Eğitimden karar masasına: Tunuslu kadınların önündeki eşitsizlik duvarı

Sosyolog Necat Arari ve kadın hakları savunucusu Hacer Nasr, Tunus’ta kadınların eğitimdeki başarısına rağmen karar mekanizmalarında neden geri planda kaldığını değerlendirdi.

NAZİHA BOUSSAİD

Tunus – Tunus’un eski Cumhurbaşkanı Habib Burgiba’nın eğitim hakkını herkes için zorunlu hale getirmesinin ardından Tunus Ulusal Kadınlar Birliği, aileleri yasayı uygulamaya teşvik etmek amacıyla bilinçlendirme kampanyaları başlattı. Bu çalışmalar, giderek daha fazla kız çocuğunun okula başlamasına katkı sağladı.

Ancak ilk yıllarda yoksulluğun yaygın olması ve bazı ailelerin kız çocuklarını erken yaşta evlendirmek istemesi nedeniyle okulu bırakma oranları yüksekti.

Toplumun gelişmesi ve kız çocuklarının eğitim hakkını destekleyen yasa ve düzenlemelerin ilerlemesiyle birlikte kadınların eğitim alanındaki koşulları önemli ölçüde iyileşti. Kız çocukları eğitimlerine devam etme ve farklı eğitim kademelerini tamamlama konusunda daha fazla imkâna sahip olurken, elde ettikleri diploma ve nitelikler sayesinde iş gücü piyasasına katılma ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanma olanakları da arttı.

Tunus’ta 1990’lı yılların başından itibaren kız öğrencilerin eğitimde erkeklere kıyasla belirgin biçimde daha başarılı olduğu, bilimsel bölümlere daha fazla yöneldiği ve bu alanlarda üst sıralarda yer aldığı gözlemlenmeye başlandı.

Sosyolog Necat Arari, kız çocuklarının eğitime bağlılığını ve akademik başarılarını, kendilerini kabul ettirme, özgüven kazanma, hiç kimseden daha aşağı olmadıklarını kanıtlama ve ekonomik bağımsızlık elde etme isteğiyle ilişkilendirdi.

‘Kız öğrenciler başarıda öne çıkıyor’

Ancak Necat Arari, bu başarının diğer alanlarda aynı sonuçları doğurmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu başarının meyveleri başka alanlarda toplanmadı. Okullarda, üniversitelerde ve sınavlarda kız öğrenciler öne çıkıyor ve başarı sıralamalarında ilk sıralarda yer alıyor. Ancak eğitim alanından uzaklaşıp güç, liderlik, karar alma ve toplumsal tanınma alanlarına yaklaştıkça kadınların varlığı azalmaya, erkekler ise yeniden sahnenin merkezini kontrol etmeye başlıyor.”

Necat Arari, asıl sosyolojik sorunun kadınların eğitimdeki başarısından sonra ne yaşandığı olduğunu belirterek, “Bir toplum nasıl olur da eğitimli ve başarılı kadın nesiller yetiştirirken, iktidar ve karar alma mekanizmalarının kapısına gelindiğinde erkeklere erişim, konum ve tanınma konusunda avantaj sağlayan eski mekanizmaları yeniden devreye sokar?” diye sordu.

Günümüz ataerkil sisteminin önemli çelişkilerinden birinin artık kadınların eğitim almasını engellememesi olduğunu ifade eden Necat Arari sistemin kadınların başarısını kutlayabildiğini ancak bu başarının mutlaka güç, nüfuz ya da karar alma yetkisine dönüşmesini engelleyebildiğini söyledi. Bu durumun bilimsel sermaye ile iktidar sermayesi arasındaki farkı ortaya koyduğunu belirten Necat Arari, kadınların diploma, bilgi ve yetkinlik biriktirebildiğini ancak bu birikimin liderlik ve karar alma alanlarında eşit bir temsile dönüşmediğini ifade etti.

“Başarı sıralamalarında kadınların çoğunlukta olduğunu, buna karşılık karar alma ve ödüllendirme mekanizmalarında erkeklerin egemen olduğunu gördüğümüzde, bunun tesadüf ya da basit bir temsil sorunu olmadığını anlıyoruz” diyen Necat Arari, bunun değişen toplumsal koşullara rağmen erkek egemenliğinin ve ayrıcalıklarının yeniden nasıl üretildiğiyle ilgili daha derin bir mesele olduğunu belirtti.

