Fas’ta son infazın üzerinden 33 yıl geçti: İdam cezası hâlâ yasalarda

Fas’ta idam cezasının son kez uygulanmasının üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen ceza mevzuatta ve mahkeme kararlarında varlığını sürdürüyor. İdamın caydırıcılığı ve ceza sistemindeki geleceği tartışılmaya devam ediyor.

HANAN HARET

Fas- Fas’ta son yıllarda idam cezası yeniden gündeme gelirken, ülkede bu cezanın son kez uygulanması 5 Eylül 1993’te gerçekleşti. İdam cezasına ilişkin siyasi ve hukuki tutumda kademeli bir değişime işaret eden gelişmeler de dikkat çekiyor.

Fas, Aralık 2024’te ilk kez idam cezasının infazlarının durdurulmasını talep eden Birleşmiş Milletler kararına olumlu oy verirken, Adalet Bakanı Haziran 2026’da Fas’ın idam cezasına karşı 10’uncu Uluslararası Konferans’a ev sahipliği yapacağını açıkladı.

Ancak bu yönelim, mahkemelerin idam kararları vermeyi sürdürmesiyle eş zamanlı ilerliyor. “İdam Cezasına Karşı Birlikte” örgütüne göre 2024 yılı sonunda aralarında bir kadının da bulunduğu 88 kişi idam cezasının infazını bekliyordu. 2025 yılında ise 6 yeni idam kararı verildi ancak bunların hiçbiri infaz edilmedi.

İdam cezasına karşı tutum ile mahkemelerin bu yöndeki kararları sürdürmesi arasındaki çelişki, henüz çözüme kavuşmamış bir tartışmaya işaret ediyor. Bu durum, 30 yılı aşkın süredir infazların durdurulduğu Fas’ta idam cezasının hâlâ caydırıcı bir işlev taşıyıp taşımadığı ya da en ağır suçlar için uygun bir ceza olarak görülmeye devam edilip edilmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Caydırıcılık ve mağdurların korunması arasında

Avukat Kerime Selame, Fas’ta idam cezasına ilişkin tartışmaların son yıllarda hukuki ve insan hakları alanındaki gelişmelerle de bağlantılı olduğunu belirtiyor. Kerime Selame, 2000’li yılların başından itibaren idam cezasının kaldırılması yönündeki taleplerin arttığına dikkat çekerek, bunun Fas mevzuatının uluslararası yükümlülüklerle, özellikle yaşam hakkı ve Fas’ın taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle uyumlu hale getirilmesi talebiyle bağlantılı olduğunu ifade ediyor.

Bu çerçevede 2011 Anayasası’nın özellikle 20’nci maddesine dikkat çeken Kerime Selame, “Söz konusu maddede yaşam hakkının her insanın ilk hakkı olduğu belirtiliyor” diyor. Kerime Selame’ye göre Fas’taki tartışma, bir yanda yaşam hakkı ve uluslararası yükümlülükler doğrultusunda idam cezasının kaldırılmasını savunan yaklaşım, diğer yanda ise bazı suçların ağırlığı ve vahşeti nedeniyle en ağır cezaların korunması gerektiğini savunan yaklaşım arasında sürüyor.

Fas’ın 1993’ten bu yana idam cezalarını infaz etmediğini hatırlatan Kerime Selame, verilen idam kararlarının da sınırlı hale geldiğini ifade ediyor. Kerime Selame ayrıca mevcut hukuk sisteminde bu ceza için çeşitli güvence ve özel prosedürlerin bulunduğunu söylüyor.

Kerime Selame, tartışmanın yalnızca cezalandırma boyutuyla sınırlı kalmaması gerektiğini, mağdurların ve ailelerinin haklarının da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Ağır suçların aileler üzerinde derin etkiler bıraktığına dikkat çekiyor.

İnfazın durdurulması yetmez, yasal kaldırılması gerekiyor

Avukat Naime Kılaf ise Fas’ın 1993’ten bu yana idam cezasını uygulamamasını önemli bir insan hakları ve insani kazanım olarak değerlendiriyor. Ancak cezanın mevzuatta varlığını sürdürmesi ve mahkemelerin idam kararları vermeye devam etmesinin, gelecekte yeniden infazların önünü açık bıraktığını belirtiyor.

