubi, “Gençlerin ve kadınların bu kıyafetleri giydiğini gördüğümde mesajımın ulaştığını hissediyorum. Amacım geleneksel kıyafetleri müzeden çıkarıp sokağa taşımak. Çünkü onun günlük yaşamda kullanılması, devamlılığını ve yok olmaktan korunmasını sağlamanın gerçek güvencesidir” ifadelerini kullandı.