Ayrımcılık özel gereksinimli kadınların yeteneklerini gölgede bırakıyor
Fas’ta özel gereksinimli kadınlar ayrımcılık yüzünden siyasi temsiliyet ve toplumsal katılımda engellerle karşılaşıyor. Hak savunucuları, bu kadınların haklarının tanınmasını ve yeteneklerinin önyargılardan uzak bir şekilde değerlendirilmesini istedi.
HANAN HARITE
Fas- Fas’ta özel gereksinimli kadınlar, toplumsal kalıp yargılar ve ayrımcılık nedeniyle yeteneklerini ortaya koymakta ve kendilerini ifade etmekte çeşitli engellerle karşılaşıyor. Bu durum, kadınların topluma sundukları katkıların göz ardı edilmesine ve engellilikleri ya da kişisel görünümleri üzerinden değerlendirilmelerine yol açıyor.
Son genel seçimlerde Selâ seçim bölgesinde Birleşik Sosyalist Parti adına aday olan Vefa Şetayn’ın yaşadıkları da bu ayrımcılığı gözler önüne seriyor. Özel gereksinimli olması, siyasi aidiyeti ve başörtüsü nedeniyle hedef alındığını dile getiren Vefa Şetayn, “Engelli kadınlar, sosyal, ekonomik ve kültürel etkenlerin iç içe geçtiği birçok dışlanma biçimiyle karşı karşıya kalıyor. Mesele yalnızca mekanlara ve hizmetlere erişimde yaşanan zorluklarla sınırlı kalmıyor, kadınların karar alma ve sorumluluk üstlenme kapasitelerine yönelik şüpheci yaklaşımı da içeriyor” şeklinde konuştu.
‘Kadınlar önyargılarla mücadele etmek zorunda kalıyor’

Vefa Şetayn, deneyiminin seçim programı ile mesleki ve akademik nitelikleri yerine özel gereksinimli olmasının öne çıkarıldığı bir yaklaşımı ortaya koyduğunu belirtti. Vefa Şetayn, “Bu yaklaşımda kadınlar, fikirlerini ifade edip yeteneklerini ortaya koyma fırsatı bulmadan önce önyargılarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Fiziksel veya duyusal farklılıklar, kadının liderlik ve kamusal işleri yönetme kapasitesini değerlendirmede bir ölçüte dönüşüyor. Bu kalıp yargılar, kişiyi engelliliğine indirgiyor; sahip olduğu nitelikleri, deneyimleri ve yetenekleri görmezden geliyor” dedi.
‘Özel gereksinimli kadınlar için kota olmalı’
Özel gereksinimli bireylerin siyasi temsiliyetini güçlendirmek amacıyla kendilerine kota ayrılması çağrısında bulunan Vefa Şetayn, “Kadınların ve gençlerin temsiliyetini artırmak için uygulanan mekanizmalara benzer şekilde, kota geçici ve düzeltici bir önlem olabilir. Böyle bir uygulama, engelli bireylerin seçilmiş kurumlara ulaşmasının önündeki bazı engellerin aşılmasına katkı sunabilir. Karar alma süreçlerine katılmaları, hem kendi sorunlarını hem de toplumun genel meselelerini savunmaları için daha adil fırsatlar sağlayabilir” ifadelerinde bulundu.
‘Kadınlar hedef haline getiriliyor’

Fas Engelli Kadınların Hakları Örgütü Başkanı Semira Bahti ise genel seçimler sırasında özellikle özel gereksinimli kadınları hedef alan dijital şiddet vakalarını tespit ettiklerini söyleyerek, “Adaylardan biri dijital medya hesaplarını kapatmak zorunda kaldı, bir diğeri ise mesleki ve akademik nitelikleri yerine engelliliğine odaklanan yorumlara maruz kaldı. Bazı hedef gösterme biçimlerinde engellilik, kişisel görünüm ve siyasi aidiyetle iç içe geçiyor” diye belirtti.
Semira Bahti, bu örneklerin özel gereksinimli olma ile yetersizlik, fiziksel veya duyusal farklılık ile beceriksizlik arasında bağlantı kuran anlayışın sürdüğünü gösterdiğini ifade etti. Semira Bahti, “Bu düşünceler, engelli bireylerin yeteneklerini ve niteliklerini görmezden gelirken neler yapabilecekleri ve başarabilecekleri konusunda onları önyargılarla karşı karşıya bırakıyor. Sorun yalnızca incitici yorumlarla sınırlı değil, bu uygulamaların engelli kadınlara ilişkin oluşturduğu algıyı da kapsıyor. Kadınların görüşlerini dinlemek, düşüncelerini ve niteliklerini değerlendirmek yerine engellilikleri üzerinden ele alınıyorlar” dedi.
‘Kadınların kimlikleri engelliliğe indirgenmemeli’
Bu uygulamalarla mücadele etmek için özel gereksinimli bireylere yönelik bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Semira Bahti, sözlerinin sonunda şöyle konuştu:
“İhtiyaçlar yalnızca tıbbi muayeneler veya engellilikle bağlantılı hizmetlerin sağlanmasıyla sınırlandırılmamalı. Uygun iletişim ve erişim araçları sunulmalı, toplumsal katılımın ve seslerini duyurabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalı. Engelli kadınlar, bütün haklara sahip bireyler olarak tanınmalı ve kimlikleri engelliliklerine indirgenmemeli. Yetenekleri, sahip oldukları beceriler, deneyimler ve fikirler temelinde değerlendirilmeli; neler yapabileceklerine ilişkin önyargılara maruz bırakılmamalılar.”