Naime Kılaf, infazların fiilen durdurulmasının yeterli olmadığını, bunun Ceza Kanunu ile Askeri Adalet Kanunu’nda değişiklik yapılması ve idam cezasını öngören hükümlerin kaldırılmasıyla desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Naime Kılaf fiili durdurmadan yasal kaldırmaya geçilmesinin, Fas’ın uygulamalarını uluslararası yükümlülükleri ve yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 20’nci maddesiyle daha uyumlu hale getireceğini ifade ediyor.

Fas’ın idam cezasını kaldırmaya her zamankinden daha yakın olduğunu savunan Naime Kılaf, 30 yılı aşkın süredir hiçbir idam kararının infaz edilmemesinin yanı sıra insan hakları ve resmi düzeydeki tartışmaların gelişmesini örnek olarak gösteriyor. Naime Kılaf Fas’ın 2024 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun dünya genelinde idam cezalarının infazlarının durdurulmasını talep eden kararına olumlu oy vermesinin de Fas’ın tutumundaki önemli değişimlerden biri olduğunu belirtiyor.

Adalet Bakanlığı, Aralık 2024’te Fas’ın BM kararına ilk kez olumlu oy vereceğini açıklamıştı. Fas, daha önce idam cezasının infazlarının durdurulmasına ilişkin 9 BM kararında çekimser oy kullanmıştı.

Naime Kılaf’a göre bundan sonraki aşama, yasaların değiştirilmesi ve mahkemelerin idam kararı vermesinin önüne geçilmesi için siyasi ve yasama iradesinin ortaya konulması. Naime Kılaf, mevcut süreç devam ettiği takdirde idam cezasının kaldırılmasının yalnızca bir zaman meselesi haline geleceğini düşünüyor.

İdam cezasının caydırıcı olduğu yönündeki görüşe ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Naime Kılaf, idam cezası ile suç oranları arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmaların, bu cezanın uygulanmasının suçlarda azalmayı doğrudan garanti ettiğini ortaya koymadığını ifade ediyor.

Naime Kılaf’a göre gerçek caydırıcılık; kolluk güçlerinin etkinliği, suçların hızlı bir şekilde ortaya çıkarılması, faillerin yakalanması ve yargılanmasının yanı sıra şiddete yol açabilecek toplumsal ve psikolojik faktörlerin ele alınmasıyla bağlantılı.

Kadın katliamlarına karşı öncelik önleme ve koruma

Kadınların öldürülmesine ilişkin suçlarda ise Naime Kılaf, mücadelenin yalnızca en ağır cezaya odaklanmaması gerektiğini belirtiyor. Kadınları korumaya yönelik yasa ve politikaların güçlendirilmesi, eşitlik kültürünün yaygınlaştırılması, eğitim ve mesleki gelişimin desteklenmesi, kadınların ekonomik ve sosyal bağımsızlığının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Naime Kılaf, insan hakları ve hoşgörü kültürünün yaygınlaştırılmasında medyanın da önemli bir rolü olduğunu ifade ediyor.

Haksızlığa uğrayanların yakınlarının derin bir acı yaşadığını ve adalet talep etme hakkına sahip olduğunu kabul eden Naime Kılaf, ancak adaletin başka bir kişinin idam edilmesi üzerine kurulmasını reddediyor. Devletin toplumu koruyabileceğini ve ağır suçların faillerini alternatif cezalarla cezalandırabileceğini belirten Naime Kılaf, en ağır suçlar için fiili müebbet hapis cezasının yanı sıra mağdur ailelerine tazminat, psikolojik ve hukuki destek sağlanmasını öneriyor.

Naime Kılaf ayrıca mağdurlar ve aileleri için ulusal bir tazminat ve destek mekanizması ya da fon oluşturulmasını, şiddetin önlenmesine yönelik eğitim ve psikososyal desteğe yatırım yapılmasını, yoksulluk ve dışlanmayla mücadele edilmesini ve insan hakları kültürünün yaygınlaştırılmasını öneriyor.

Naime Kılaf, sözlerini idam cezasının geri döndürülemez sonuçlarına dikkat çekerek tamamlıyor. Yargılamada yaşanabilecek herhangi bir hatanın infazın ardından telafi edilemeyeceğine dikkat çeken Naime Kılaf, yaşam hakkının herkes için korunması gerektiğini ve suçların önlenmesi ile nedenlerinin ortadan kaldırılmasının yalnızca en ağır cezaya başvurmaktan daha önemli olduğunu savunuyor.