Hak savunucusu kadınlar: Suriye seçimleri adil ve demokratik değil

Suriye’de gerçekleştirilen parlamento seçimlerini değerlendiren kadınlar, seçim mekanizmasının halk iradesini yansıtmadığını, kadınların ve Kürtlerin yeterince temsil edilmediğini belirterek, süreci “adaletsiz ve antidemokratik” olarak nitelendirdi.

SİLVA EL-İBRAHİM

Haber Merkezi - Suriye’de yakın zamanda gerçekleştirilen parlamento seçimleri, siyasi çevreler ile insan hakları ve kadın hakları savunucularının sert tepkilerine neden oldu.

Seçim sürecinin bazı toplumsal ve siyasi kesimleri dışladığı, halkın iradesini yansıtmadığı ve demokratik meşruiyetten yoksun olduğu yönündeki eleştiriler giderek büyüyor. Tepkilerin merkezinde, geçici yönetime parlamentodaki 210 sandalyenin 70’ini, yani koltukların üçte birini, doğrudan atama yetkisi veren seçim mekanizması yer alıyor. Eleştirmenler, bu sistemin seçimlerin temsil niteliğini zayıflattığını ve halk iradesini gölgede bıraktığını belirtiyor. Öte yandan, Kürt bileşenine ayrılan kotanın yüzde 20 ile sınırlandırılması ve kadın temsiline ilişkin düzenlemeler de tartışmaları derinleştirdi. İnsan hakları aktivistleri ve siyasetçiler, yerinden edilme dalgaları ve kayıt dışı nüfus gerçeği dikkate alındığında bu oranın adil olmadığını savunuyor.

‘Kadınlar süreçten dışlanıyor’

 

Demokratik Birlik Partisi İlişkiler Ofisi üyesi Laila Ahmed, Kobanê’de gerçekleştirilen seçim mekanizmasını eleştirerek partisinin süreçten çekilme nedenlerini anlattı. Kadınların süreçte tamamen dışlandığını belirten Laila Ahmed, adaylara oy vermek üzere yalnızca 100 kişinin seçildiğini söyledi. Daha önce Halep’teki seçim komisyonu için yaklaşık 200 kişinin aday gösterildiğini ifade eden Laila Ahmed, adayların büyük bölümünün reddedildiğini, kabul edilen isimlerin ise toplumun tüm kesimlerini temsil etmediğini kaydetti. Laila Ahmed’in kendisinin de seçim komisyonu tarafından aday gösterilen ancak reddedilen kadınlar arasında yer aldığı, aynı komisyona üyelik başvurusunun da kabul edilmediği dile getirdi.

‘Kürtlerin siyasi pozisyonunu zayıflatma girişimleri’

Seçimleri “adaletsiz ve antidemokratik” olarak nitelendiren Laila Ahmed, kazananların önceden belirlendiğini ve bunun seçim sürecinin yürütüldüğü atmosferde açık biçimde hissedildiğini söyledi. “Bu seçimler kabul edilemez çünkü halkın iradesini temsil etmiyor” diyen Laila Ahmed, ENKS’nin  tutumunu da eleştirdi. Kuzey ve Doğu Suriye Kürtlerinin temsilinin sağlanmasına rağmen konseyin Şam yönetimiyle ayrı görüşmeler yürüttüğüne dikkat çeken Laila Ahmed, bu parçalı yaklaşımın, özellikle Şam’ın bireysel temaslar üzerinden Kürtlerin siyasi pozisyonunu zayıflatma girişimleri nedeniyle, ülkedeki Kürtlerin geleceğini olumsuz etkilediğini savundu.

Avukat Rozef Keno ise Suriye’nin bir geçiş sürecinden geçtiğini belirterek, seçim mekanizmasının herhangi bir yasal zemine dayanmadığının altını çizdi. Geçen yıl kabul edilen ve seçimleri meşrulaştırdığı belirtilen anayasa bildirgesinin de hukuki açıdan tartışmalı olduğunu ifade eden Rozef Keno, parlamento seçimlerine ilişkin maddelerin “açık bir yasaya dayanmadığını ve anayasanın farklı bileşenlerine adil biçimde uymadığını” söyledi.