Necat Arari, “Sorun yetkin kadınların bulunmaması değil, başarılı bir kadını kabul edebilen ancak onun karar sahibi olmasını hala kabullenmekte zorlanan bir sistemin varlığıdır” dedi.

‘Eşitlik alanında riskler ve gerilemeler yaşanıyor’

Eşitlik ve Kadın Hakları Cephesi Koordinatörü Hacer Nasr ise ajansımıza yaptığı değerlendirmede, istatistiklerin kadınların eğitim alanında erkeklerden daha başarılı olduğunu ve yükseköğrenim mezunu kadınların oranının erkeklerden çok daha yüksek olduğunu gösterdiğini belirtti. Buna karşın kadınların iş piyasasında iş bulma şansının erkeklere göre çok daha düşük olduğuna dikkat çekti.

Bu durumun eşitlik ilkesi açısından önemli bir gösterge olduğunu dile getiren Hacer Nasr, kadın ve erkekler için eşit istihdam olanaklarının sağlanmasının kadın hakları savunucularının temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Hacer Nasr, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesinin eşitliğin sağlanmasındaki önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları çok önemli. Çünkü ekonomik bağımsızlık, kadınların şiddet döngüsünden çıkmasını, kendi bağımsızlıklarını güçlendirmesini ve yaşamlarına ilişkin kararları daha özgür biçimde almasını sağlıyor.

Ancak karar alma mekanizmalarına baktığımızda sorun daha da derinleşiyor. Kadınların karar alma pozisyonlarındaki temsili hâlâ oldukça düşük. Bu durum, toplumdaki erkek egemen zihniyetin devam ettiğini gösteriyor. Kadınların karar alma merkezlerine ulaşamayacağı ya da liderlik görevlerinde başarılı olamayacağı yönündeki anlayış hâlâ varlığını sürdürüyor. Bu anlayış toplumsal cinsiyet kalıplarını güçlendiriyor ve kadınların liderlik ve sorumluluk gerektiren pozisyonlara ulaşmasını sınırlıyor. Kadınlar bulundukları görevlerde yeterliliklerini kanıtlamak için erkeklerden çok daha fazla çaba göstermek zorunda kalıyor. Erkekler ise çok daha az çabayla istedikleri pozisyonlara, özellikle siyasi ve karar alma mekanizmalarındaki görevlere ulaşabiliyor. Bunun temelinde erkek egemen toplum yapısının yanı sıra giderek yaygınlaşan kadın karşıtı söylemler de bulunuyor.

Kadınların karar alma mekanizmalarına ulaşamadığı bir ortamda kadın-erkek eşitliğine dayalı, dengeli ve güçlü bir toplum inşa edemeyiz. Kadınlar yasa ve politikaların hazırlanmasına aktif biçimde katılmalı, kurumların bütçeleri üzerinde söz sahibi olmalı ve erkeklerle eşit koşullarda karar alma mekanizmalarında yer almalıdır. Bunun için kadınların karar alma merkezlerine ulaşmasını sağlayacak politikaların oluşturulması gerekiyor.”

Yasalar var, uygulama yetersiz

Tunus’un kadın haklarının korunması konusunda önemli yasal kazanımlar elde ettiğini belirten Hacer Nasr, temel sorunun bu yasaların uygulanmasındaki yetersizlik olduğunu ifade etti. Mevcut yasaların uygulanma mekanizmalarının geliştirilmesi ve daha etkili hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Hacer Nasr, kadın hakları ve kadınların toplumdaki konumunda yaşanabilecek gerilemelerin Tunus açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, ülkenin tarih boyunca kadın hakları alanında öncü ülkelerden biri olarak görüldüğünü hatırlattı.

Hacer Nasr, elde edilen kazanımların korunması, kadın haklarının daha güçlü biçimde güvence altına alınması ve bu haklarda gerilemeye yol açabilecek her türlü gelişmenin önlenmesi gerektiğini vurguladı.