Süveyda’dan kadınlar: Birlik, kimliklere saygıyla mümkün

Hesekê’de Kürt sembollerinin yırtılması, ‘Suriye’nin birliği’ çağrılarının ne ölçüde kapsayıcı olduğu sorusunu gündeme getirdi. Süveydalı aktivistler, ulusal birliğin tüm bileşenlerin kimliklerine ve haklarına saygı temelinde kurulabileceğini söyledi.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda- Kuzey ve Doğu Suriye’nin Hesekê kentinde, 2 Ekim Cuma günü namazın ardından “Suriye’nin birliği” çağrısıyla düzenlenen gösteride İslami bayraklar taşınırken, Kürt bayrakları ve sembolleri yırtıldı. Gösteride ayrıca Kürt kadınının örgülü saçını temsil eden bir tablo hedef alındı. Yaşananlara tepki gösteren Süveyda’dan kadın aktivistler, ulusal birliğin tüm ulusal ve dini bileşenlerin kimliklerine ve haklarına saygı gösterilmeden sağlanamayacağını belirterek, dışlayıcı tutumların toplumsal güveni ve bir arada yaşama olanaklarını zedelediği uyarısında bulundu.

‘Yaşananlar birlik söylemleri ile çelişiyor’

Gazeteci Şaza Kureyşe, Hesekê’deki gösterilerde yaşananları kınayarak, birleşik bir Suriye ve mezhepçiliğin reddedilmesi çağrısının kültürel kimlik sembollerinin hedef alınmasıyla çeliştiğini belirtti. Kürt kadınının örgülü saçını taşıyan bir panonun yırtılmasına dikkat çeken Şaza Kureyşe, “Örgülü saç, yalnızca estetik bir görünümden ibaret değil; kimlik, onur, miras ve kolektif hafızayla bağlantılı, derin kültürel ve sembolik anlamlar taşıyor. Bazı Kürt kültür ve inançlarında, özellikle Kakai ve Yaresan kültürlerinde özel bir yere sahip. Bazı geleneklerde ise annenin örgülü saçına özel bir sembolik değer veriliyor” dedi.

‘Sembollerin hedef alınması kimliğin hedef alınmasıdır’

Kürt kadınının onurunun örgülü saçına indirgenemeyeceğini kaydeden Şaza Kureyşe, “Kürt kadınının onuru yalnızca örgülü saçından ibaret değil; kadının hakları ve savunduğu vatanla da bağlantılı. Bu sembolün hedef alınması, kültürel kimliğin hedef alınmasından ayrı düşünülemez. Bu tür uygulamalar, farklılıkların kabul edildiği ve tüm yurttaşları kapsayan bir devlet kurma çağrılarıyla çelişiyor. ‘Suriye’nin birliği’ çağrısı, tüm bileşenlerin tanınmasını, ulusal, dini ve kültürel farklılıklarına saygı gösterilmesini gerektiriyor. Bazı bileşenler kendilerini hedef alınmış ya da kabul görmemiş hissediyorsa hükümete duyulan güven nasıl inşa edilebilir?” diye sordu.

‘Mezhepçiliğe ve ayrımcılığa karşı durulmalı’

Şaza Kureyşe, geçici yönetimi “mezhepçi ve terörist” olarak nitelendirerek kadınlara yönelik baskının ve kültürel sembollerin hedef alınmasının dışlama ve şiddetin göstergeleri olduğuna dikkat çekti. Süveyda halkının maruz kaldığı katliamlar ve kanlı olaylara da değinen Şaza Kureyşe, “Süveyda halkının yaşadıkları, şiddet ve baskıya maruz kalan bileşenler arasındaki dayanışmanın önemini artırıyor. Mezhepçiliğe ve ayrımcılığa karşı durulmalı. Kürt, Dürzi ve Alevi kadınlarla, özellikle baskı altındaki kadınlarla dayanışma içindeyim. Emekçi ve mücadeleci kadınlar olarak onur, özgürlük ve adalet için mücadelemizi sürdüreceğiz. Kadınları hedef alan ve haklarını ellerinden alan tüm uygulamaları reddediyoruz” şeklinde konuştu.

‘Farklılıklar kabul edilmeli’

Aktivist Remal El-Hemed ise, Hesekê’deki gösterilerde birleşik Suriye çağrısı yapan sloganların yanı sıra IŞİD’e ait bayrak ve sloganların da yer aldığını belirtti. Bölgenin geçmişte aşırılıkçı örgütlerin halka yönelik ağır ihlallerine tanıklık ettiğini hatırlatan Remal El-Hemed, “Kürt kadın ve erkek savaşçılar, IŞİD ve El Nusra Cephesi’ne karşı mücadele etti ve toplumun farklı bileşenlerini hedef alan ihlallerin önlenmesinde önemli bir rol oynadı. Ulusal birlik yalnızca sloganlarla sağlanamaz; bunun için farklılıklar kabul edilmeli, haklara saygı gösterilmeli ve herkesin kamusal yaşama katılımı güvence altına alınmalı. Dışlama ve ayrımcılık, toplum ile iktidar arasındaki güveni zedeliyor” diye belirtti.

‘Mücadelemizi sürdüreceğiz’

Süveyda’dan emekçi bir kadın olan Sara Nedim de Hesekê’de yaşananları kınayarak, Suriye’deki bileşenlerin maruz kaldığı olaylar ve ihlaller karşısında ulusal birlik çağrılarının ciddi soru işaretleri yarattığını söyledi. Birleşik bir devletin, tüm yurttaşların hak ve sorumluluklar bakımından eşit olduklarını hissetmelerini ve hükümetin kendilerine koruma ve güvenlik sağlamasını gerektirdiğini dile getiren Sara Nedim, “Kürtler, Hristiyanlar, Aleviler ve Dürziler de dahil olmak üzere Suriye’deki bileşenler güvenlik, toplumsal kabul ve siyasi temsile ilişkin çeşitli kaygılar yaşıyor. Kadınlar olarak kendi haklarımızı ve toplumlarımızın haklarını savunmayı sürdürecek, özgürlük, adalet ve onur taleplerimize bağlı kalacağız” dedi.