‘Kürtlere ayrılan yüzde 20’lik kota gerçekçi değil’

 

Kota dağılımının Suriye’deki toplumsal bileşenlere göre değil, coğrafi ve demografik ölçütlere göre belirlendiğini kaydeden Rozef Keno, bunun özellikle Kobanê ve Hesekê’deki seçimlerde açık biçimde görüldüğünü ifade etti. Kürtlere ayrılan yüzde 20’lik kotanın gerçekçi olmadığını kaydeden Rozef Keno, Kürtlerin büyük bölümünün halen yerinden edilmiş durumda olduğunu ve bir kısmının resmi kayıtlarda yer almadığını belirterek, “Bu nedenle Kürt halkı için kota coğrafi temele göre değil, bileşen esas alınarak belirlenmeli ve 40 sandalye ayrılmalıdır” dedi.

‘Kadınların katılımında kayda değer bir ilerleme yok’

Ayrıca seçim sürecindeki kusurları da detaylandıran Rozef Keno, “Orantılı temsil yerine coğrafi temelde seçim yapılması, Kürt partilerini kasıtlı olarak zayıf bir konuma getiriyor. Geçici başbakan 210 sandalyenin 70'ini belirliyor, yani parlamentonun üçte biri doğrudan cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor. Bu da yürütme organına parlamento kararları üzerinde mutlak kontrol sağlıyor ve halkın iradesini göz ardı ediyor. Özellikle cumhurbaşkanı şehirlerin tahsis ettiği sandalyelerin çoğunluğunu da seçtiği için bu durum halkın dışlanmasını pekiştiriyor. Dahası, seçmenler oylarını kendileri belirlediği için halkın seçim sürecinden haberi yok. Kadınların katılımına gelince; kadınlara parlamento kotası tanımak için insan hakları sözleşmelerine dayanan ülkelerle karşılaştırdığımızda oralarda kayda değer bir ilerleme görüyoruz. Suriye ise bu yasal gelişmelere ayak uyduramıyor, aksine üzücü bir gerileme yaşıyor" diyerek sözlerini tamamladı.

‘Suriye yönetimi radikal İslamcı bir zihniyeti benimsiyor’

 

Şêran ilçesinde Kongra Star Sözcüsü Nadia Hasso da, kadınların rolünün dışlandığı parlamento seçimlerine ilişkin kadın hareketinin tutumunu açıkladı. Nadia Hasso, “Suriye yönetimi, kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığını kabul etmede radikal İslamcı bir zihniyeti benimsiyor. Oysa kadınlar yeterli idari yeteneklere sahip ve Kuzey ve Doğu Suriye deneyimi, kadın liderliğinin en önemli örneklerinden birini oluşturuyor” sözlerine vurgu yaptı. Kadınlara ayrılan kotanın yüzde 14’ü geçmediğine dikkat çeken Nadia Hasso, “Bu oran yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının dışlanması ve marjinalleştirilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

‘Mücadele ettiğimiz zihniyetin kendini yeniden üretmesine izin vermeyeceğiz’

Kadınların toplumun yarısını temsil ettiğini dile getiren Nadia Hasso, “Kadınları dışlamak, toplumun tamamını dışlamak anlamına geliyor. Parlamentoda hak ettikleri oranda yer almamaları, haklarının korunmayacağı ve ötekileştirilecekleri anlamına geliyor. On yıllardır mücadele ettiğimiz zihniyetin kendini yeniden üretmesine izin vermeyeceğiz. Kadınlar son yıllarda büyük fedakarlıklar yaptı ve ağır bedeller ödedi. Parlamentoda kadınlara yönelik bu adaletsizlik, gösterdikleri fedakarlıklara karşı açık bir saygısızlıktır” dedi. Şam yönetiminin kendi politikalarını hayata geçirmek amacıyla istismar etmeye çalıştığı Kürt saflarının yeniden birleştirilmesinde kadınların öncü rolüne dikkat çeken Nadia Hasso, “Kürt birliğinin sağlanması ve halk olarak birliğimize zarar verebilecek her türlü boşluğun kapatılması gerekiyor” vurgusunda bulundu.