İdam sehpasından direnişin sembolüne: Cemile Buhayrad

Cezayir'in bağımsızlık mücadelesinin simge isimlerinden Cemile Buhayrad, direnişi, işkencelere rağmen susmaması ve idam kararına karşı yükselen uluslararası dayanışmayla kadın direniş figürlerinden biri olarak tarihe geçti.

Haber Merkezi- Cezayir'in bağımsızlık mücadelesi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Cemile Buhayrad, yalnızca ülkesinin değil, sömürgeciliğe karşı verilen mücadelenin de simge kadınlarından biri olarak kabul ediliyor. Genç yaşta Ulusal Kurtuluş Cephesi'ne (FLN) katılan Cemile Buhayrad, yaşadıklarıyla hem Cezayir'in yakın tarihine hem de dünya kamuoyunun hafızasına damga vurdu.

Çocukluğu işgal altında geçti

1935 yılında Cezayir'in Kasbah semtinde dünyaya gelen Cemile Buhayrad, Fransız sömürge yönetiminin hüküm sürdüğü bir dönemde büyüdü. Cezayirli bir baba ile Tunuslu bir annenin kızı olan Cemile Buhayrad, çocukluğundan itibaren ülkesindeki eşitsizliklere tanıklık etti.

Fransız okulunda eğitim görmesine rağmen kendisini hiçbir zaman Fransız kimliğiyle tanımlamadı. Okullarda okutulan "Annemiz Fransa" yemini sırasında "Annemiz Cezayir" diyerek itiraz ettiği ve bu nedenle disiplin cezaları aldığı anlatılıyor. Yakın çevresine göre bu tavır, onun ileride üstleneceği direniş rolünün ilk işaretlerinden biri oldu.

Ailesinin yaşadıkları kararını değiştirdi

Cemile Buhayrad'ın bağımsızlık mücadelesine katılmasında ailesinin yaşadıkları etkili oldu. Amcasının idam edilmesi, kardeşlerinden birinin gözaltında ağır işkence görmesi, onu silahlı direnişe katılmaya yönelten dönüm noktaları arasında gösteriliyor.

Henüz 20 yaşındayken FLN saflarına katılan Cemile Buhayrad, şehir yapılanması içinde görev aldı. Direnişçiler arasında haberleşmeyi sağlayan isimlerden biri olarak çalıştı ve Fransız yönetiminin en çok aradığı kişiler arasına girdi.

Yakalandı, ağır işkence gördü

1957 yılında gizli belgeleri taşırken yaralanarak yakalanan Cemile Buhayrad, uzun süre sorgulandı. Tanıklıklara göre bu süreçte ağır işkenceye maruz kaldı ancak örgüt arkadaşları hakkında bilgi vermedi.

Hakkındaki iddialar ve gördüğü muamele kısa sürede Fransa sınırlarını aşarak uluslararası kamuoyunun gündemine taşındı.

Dünyanın gündemine oturdu

Cemile Buhayrad'ın yargılanması yalnızca bir ceza davası olmaktan çıktı. Savunmasını üstlenen Fransız avukat Jacques Vergès'in yürüttüğü hukuk mücadelesiyle dava dünya basınının dikkatini çekti. Sanatçılar, yazarlar, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları idam kararına karşı kampanyalar düzenledi. Birçok ülkede "Cezayir'e özgürlük" ve "Cemile Buhayrad'a af" sloganlarıyla gösteriler gerçekleştirildi.

Uluslararası baskının artmasının ardından hakkında verilen idam cezası infaz edilmedi ve daha sonra ömür boyu hapis cezasına çevrildi.

‘Vatanımı seviyorum’

Mahkemede yaptığı savunma ise yıllar boyunca bağımsızlık mücadelesinin sembol konuşmalarından biri olarak anıldı. Cemile Buhayrad, Cezayir'in özgürlüğünü istediğini belirterek, Ulusal Kurtuluş Cephesi'ne bu nedenle katıldığını söyledi ve sömürge yönetimini sert sözlerle eleştirdi.

Bağımsızlıkla özgürlüğüne kavuştu

Yaklaşık sekiz yıl süren bağımsızlık savaşının ardından Cezayir, 1962 yılında bağımsızlığını kazandı. Cemile Buhayrad da bağımsızlıktan kısa süre önce cezaevinden tahliye edildi. Bağımsızlığın ardından ülkesine dönen Cemile Buhayrad, Cezayir Kadınlar Birliği'nin başkanlığına seçildi ve uzun yıllar kadın hakları ile toplumsal dayanışma çalışmalarında yer aldı.

Hayatı sinemaya taşındı

Cemile Buhayrad'ın yaşam öyküsü birçok kitaba ve filme ilham verdi. İtalyan yönetmen Gillo Pontecorvo'nun dünya sinemasının klasiklerinden kabul edilen Cezayir Savaşı (The Battle of Algiers) filminde direnişin simge kadınlarından biri olarak işlendi. Mısırlı yönetmen Yusuf Şahin ise 1958 yılında çektiği Cezayirli Cemile filmiyle onun mücadelesini beyaz perdeye taşıdı.

Bugün Cemile Buhayrad, yalnızca Cezayir'in bağımsızlık tarihinin değil, sömürgeciliğe karşı direnişin de en güçlü kadın simgelerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.