Werişe Muradi’den cezaevinde büyüyen çocuk için mektup

Werişe Muradi, cezaevinde doğup büyüyen küçük Tesnim için kaleme aldığı mektupta, kadın tutukluların ve çocuklarının yaşadığı ağır koşulları anlattı.

Haber Merkezi – İran’da cezaevlerinde koşulların kötüleştiği, idamların arttığı ve bazı kadın tutuklulardan haber alınamadığı yönündeki endişeler sürerken, siyasi tutuklu Werişe Muradi yazdığı mektupla, demir parmaklıklar arasında büyüyen bir çocuğun hikâyesini anlattı.

“Werişe Muradi’ye Özgürlük” kampanyası,  idam cezasına çarptırılmış Kürt siyasi tutsak Werişe Muradi’nin kaleme aldığı duygusal mektubu yayımladı.

Aylar önce yazılan mektup, İran’daki geniş çaplı internet kesintileri nedeniyle bugüne kadar paylaşılmadı. Mektup, Tesnim adlı küçük bir kıza ithaf edildi. Tesnim, Evin Cezaevi kadınlar koğuşunda annesiyle birlikte yaşıyor. Annesi Beluc siyasi tutuklu Nesime İslamzehi olan Tesnim, annesinin tutukluluğu sırasında cezaevinde doğdu ve hâlâ çocukluğunu parmaklıklar ardında sürdürüyor.

Bir çocuğun günlük yaşamını anlatıyor

Werişe Muradi’nin mektubu, cezaevindeki kadınlar ve çocuklarının yaşadığı insani dramı çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor. Mektupta, dünyayı yalnızca demir kapılar ve duvarlar üzerinden tanıyan bir çocuğun günlük yaşamı anlatılıyor.

Werişe Muradi, daha hayatının başında bir hücrede büyüyen bir çocuğun, dış dünyayı tanımadan önce demir kapıların kapanma sesini öğrendiğini vurguluyor. Tesnim’in ikinci yaşını kutlamak yerine gardiyanları saydığını, hayallerinin ise yalnızca ziyaretlerde camın arkasında geçen kısa dakikalardan ibaret olduğunu ifade ediyor.

Mektupta şu ifadelere yer verildi:

“Gözlerini açmadan önce dünyadan payına düşen şey bir duvar, bir kilit ve bir hücre olan bir çocukla aynı hücreyi paylaşmak zor.

Göbek bağı henüz annesinden kopmamışken demir kapıların kapanma sesini öğrenmiş bir çocuk…

İkinci yaşına geldiğinde doğum günü mumları yerine gardiyanları sayması…

Dış dünyaya dair tek hayalinin ‘Ziyarete gidecek misin?’ sorusuna sığması…

Sanki dünya, camın arkasındaki o birkaç dakikadan ibaretmiş gibi…

Babasının yüzü televizyon ekranında gösterildiğinde, ölümün ne olduğunu bilmeyen gözlerle sadece ‘baba’ diyebilmesi…

Ve o an, bir kelimeyle dünyanın yetim kalması…

Birisi cezaevinden çıktığında, acının ne olduğunu bilmeden sevinçle ‘Hadi ona şarkı söyleyelim, özgürlük özgürlük’ demesi…

Ama özgürlüğün bazı insanlar için ne bir kapı ne de bir gökyüzü açmadığını bilmemesi…

Büyümesi, elbiselerinin dar gelmesi ama bunu kaydeden tek bir fotoğrafın bile olmaması…

Oyuncaklara dokunmadan, çocuk kahkahaları arasında koşmadan bir çocukluk…

Ve daha dünyayı tanımadan adaletsizliği öğrenmek…

En ağır soru ise şu: Çalınan bu çocukluğun hesabını hangi vicdan verecek?”

Mektubun yayımlandığı dönemde, İran’daki siyasi tutukluların durumuna ilişkin endişeler artmış durumda. Özellikle savaşın başlamasından bu yana cezaevi koşullarının ağırlaştığı belirtiliyor.

Hak örgütlerine göre, Werişe Muradi ve birçok kadın tutukludan 50 günden fazla süredir haber alınamıyor. Aynı dönemde idamların artması ise, idam cezasına çarptırılanların akıbetine dair kaygıları daha da büyütüyor.