Sudanlı kadınların yaşamı ‘Fozlavio’nun Gölgesi’nde anlatıldı
Sudanlı yazar Batoul Al-Sharif’in ‘Fozlavio’nun Gölgesi’ romanı, kadınların geleneksel baskılar, çocuk evliliği, FGM ve toplumsal şiddet karşısındaki mücadelesini anlatırken, kadınların yaşamını sınırlayan normlara karşı bir toplumsal eleştiri sunuyor.
MERVAT ABDÜLKADİR
Sudan- “Sanki kadınlar, çığlık atmayı unutana kadar sadece fısıldamaya mahkumdurlar. Belki de acı çektiklerinde bile, çığlıklarını yakıcı bir sessizlikle yutarlar ve onları hayattan mahrum bırakan inançlarla kirlenmiş ruhlarında yaraların iltihaplanmasına izin verirler.”
Sudanlı yazar Batoul Al-Sharif’in “Fozlavio’nun Gölgesi” adlı romanı bu çarpıcı sözlerle başlıyor. Eser, Sudan’da kadınların karşı karşıya kaldığı toplumsal baskı, gelenek ve göreneklerin yarattığı kısıtlamalar ile kadınların hayata tutunma mücadelesini konu alıyor. Batoul Al-Sharif, romanın Sudan’da bizzat tanık olduğu gerçekliklerden ilham aldığını belirtiyor. Yazar, kadınların geleneksel yapı ve toplumsal normlar altında yaşadığı baskıyı edebi bir dille görünür kılmayı ve bu acı gerçekliğe dikkat çekmeyi amaçladığını ifade ediyor.
Tanık olduğu gerçeklikten ilham aldı
Batoul Al-Sharif, “Fozlavio’nun Gölgesi” adlı romanının Sudan’da bizzat tanık olduğu bir gerçeklikten ilham aldığını belirtiyor. Yazar, kadınların gelenek ve göreneklerin ağır baskısı altında ezildiği bu toplumsal yapıyı edebi bir anlatımla görünür kılmayı amaçladığını ifade ediyor. Batoul Al-Sharif’e göre roman, kadınlara dayatılan kısıtlamaları ve onları tam bir yaşam hakkından mahrum bırakan unsurları ortaya çıkararak bu acıya ışık tutuyor.
‘Kadınların değişim ve özgürlük mücadelesi anlatılıyor’
Batoul Al-Sharif, “Roman, üç nesil arasındaki çatışma etrafında şekilleniyor. Geleneklere, göreneklere ve toplumsal mirasa sıkı sıkıya bağlı bir büyükanne, bu düzenin temsilcisi olan anne ve bu kısıtlamaları kırmaya çalışan torun Maimouna karakterleri üzerinden, kadınların değişim ve özgürlük mücadelesi anlatılıyor. Maimouna, erkekleri kayıran ve kadınları sınırlayan uygulamaları sorgulayarak dönüşümün simgesi haline geliyor” diyor.
Romanında Sudan toplumundaki en acımasız geleneklerden birini ele alan Batoul Al-Sharif, “Kadın Genital Mutilasyonu (FGM), kadınlara hala uygulanan en ağır ve yıkıcı pratiklerden biri olarak görüyorum. Kadın hakları örgütlerinin tüm mücadelelerine rağmen, Sudan toplumunun önemli bir kesimi bugün de bu geleneği sürdürüyor. Hatta bazı durumlarda, bir erkek eşinin FGM geçirmediğini öğrendiğinde bunu boşanma sebebi sayabiliyor ya da evlilikten sonra bu işlemin yapılmasını şart koşabiliyor. Bu, kadınların bedeni üzerindeki toplumsal baskının ne kadar derin olduğunu açıkça gösteriyor” sözlerine dikkat çekiyor.
Zar geleneği
Romanında ayrıca, kadınları hasta olduklarında tıbbi yardım aramak yerine özel ritüeller yapmaya zorlayan "Zar" geleneğini de ele aldığını açıklayan Batoul Al-Sharif, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Bu gelenek, kadınları hasta olduklarında tıbbi yardım aramak yerine belirli ritüellere yönlendiriyor. Bu ritüeller, iyileşme umuduyla kurban sunmayı ya da ruhları kovmayı içeriyor. Bazı kadınlar, ruhların kendilerini ele geçirmeye daha yatkın olduklarına, onları beklediklerine ve bu ritüellerle yatıştırılmazlarsa intikam alacaklarına, asla iyileşemeyeceklerine inanıyorlar. Bu inanç, kadınların sağlık hakkına erişimini ciddi biçimde sınırlıyor. Son yıllarda bu geleneğe karşı yürütülen mücadeleler ve kadın hakları ile modern tıp konusundaki farkındalığın artması sayesinde etkisinin azalmaya başladığını görüyoruz. Ancak özellikle kırsal ve uzak köylerde bazı topluluklar hala bu uygulamaya bağlı kalmaya devam ediyor.”
Kız çocuklarının evlendirilmesi
Batoul Al-Sharif, romanında ayrıca çocuk evliliği ve kadınların eğitim hakkına erişimde yaşadığı kısıtlamalara da dikkat çekiyor. Çocuk evliliğinin kız çocuklarının hem fiziksel hem de psikolojik gelişimlerini olumsuz etkilediğini dile getiren Batoul Al-Sharif, kız çocuklarının evliliğin anlamını ve sorumluluklarını kavrayamayacak kadar küçük yaşta evlendirildiklerini söylüyor. Batoul Al-Sharif, bu evliliklerin önemli bir kısmının ise boşanma ve aile içi sorunlarla sonuçlandığına dikkat çekiyor.
Kız çocuklarının eğitim hakkı engelleniyor
Sudan’da bazı toplulukların kadınların eğitimini utanç kaynağı olarak gördüğünü ve bu nedenle kız çocuklarının eğitim hakkının sınırlı kaldığını vurgulayan Batoul Al-Sharif, eğitim imkanı sunulan bölgelerde ise bunun genellikle okuma-yazma ve temel dini bilgilerle sınırlı olduğu ifade ediyor. Yazar, romanında bu gerçeğe geniş yer ayırarak, kadınların önemli bir bölümünün hala okuma yazma bilmediğini ve bazılarının yalnızca kendi isimlerini yazmayı öğrenmesine izin verildiğini ortaya koyuyor.
Romanın Sudan toplumunda sıkça karşılaşılan taciz sorununu da dikkat çektiğini kaydeden Batoul Al-Sharif, “Bazı çevrelerin, kadınların tacizden kaçınmak için evde kalmaları gerektiğini öne sürerek taciz faillerinin davranışlarını meşrulaştırmaya çalıştığı görülmektedir. Roman, toplumun taciz mağdurlarına suçlu gibi yaklaşmasını, yaşadıklarını dile getirenleri kınamasını ve onları toplumsal normların dışına çıkmış, ailelerine utanç getirmiş kişiler olarak damgalamasını da ele almaktadır” diye ekliyor.
Romanıyla değişim yaratmak istiyor
Romanın Sudan toplumundaki yankısına ilişkin olarak Batoul Al-Sharif, insanların düşüncelerini kontrol etmek gibi bir hedefinin olmadığını, ancak kadınları baskılayan birçok geleneğe dair toplumsal bakış açısını değiştirmeyi amaçladığını ifade ediyor. Yazar, güçlü bir karşı çıkışla karşılaşmayı beklediğini, ancak Sudanlı kadınlar haklarını elde edene kadar mücadeleyi sürdürmekten vazgeçmeyeceğini vurguluyor.